İki kredi derecelendirme kuruluşu Fitch ile Standard’s Poor’s Türkiye ekonomisine ilişkin kredi ve yatırım notlarını kırdılar. Cuma gece yarısı açıklanan kırık karne notlara ve gerekçelerine bakınca şaşırdık mı? Hayır.

Biliniyordu, bekleniyordu. Herkes tarafından yazılan, konuşulan konuları, gözümüze sokarcasına basit cümlelerle yazmış adamlar. Satır aralarına gizlenmiş, “öyle değil böyle, yalan konuşuyorsunuz” cinsinden lâflar filân da yok. Şimdi en büyük korkumuz, endişemiz bir süredir karnı şişen piyasaların bu iki açıklamaya göstereceği tepki.
30 Ocak 2017 Pazartesi günü tüm piyasalarda doğal olarak yüksek oranlarda hareketlenme olacağını söylemek maharet değil. Biz zaten oyuncu değil seyirciyiz. Sadece bu filimi daha önce görmüştük deyip bir daha seyredeceğiz.

Son üç aydır , döviz, faiz, kredi notu, teşvik, kredi, aflar, Trump, Suriye, anayasa, referandum derken günler yaşandıkça bir şeyler sıkıştı. Umarız piyasaların bu “sıkışma gazı” pazartesi günü kontrolü olarak çıkar. Kaygımız, isteğimiz bu günün ekonomi tarihimize bir başka kara gün olarak geçmemesidir.
Yüksek tutarlı sıcak para çıkışı, banka işlemlerinde daralmalar, cinsi ne olursa olsun her türlü para arayışı günü, borsada tahta kapatmaya kadar varan düşüşler yaşanır. Öyle ki gün bitmez. Bitse de bu defa artçı kara günler daha küçük çaplı kendini tekrar eder. Saat başı kararlar açıklanır, bizim için ekonomide en büyük gösterge olan doların inişi çıkışı baş döndürür. Hele faizler; bir gece yüzde 1,500 olur. Ardından zamlar, acı reçeteler birbirini takip eder. Çünkü ekonomide her şeyin arz talebe göre dengede tutulması gerekir.

Felâket tellâğı yapmıyoruz, yapmayız ama tutup şöyle yapılsaydı böyle yapılsaydı demenin de anlamı kalmadı. Geriye sadece filmin esas oğlan rolündeki Merkez Bankası’nın düşük profilli performansı akıllarda kaldı.
deta “maç eksiği olan futbolcular” gibi sahaya uzatmalarda giren Merkez Bankası kısa alanda kısa paslarla “parayı çevirme” yoluna gitti. Maç bitti, şimdi notlar veriliyor ama Banka maç sonrası “ iyi oynadık ama saha çamurdu” diye konuşan futbolculara benzedi.
Hani derler ya “şerbetliyiz bize bir şey olmaz” ama birader ortada ne şerbet kaldı ne de içecek hal. Krizler içinde yaşamaya devam.

PAYLAŞ
Önceki İçerikPromosyon istemiyoruz
Sonraki İçerikReferandum için seçim ekonomisi
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!