Ana Sayfa Yazarlar Kalemin karşısına kalemle çıkılır. Kaba kuvvetle değil

Kalemin karşısına kalemle çıkılır. Kaba kuvvetle değil

166
PAYLAŞ

Osmanlı döneminde Padişahın hükümranlığını kontrol eden iki güç vardı: Kapıkulu askerleri ve ulema. Bu iki güç bir araya gelerek Sultan Genç Osman’ı tahttan indirebiliyor ve Deli Mustafa diye anılan ve gerçekten de deli olan I. Mustafa’yı padişah olarak ilan edebiliyordu.
1826 yılında Yeniçerilik ortadan kaldırılınca bu boşluğu iki farklı güç doldurdu. Bunlar Saray üzerinde gittikçe etkinliği artan “yabancı elçilikler” ve “basın-yayın”dı.
O zaman radyo ve televizyon olmadığı için Bâb-ı Ālî’nin yani hükümetin karşısında Cağaloğlu Yokuşu bulunmaktaydı. Cağaloğlu’nun kalem sahipleri belki çok zengin insanlar değillerdi ama hükümet üzerinde etkili olabiliyorlar ve zaman zaman siyasi oluşumların içerisine bizzat girebiliyorlardı. Ali Suavi ve Çırağan Sarayı Baskını tarih kitaplarına geçmiş önemli olaylardan birisidir.
İttihat ve Terakki iktidara göz diktiği zaman içerisinden doğduğu Jön Türkler hareketini destekledi. “İktidara düşman olan bizim dostumuzdur” mantığı ile Ermeni, Rum, Bulgar muhaliflerle işbirliği yaptı.
Filistin’de toprak satın almaya çalışan Siyonistlerle işbirliği yaptı. O da Fransızlar gibi “Hürriyet” diyordu, “Eşitlik” diyordu.
Ama iktidara gelince “kazın ayağı”nın o kadar uzun olmadığını anlamakta gecikmedi.
Ermeni taleplerini karşılamak bir yana Ermenilerin en büyük düşmanı oldu. Filistin’de Siyonistlere toprak satılmasının Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulması demek olduğunu anladı. Ama bunlardan çok daha önemlisi Galata Köprüsü’nde gazeteci kurşunlatılması oldu.
Cumhuriyetin ilk yıllarında da basına çeki-düzen verilmesi çabaları devam etti.
Medya, “Beşinci Güç” olarak önemini koruduğu sürece bu gücü kullanmak isteyenlerin medya üzerindeki tasarrufları devam edecektir.
Bunu anlamak mümkün. Ancak hiç kimse bunu yaparken yalan ve iftira ile amaca ulaşmaya çalışmamalıdır. Hele hele, bunu “kaba kuvvet” ile sağlamaya çalışmak bir saldırganlıktır.
Bu saldırganlığı yapmakta kendisini ne kadar haklı görse de sonuç olarak yapılan şey kaba kuvvettir, barbarlıktır. Kalemin karşısına kalemle çıkılır. Kaba kuvvetle değil.
’ı sevmeyebilirsin, kızabilirsin, nefret edebilirsin. Ama hiçbir şey kaba kuvvet kullanma hakkını hiç kimseye vermez.
Ahmet Hakan’a geçmiş olsun diyor ve yapılan saldırıyı kınıyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

2 Yorumlar

  1. İttihat ve Terakki iktidara göz diktiği zaman içerisinden doğduğu Jön Türkler hareketini destekledi. “İktidara düşman olan bizim dostumuzdur” mantığı ile Ermeni, Rum, Bulgar muhaliflerle işbirliği yaptı.
    Filistin’de toprak satın almaya çalışan Siyonistlerle işbirliği yaptı. O da Fransızlar gibi “Hürriyet” diyordu, “Eşitlik” diyordu.
    Ama iktidara gelince “kazın ayağı”nın o kadar uzun olmadığını anlamakta gecikmedi.
    Ermeni taleplerini karşılamak bir yana Ermenilerin en büyük düşmanı oldu. Filistin’de Siyonistlere toprak satılmasının Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulması demek olduğunu anladı. Ama bunlardan çok daha önemlisi Galata Köprüsü’nde gazeteci kurşunlatılması oldu.

  2. Saldırı ve kaba kuvvet her zaman kötüdür. Senin teröristin, benim teröristim diye bir ayırım olamaz. Komşuna bir saldırı olunca susacaksın, sana bir saldırı olduğunda çevreden yardım ve anlayış bekleyeceksin. Olmaz böyle bir şey.. Daha doğrusu olmamalı. Şiddete karşı samimi işbirliği istiyoruz.

Comments are closed.