DENİZ, göl, ve nehir sistemlerindeki sazlık, çalılık ve ormanlık alanlarda yaşayan, ince uzun bacaklı, boz renkli, sarı veya yeşil renkli gözlere sahip Kafkasya kökenli saz kedisi, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan türler arasında. Isparta’da türün popülasyon durumu, yayılışı, sorunları ve çözüm önerileri mercek altına alındı.

Türkiye’de Isparta Eğirdir Gölü, Ankara Nallıhan, Antalya Manavgat Çayı, Denizli Porsuk Çayı ve Adana Akyatan Gölü’nde kayıt altına alınan Kafkasya kökenli saz kedisi, nesli yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan türler arasında yer alıyor. Isparta yöresinde bu türün popülasyon durumu, yayılışı, sorunları ve çözüm önerilerine yönelik tespitlerle ilgili 2015 yılında başlatılan çalışma devam ediyor.

İlk araştırmaları Doç. Dr. Ebubekir Gündoğdu, Dr. Emrah Tagi Ertuğrul, öğretim görevlisi İsmet Ceyhun Yıldırım, Ogün Çağlayan Türkay ve Hacı İbrahim Güzel’den oluşan ekiple 2005 yılında yaptıklarını belirten Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yasin Ünal, 2015 yılında ise Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) 6. Bölge Müdürlüğü ve SDÜ arasında yapılan 3 yıllık protokolle çalışmalara yeniden başlandığını belirtti.

YENİ YÖNTEMLERLE İZLENİYOR

Yrd. Doç. Dr. Yasin Ünal, Isparta’nın Eğirdir- Hoyran’da yürütülen çalışma sayesinde Türkiye’de nesli tehlike altında olan ve Isparta yöresinde yayılış gösteren türün sorunları ve çözüm önerilerine yönelik tespitlerin belirleneceği kaydetti. Saz kedisinin avcılık, habitat kaybı, bataklıkların tarım alanlarına dönüştürülmesi ve kemirgenlerle mücadele sonucu avlarının azalması sorunuyla karşı karşıya kaldığını iaktaran Yrd. Doç. Dr. Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu türün Isparta yöresinde Eğirdir Gölü, Beyşehir Gölü ve çeşitli küçük göller civarında yayılış gösterdiğine dair çeşitli kayıtlar bulunmaktadır. Avlanması yasaktır, ancak ne bölgede, ne de Türkiye’de herhangi bir doğal alanda saz kedisinin popülasyon durumu, yoğunluğu ve büyüklüğü, maruz kaldığı biyotik/abiyotik etkilerle ilgili bir çalışma yapılmıştır.”

Eldeki tüm verilerin kaçak avcılık, kaza sonucu ölü bulunanlar ve DKMP 6. Bölge Müdürlüğü personelinin koruma faaliyetlerinde ortaya çıkardığı tespitler, bilinçli yöre halkından gelen bildirimler sonucunda ortaya çıktığını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Ünal, “Ancak bu veriler türün yayılış alanları hakkında kısmen bilgi vermekten öteye geçememiştir” dedi.

EĞİRDİR’İN SEÇİLMESİNİN NEDENİ

Eğirdir’in Hoyran bölümünün başlangıç alanı olarak belirlendiğini, ilerleyen dönemlerde Isparta yöresinin çeşitli mevkilerinde çalışmalar yapılacağını sözlerine ekleyen Yrd. Doç. Dr. Ünal, şunları söyledi:

“Bu proje üzerine fotokapan çalışmaları ve gece spot ışıkla çalışmalar yapmaktayız ve yöre halkını saz kedisi hakkında bilgilendiriyoruz. Ayrıca Isparta ili ve civarında yayılış gösteren saz kedisi popülasyonunun izlenmesi, yayılış alanlarının belirlenmesi, yoğunluklarının tespit edilmesi ve bu aşamada DKMP 6. Bölge Müdürlüğü ile SDÜ arasında model oluşturacak etkin bir işbirliğinin sağlanması amaçlanmıştır.”

TÜRKİYE’DEKİ SAYILARI BİLİNMİYOR

Saz kedisinin genellikle su ve yoğun vejetasyon örtüsü barındıran, özellikle sazlık, bataklık, göl kıyıları ile dere ve nehir kenarı gibi sulak alanlarda yayılış gösterdiğine dikkati çeken Yrd. Doç. Dr. Ünal şöyle konuştu:

“Ayrıca çöllerde, vaha yakınlarında ya da nehir yatakları boyunca, nemli çayırlarda, çalılık, ağaçlık ve kuru yaprak döken ormanlardan nemli ormanlardaki açık alanlarda, ağaç kovuklarında, köprü altlarında yaşadıkları belirtilmektedir. Türkiye’deki sayıları ile ilgili bilgi veremiyoruz, çünkü bu türle ilgili Türkiye’de çok az sayıda çalışma yapıldığı görülmektedir. Mesela bir örnek verilirse, Dünya Doğayı Koruma Vakfı (World Wide Fund for Nature) WWF- Türkiye, 2010 yılında Adana Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün onayı ile bölgede saz kedisi popülasyonunun saptanması ve korunması çalışmalarında, Adana- Akyatan’da 38 saz kedisi tespit edilmiştir.”

Saz kedisinin dünyadaki dağılımının geniş olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Ünal, “Bu türün Kafkasya kökenli olduğu ve ülkemize Kafkasya tarafından geldiği düşünülmektedir” dedi.

AVLANILMASI YASAK

Saz kedisinin neslinin tehlike altında olmasının nedenlerini ziraat alanında kullanılan ilaçlar, bataklıkların tarım alanlarına dönüştürülmesinden kaynaklanan habitat kayıpları, habitat bölünmeleri ve kemirgenlerle mücadele sonucu avlarının azalması şeklinde sıralayan Yrd. Doç. Dr. Ünal şunları kaydetti:

“Avlanılması yasak, ancak nadiren avcılar tarafından yanlışlıkla avlanmaktadır. Tarım arazilerinde zirai ilaçların kullanılması sonucu kemirgenlerin azalmasına, suların zehirlenmesine ve zehirlenen kemirgenlerle beslenmesi saz kedilerinin azalmasına sebep olmaktadır. Yine ticari amaçla sazlıkların kullanılması bu alanları kullanan saz kedilerinin barınma ve besin açısından sıkıntı yaşamasına neden olmaktadır.”

Yrd. Doç. Dr. Ünal, saz kedisinin doğadaki sorunlarının çözümü için tarım arazilerinde kullanılan zirai ilaçların denetiminin sıkılaştırılmalı ve suların zehirlenmesinin önlenmesi gerektiğini vurguladı. Saz kedisinin zehirli sulardaki balıklar ve zehirlenen kemirgenlerle beslenmesinin engellenmeye çalışılması gerektiğini de vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Ünal, “Tarım arazisi yakınındaki akarsu, göl ve nehirlerin su analizleri sıklıkla yapılarak kontrol edilmelidir. Habitat olarak kullandıkları bataklık ve sazlıkların tarlaya dönüştürülmesi engellenmelidir. Bu tür hakkında bölgede yaşayan halka bilgi verilmelidir” diye konuştu.