İstanbul’da bir kadın, bir diğer kadın tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Öldürülen kadın, “Melekler ile Yaşamak” kitabıyla tanınan yazar … Onu öldürdüğü açıklanan kadın ise Sinem Koç…

Geçmişte defalarca tanık olduk. Ölen kadın, öldüren erkek olduğu zaman, Türkiye’de ne kadar kadın derneği varsa ardı ardına açıklamalar yapar, erkek şiddetinin son bulması için yetkilileri uyarır. Hatta yürüyüşler düzenler, pankartlar açar, sloganlar atar.

Bu defa ölen de öldüren de kadın olduğu için söz konusu dernekler olayı görmezden gelmeyi tercih etti.
Son derece yanlış bir tavır bu.

Kadın derneklerinin, sadece kadına yönelik şiddete değil genel olarak şiddete karşı çıkması gerekir.
Kadının kadına şiddetini görmezden gelip erkeğin kadına şiddeti karşısında ayağa fırlamak ne insani ne de vicdani bir harekettir.
Canlı bomba görevi üstlenen, yüzlerce masum insanın ölmesine neden olan teröristler arasında çok sayıda kadın olduğunu da kadın derneklerine hatırlatmakta yarar var. Nedense o kadın teröristler konusunda da tek bir açıklama bile yapılmıyor kadın derneklerinden…

Kadın derneklerinin bir diğer hatalı tutumu da şu:
Erkeğin erkeğe şiddeti neredeyse olağan karşılanıyor.

Bir erkek bir kadını öldürdüğünde adeta kıyameti koparan kadınlar erkekler birbirlerini öldürdüğünde yine sessizliği tercih ediyor.
Kadın derneklerinin, kadının kadına şiddeti karşısında sessiz kalmaları yetmiyormuş gibi, Suriye’de yaşanan iç savaşta öldürülenler konusunda sessiz kalmaları da ürkütücü boyutlarda.
Bu derneklerin galiba kendilerine çeki düzen vermeleri, yönetici kadrolarını acilen yenilemeleri gerekiyor.