Kahrolsunlar!!!

0
36

Kahrolsun NATO,
Kahrolsun ABD,
Kahrolsun AB,
Kahrolsun Batı,
Kahrolsun Doğu,
Kahrolsun, kahrolsun, kahrolsun…

Oldum olası “kahrolsun” ile başlayan cümleler beni huzursuz etmiştir…
1980 öncesi, “kahrolsun Moskova, kahrolsun Komünistler” sloganını attığım dönemlerde de, kendimi hep bir tuhaf hissetmişimdir!
Komünizme karşıydım…
Moskova’nın yayılmacı siyasetine karşıydım…
Ancak yine de “kahrolsun” sözcüğünden haz almıyordum. Yıllar sonra bu hoşnutsuzluğumun sebebini buldum!
Yaşasın Türkiye demenin ve bunu gereğini yerine getirmenin, kahrolmasını istediğimiz her halin panzehiri olduğunu  nihayet kavradım…
Evet, bizim en büyük hatamız sloganlar üzerinden bulunduğumuz mevzileri ve Türkiye’yi koruyacağımıza olan inancımızmış!
Oysaki “Yaşasın Türkiye” demenin bir slogandan öte bizlere büyük sorumluluk yüklediğini idrak edememiş ve o yüzden “kahrolsun” sözcüğünün arkasına saklanmışız…
Meramımı biraz daha anlaşılır hale getireyim…
Yaşasın Türkiye demek için;
1-Türk Lirasını, yeryüzünün  başat paralarının arasına sokmak,
2-Türkçeyi, yeryüzü dili haline getirmek,
Bu iki temel hedefi yerine getirmek için aklın, bilimin, ilmin, erdemin, kutsalların, hukukun üretimin, iktisadın, keşfin, coğrafyanın, tarihin, matematiğin, doğanın, özgürlüklerin, iç barışın, sanatın, kültürün ve diplomasinin, yerli yerince ve hakkıyla içini doldurmak gerekir…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Yeni bir devlet kurmanın ve onu yaşatmanın yolunun bu iki hedefin gereğini yerine getirmekten geçtiğini biliyordu, her adımını bu hakikatin ışığı altında attı. Atatürk’ün vefatından sonra, her yanlışımızı bir düşmana ciro edip “kahrolsun” sloganıyla kendimizi avuttuk durduk, savrulduk da savrulduk. Kahrolsun diyerek, nerdeyse kahrolacak noktaya kadar geldik dayandık!
Efendiler;
Bir Türk Lirasının, bir Dolar karşısında ki ederini görmeyip, “bir Türk Dünyaya bedeldir” hamasetini yaparak, NATO’yu, ABD’yi, AB’yi, Batıyı, Moskova’yı, şu İzm’i bu İzm’i kahredemeyiz!
Dolar okyanusu aşar gelir, Türk Lirasının yerine tedavüldeki para olur. En milliyetçi olduğunu iddia eden aktörleriniz bile, bütçe değerlerinden iç ve dış borcunuza kadar, tamamını Dolar üzerinden ifade eder!
Efendiler;
Diliniz nerdeyse yerel bir dil düzeyine inmişse, İngilizce okyanusu aşar gelir, eğitim diliniz olur!
Efendiler;
Ordunuzu; mühimmatından donanımına, eğitiminden konuşlanmasına kadar, kahrolsun dediklerinize teslim etmişseniz, hamaset yaparak bu kumpastan kurtulamazsınız!
Efendiler;
Kozmik odanız, hazineniz, şuranız buranız, kahrolsun dediklerinizin kontrolünde ise, türbinlere oynamanın, size de memlekete de hiç bir faydası olmaz olamaz!
Efendiler;
Bu güzel vatanımıza göz diken çıyanlar sırtlanlar, dünde vardı, bugünde var, yarında olacak, mesele sizin neyi nasıl yaptığınızla, nerede durduğunuzla alakalıdır, gerisi lafı güzaftır vesselam!

Paylaş
Önceki İçerikÖğretmenler Günü
Sonraki İçerikMaskelilerden kurtulmalıyız!
Gürcan Dağdaş

54. Cumhuriyet Hükümeti’nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP’den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP’den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.