Dün sabah haberlere şöyle bir baktım, Hemen hepsinin manşetinde , “Yeni akit gazetesi genel yayın yönetmeni öldürüldü” yazıyordu.
Önce şaka gibi geldi sonra gerçek olduğunu anlayınca, şaşırdım.

Ne tür bir olaya kurban gittiğini merak ettim.
Sonuçta bir gazeteci öldürüldüğünde siyasi mi, yoksa adli bir vaka mı merak edilir.
Siyasi olarak öldürülmemesi beni rahatlatsa da (Çünkü fikirlerinden dolayı insanların öldürüldüğü bir ülke kaosa açık demektir ve bu bir tehlike işaretidir) bir insanın adi cinayete kurban gitmesi elbette üzücü.
olarak çizgisini çok sevmesem de sonuçta fikir fikirdir diye saygı duyuyorum dolayısıyla ölüm haberleri de güzel bir değildir benim için.
Haberin detaylarını okuyunca Yeni Akit genel yayın yönetmeninin öldürülme sebebinin, kızını korumak ya da korumaya çalışmak olduğunu gördüm.
Bir babanın öz kızına korumaktan başka bir amacı olabilir mi?
Tersini yapan, kızına zarar veren baba normal değildir.
Dolayısıyla bir baba olarak kızını damadına karşı savunması, evladını elin adamının önüne yem olarak atmaması doğru olandır. Ancak Yeni Akit genel yayın yönetmeni bu davranışın karşılığında ağır bir bedel ödemiş.
Cinayetten sonra gidip teslim olan damat, aynı zamanda karısını da bıçaklamış. Değişen bir şey yok, erkek şiddeti ve her yerde…
Yine bir kadına uygulanan şiddetin sonucunda yaralı ve ölü var.
Bu duruma nasıl gelindi elbette bilinmez. Rahmetli dedem, “birisi için katil dendiği zaman iki kere düşünün acaba neden katil oldu?” derdi.
Bize hep bunu öğretti, yani “aslında katile de empati yaparak hak verilebilir” demek istedi belki.
Ama gelişen dünyada, medeni insanların dünyasında, hiçbir sebep uygulanan şiddeti haklı çıkarmaz. Hangi sebep olursa olsun cinayeti gerektirmez  ve haklı bulmaz.
O yıllarda belki böyle düşünmek doğru kabul ediliyordu,  hani cezalarda hafifletici sebepler de diyor ya işte onlardan sayılıyordu. Bu hafifletici sebepler her zaman geçerlidir ama sonu ölümle biten olaylarda geçerli olmamalı.
Bir canı ellerinizle alıyorsunuz, o hayata son veriyorsunuz ve sonra hafifletici sebepleri ortaya koyuyorsunuz, “beni kışkırttı kızdırdı”, şudur budur…
Hala çözemedim, kanunlar önünde insan hayatının, özellikle kadın hayatının değeri az mı, yoksa uygulamada mı bir sıkıntı var  çözemiyorum.
Giderek, daha da artan kadın cinayetlerine anlam veremiyorum.
Kadın şiddetinin üzerinden yakınlarının da şiddet kurbanı olması, önlenemeyen bir sonuçtur. Biraz toplum kültürünün de yasalara paralel değiştirilmesi ve yükseltilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü her şeyi yasalarla değiştirmek mümkün olmayabiliyor.
Devletin, kadına şiddete karşı toplumun kültürel yapısını değiştirmeye yönelik çalışmalar yapması gerektiğine inanıyorum.
Pek çok fikir kafamda cirit atıyor. Keşke kadın ve aileden sorumlu bakan olsaydım diyorum. Çünkü ülkemizin baş edemediği önemli bir sorunu çözmek istiyorum.

PAYLAŞ
Önceki İçerikYetenekli öğrencilere Erdemir’den ödül
Sonraki İçerikLimonatanın yarısını içti, masada öldü
Rana Elik
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye'nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6'ya geçti,6 ay sonra Amerika'ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.