Başbakan Binali Yıldırım, 2018 yılında kamuya 110 bin memur alınacağını açıkladı. Bu açıklamanın yapıldığı gün yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname ile de yine 450 bin taşeron işçi devlette kadro sahibi oldu.

İlk bakışta, “A, ne güzel! İnsanlar güvenceli iş sahibi oluyor” diye sevinilebilir ama işin perde arkasına bakıldığında aşırı istihdamla kamu kaynaklarının israf edildiği, yatırıma, hizmete gidecek paranın maaş olarak ödendiği gerçeği ortaya çıkar.
++
Önümde Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı’nın raporu var.
2017 Temmuz ayı itibariyle devlette 2 milyon 449 bin memur, 17 bin 400 hakim ve savcı, 128 bin öğretim elemanı, 241 bin askeri personel olduğu belirtiliyor.
Şimdi bunlara yukarıda belirttiğim gibi 450 bin+110 bin, yani 560 bin kişi daha eklenecek.
++
Peki, devletin bu kadar kişiye ihtiyacı var mı?
Hakim, savcı, öğretim elemanı, polis ve askeri personeli bir yana bırakarak söylüyorum, diğer kadroların önemli bir bölümü gereksizdir.
Yıllarca bürokraside yöneticilik yaptım. Tespitim şudur:
Devlette bir yumurtayı 10 kişi taşır ama sonuçta kırar.
Sonra da yumurtayı kıranlardan değil tavuklardan hesap sorulur.
++
Türkiye’nin ciddi bir işsizlik sorunu var.
Bu sorunun çözümü devlet kadrolarını sürekli şişirmekten değil, özel sektörü teşvik etmekten, üretime dönük yeni iş alanları yaratmaktan, tarım ve hayvancılığı geliştirmekten geçer.
++
Kadroları sürekli şişirenlerin şunu da unutmaması gerekiyor:
Devlet, aldığı her memur için yaklaşık 70-80 yıl maaş ödenmek zorunda kalıyor.
Bir örnekle açıklayayım:
25 yaşındaki bir genç devlet memuru oldu. 40 yıl yani 65 yaşına kadar çalışıp emekliye ayrıldı.
Ölünceye kadar 30 yıl da emekli maaşı aldığını farz edelim.
Ne eder?
40+30, eşittir 70 yıl…
Ölümünün ardından şayet yaşıyorsa eşi ve bekar kızı onun maaşını almayı sürdürürler.
++
Devlet kadrolarını gereksiz yere şişirmek geçmişte Süleyman Demirel’in başbakanlığı sırasında kadınları 35, erkekleri 40 yaşında emekli etmesi kadar yanlış bir uygulamadır ve olumsuz etkileri sadece önümüzdeki birkaç yıla değil 70-80 yıl sonraya bile yansır.
Benden söylemesi…