Her nedense dünyadaki bütün fizik, matematik ödüllerini, bugüne kadar erkekler kazanmış. Az da olsa kadın bilim insanları da var tabi. Geçen hafta nedense bunları tam düşünürken, yani “acaba kadınlardan niye fizikçi, matematikçi pek çıkmaz” derken epey kafam karışmıştı.

Kimseyi suçlamadım, şartların, kadınları ve erkekleri yönlendirme koşullarına takıldım kaldım. Aslında bilime kendini adamış çok değerli kadınlarımız var, genetik, astronomi vb üzerine çalışan tabii. Ama erkeklere oranla bu sayı oldukça düşük. Ben bunu tamamen yaşam koşullarına bağlıyorum, zeka farkına değil. Bugüne kadar çok değerli buluşlar yapan kadınlar var elbette ama bu sayının çok daha fazla olabilecekken, olamaması düşündürücü. Kız çocuklarının yaşamdaki ve ailedeki yeri ve rolü düşününce aslında sorunun cevabı bulunabiliyor. Ama bu konuda pozitif ayrımcılığın yapılması ve kız çocuklarının desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. İşte tam bunları düşünürken dünkü haberlere bir baktım ki, Fields” ödülüne layık görülen tek kadın matematikçi olan Maryam Mirzakhani, hayatını kaybetmiş. Hem de sadece 40 yaşında.
Böylesine değerli bir bilim insanının kansere yenik düşmesi, bilimin de kansere yenik düşmesi anlamına geliyor. Hemen birçok hastalığa çare bulunduğu halde kanserle baş edilememesi, insana şunu söylettiriyor: “Ey bilim, neredesin, hadisene şu kansere bir çare bul artık”!

Matematik dünyasının Nobel’ini kazana kim bilir daha ne katkılarda bulunacak olan bir bilim insanı incecik bir kadın meme kanserine karşı olan savaşı kaybetti. Her açıdan dramatik bir ölüm. Bir süredir Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Stanford Üniversitesi’nde çalışıyorken kim bilir daha ne çalışmalar yapabilecekti.
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Mirzakhani’nin ardından “acı bir ölüm” demiş. En azından “başı açık kâfir kadındı” dememesi bile İran’daki pozitif değişime bir umut olabilir diye düşünüyorum.

Maryam Mirzakhani’nin ölümü benim için etkileyici bir ölüm oldu sanıyorum bu hafta Mirzakhani’ye ve diğer kadın bilim insanlarını düşünüp, okuyacağım.

PAYLAŞ
Önceki İçerikCHP’li Tanrıkulu’dan ‘kayyum’ raporu
Sonraki İçerikPınar Karşıyaka’da İnanç Koç dönüyor
Rana Elik
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye'nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6'ya geçti,6 ay sonra Amerika'ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.