Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, Ülkemizde kadınların ikincil vatandaş konumunda olduğunu ileri sürdü.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, ile yaptığımız röportajda Türkiye’de yaşayan kadınların sorunları toplumdaki yeri ve bu gibi birçok konuya değindik.

Federasyon başkanı Canan Güllü ‘’ kadınlarımız toplumuzda doğurganlığı ve doğruma yöntemleri üzerine ahkâm kesilen bir ikincil vatandaş durumunda’ ’diyerek aslında toplumumuzun bir çok kesiminin aslında kadına ve kadın haklarına nasıl baktığını özetlemiş oldu.

Toplumun gelişmesinde en büyük katkıyı sağlayan kadınların yılda bir kez anılmasına ve gündeme gelmesine de ‘’yılın bir gününde değil her daim gündeme getirilerek toplumsal duyarlılık yaratmadığımız müddetçe sıkıntı bitmez. Bugün 8 Mart öyleyse sokaklara çıkıyor ve sıkıntılarımızı dile getiriyoruz’ ’dedi. Federasyon Başkanı Canan Güllü ile yaptığımız
söyleşi şu şekilde ;

Soru: Öncelikle sizleri ve federasyonunuzu tanıyalım.

Canan GÜLLÜ: Federasyonumuz 1976 yılında kurulmuş bir üst çatı örgütü. Bünyesinde bulunan üye derneklerle çalışmalarını 186 noktada 52.500 kişi ile yürütmektedir. 16 ülkede temsilciliği vardır. Ayrıca profesyonel olarak işletmekte olduğu bir Acil yardım hattı vardır. Şiddet ve istismar konusunda 0 212 656 96 96 numaraya başvuran mağdurlara destek vermektedir. Kadın istihdamı, Haklar, Sanat ve eğitim konularında çalışmalar yürütmektedir

Soru: Türk toplumunda kadının yerini nasıl görüyorsunuz? Sizce hak ettiği yerlere gelmesi için daha neler yapılması gerekli?

Canan GÜLLÜ: Aslında Türk toplumunda kadın Osmanlı dönemindeki mücadelesi ile Atatürk ün yasal zemine oturduğu birey olma hakkını almıştır. 1924 Medeni Kanun ve 1934 Seçme ve seçilme hakkı ile kazanılmış hakların ilk sahiplerindendir kadınlar. Ancak günümüzde din ve siyaset kavramları içine sıkıştırılan ve nemalanılan kimlik haline gelmiştir. Günah ve ayıp kalıpları kadınları birey olmaktan kişiye indirgemiş ve kadın sokaklarda tecavüz edilen tacize uğrayan öldürülen ve aile tanımının içinde yer alması neredeyse zorunlu hala gelen kimlik durumuna gelmiştir. Doğurganlığı ve doğruma yöntemleri üzerine ahkâm kesilen , bir ikincil vatandaş durumunda. Dolayısıyla hak ettiği yere tekrar yükseltilmesi politik söylemler yerine anayasadaki eşitlik ilkesinden yola çıkarak hak kullanımlarının desteklenmesi ile mümkündür.

Soru: Çalışma hayatında kadının hak ettiği değeri aldığını düşünüyor musunuz?

Canan GÜLLÜ: Birçok yasal düzenleme yapıldı kadınlar için. Ancak tüm bu sistemler kadınların çalışma hayatından uzaklaşmasına zemin hazırladı. Esnek çalışma kamuda kolaylıkla uygulanırken özel sektörün sıcak bakmadığı bir uygulama. SGK konusundan çalışan kadının hak kaybına uğradığı modeller işe yaramıyor. Kreş ve yaşlı bakım sorunu için merkezler açılmadığı sürece bu sorun halledilemez. Öyle babaannelere sadaka niyetine verilen sürdürülebilirliği olmayan dönemsel çözümler işe yaramaz.

Soru: Kız çocuklarının eğitimi hakkında herhangi bir çalışmanız var mı?

Canan GÜLLÜ: Bizlerde kız çocuklarının okullaşmasından yanayız. Ancak 4+4+4 sistemi ile kız çocukları ilk 8 den itibaren okuldan ayrılmakta 2014-2015- yılları arasında 672.000 çocuk örgün eğitimden ayrılarak açık öğretime devam edeceğini söylemiştir. Oysa bu süreçte erkekler çıraklık kızlar ise erken yaşa gelinleri olarak topluma karışmıştır.. Bizler üye derneklerimizle kızların okullaşması gayretindeyiz ve saha çalışmaları yapmaktayız.

Soru: Kadına uygulanan erkek ve toplum şiddeti hakkında neler söylersiniz? Yasalar ve yaptırımlar toplum da kadını korumak için yeterli mi?

Canan GÜLLÜ: Yasalar yeterli. Ama uygulamada çok ama çok problem var. Uluslararası İstanbul sözleşmesi bu şiddeti önlemek için yeterli. Ancak yasa uygulayıcıların zihinsel dönüşümleri sağlanmadığı için yetersizlik diz boyu. Otobüste tekmelenen Ayşegül Terzinin Ya da parkta dayak yiyen hamile kadının faili serbest kalabiliyorsa sorun buradan kaynaklanıyor. Yargılama usul ve esasları içselleştirilmiyor. Ayrıca 7/24 koruma ve tedbir kararları yetersiz uygulandığı için kadınlar mahkeme önlerinde ya da tedbir kararı varken öldürülüyor.

Soru: Kadın vekiller tarafından Meclis’te yaşanan şiddet görüntüleri hakkında neler söylersiniz?

Canan GÜLLÜ: Rezaletin daniskası denilen bir tabir vardır Türkçede sanırım kullandığında tam tarif edemiyor. Protesto hakkı vardır dünyanın tüm ülkelerinde. Ama o protestoyu kırmak için erkekten talimat alan kadın vekil dünyada yoktur. Dolayısıyla yaşananlar karar mekanizmalarında kadınların geleceği açısından eksi puan yaratmıştır.

Soru: Kız çocuklarının küçük yaşta evlenmeleri hakkında neler söyleye bilirsiniz?

Canan GÜLLÜ: Bu olaya göz yuman herkes cezalandırılmadıkça bu yara kanar. Muhtar, komşu, aile, kamu yetkilileri hepsi bu sonuçtan sorumludur.