Kafayı yememek için!

0
83

Sadece tek bir sabah için olsa da, insan güne moral bozukluğuna kapılmadan başlamak istiyor… Ne var ki; yataktan kalkıp, yazılı bir görüntülü medyaya göz attığınız anda “Türkiye’de yaşadığınız gerçeği” çarpıveriyor yüzünüze…

Örneğin 2017’in Şubat ayına; “Freedom House adlı kuruluşun yayınladığı Dünyada Özgürlük 2017 raporunda Türkiye’nin, ‘bir yıl içinde özgürlüklerin en fazla kötüye gittiği ülke’ olarak yer aldığı” haberiyle başlamak gibi…

Bu rapor “Popülistler ve Otokratlar: Küresel Demokrasiye Çifte Tehdit” başlığını taşıyor ve 195 ülke değerlendirmeye almış. Bunlardan 87’si ‘Özgür’, 30’u ‘Kısmen Özgür’, 49’u ‘Özgür Değil’ kategorilerinde inceleniyor…

Tam Türkiye’nin ‘Kısmen Özgür’ ülkeler kategorisinde” yer aldığını görüp üzülecekken, “bir yıl içinde özgürlüklerin en çok kötüye gittiği ülke” olduğunu görüp, kahroluyorsunuz… Bu yetmiyormuş gibi, “son 10 yılda özgürlüklerde en çok kötüye gidişin yaşandığı ülkeler” sıralamasında Orta Afrika Cumhuriyeti’nin ardından ikinci sırada yer alıyor…

Siyasi çalkantılar nedeniyle son dönemde dünyanın gündeminden düşmeyen Afrika ülkesi Gambiya’yı bile gölgede bırakmış Türkiye…

Raporda ülkelere 0’dan 100’e kadar puan veriliyor ve Türkiye’nin geçer yıl “53” olan puanı, bu yıl düşürülüp “38” olmuş…

Tam kendinizi “şimdi bir yetkili çıkıp, aslında lider ülke Türkiye’nin özgürlükler konusunda da tam anlamıyla lider ülke olduğunu ve bu Rapor’un ‘başarılarını kıskananların’ tezgâhladığını söyler” diye avutmaya çalışırken, bir şok daha geliyor…

…Ve Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım’ın, Türkiye’ye ait olan ve Yunanistan tarafından işgal edilen 18 adanın “Silah deposu ve karakol” haline getirildiği yolundaki sözlerini sindirmeye zorlanıyorsunuz…

Ümit Yalım, Kardak kayalıklarının hemen arkasında yer alan ve yaklaşık İstanbul’daki Büyükada büyüklüğünde olan Kelemez adasına, “Yunan askerleri ile birlikte top ve uçaksavar gibi ağır silahlar yerleştirildiğini, mühimmat yığıldığını” söylüyor… İzmir Körfezi’ne yakın adaların da aynı durumda olduğu ve başta İzmir olmak üzere menziline aldığı iddiaları var bu arada… Yapabileceğimiz tek şey, kendimizi “Hurra, artık dört yanımızı düşmanlarla çevirmeyi becerdik(!)” diye sevinmek(!) olabilir bu durumda…

“Bu güne bu kadar yeter” diyerek; Abdülhamit’in torunu Nilhan Osmanoğlu’nun, “Benim oyun tabi ki ‘ebet’ten yana. Bunun birçok sebebi var. Parlamenter sistemin benim değerlerime, benim dava adamı gördüğüm kişilere hep zarar verdiğini düşünüyorum.” açıklamasını ciddiye almazsınız artık… Sırf kafayı yememek için..!