Geçen Aralık ayı başında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dövizlerinizi bozdurun” çağrısı, vatandaşlar tarafından akla hayale gelmeyen kampanyalara dönüştürülmüştü.

Döviz bozdurduğunu belgeleyenlere berberinden mezarcısına, taksicinden çiğ köftecesine kadar her yerde bedava, indirimli hizmetler, ürünler verilmişti.
Bazı KİT’ler, belediyeler, kamu niteliki kuruluşlar da “kayıtsız kalamazdık” diyerek dövizlerini liraya çevirme yarışına girmişler, bunu bir yerlere duyurmak için döviz bozdurma belgeleriyle hatıra fotoğrafları bile çektirmişlerdi. Bu gibi kuruluşların arka planında da “bir taşta iki kuş vurma uyanıklığı” vardı. Hem bir yerlere “şirinlik” yapmış olacaklardı, hem de “dolar düşer, yerine ucuzundan daha fazlasını koyarız” diye düşünmüşlerdi.

Ama böyle olmadı. “Dolar rüzgarı” yön değiştirdi. Ha bugün ha yarın düşer diye beklenirken tersine dolar hergün üç beş kuruş artışa geçti, 4 liraya yaklaştı. “Dövize promosyon” çığırtkanları anında kayboldular. Kampanyalara katılan herkes gibi 4 liraya yaklaşan dolara baka kaldılar. Sabah akşam ne kadar zarar ettiklerini hesapladılar.

Vatandaşlar ellerindeki avuçlarındaki birikimlerinde büyük zararlar ettiler.
Peki bu kamu kuruluşlarına ne demeli?. Basit bir hesapla Aralık ayı başında 3.3 liradan 10 bin dolar bozduran bir kamu kuruluşu 33 bin lira edindi. Ama bugün o 10 bin doları yerine koymak için en az 40 bin lira ödemek zorunda. Toplam zarar 150-200 milyon dolar, yaklaşık 800 milyon lira.
Şimdi sormazlar mı (eğer yazılı emir yoksa) “neden durduk yere hem de piyasalar alt üst olmuşken kurumunun dolarını, dövizini sattın? Kurumunu zarara uğrattın diye hesap sorulmayacak mı?

O dolarlar, dövizler “sırf bir yerlere yaranmak” için bozdurulmasaydı liraya ve halka en büyük hizmet verilmiş olurdu. Merkez Bankası böyle zor duruma düşmez, zamlar yapılmaz, enflasyon azdırılmaz, dolara talep yaratılmazdı.

Sakın “Sayın Cumhurbaşkanı istedi, çağrıyı duyduk, kampanyaya katıldık Dolar düşecek sanıyorduk, kandırıldık, aldatıldık, bilemedik. Önce Allah, sonra halkımız affetsin” demeyin.
Bu durum “bildiğimiz” Sayıştay ve diğer denetim kurumlarının raporlarında yer alır, hakkınızda en azından “kurumu zarara sokmak ve görevi süistimal etmekten” dolayı suç duyurusu yapılır, kamu davaları açılır.
Belki gün gelir sizin için de bir KHK çıkar, hakkınızdaki “usülsüz döviz bozdurma” suçlamaları düşer. Ben yazdım diye de KHK yapılma ihtimali yüksek şimdiden söyleyeyim.