Kabenin tapusu

0
112

Suudi Arabistan açıklama yapmış: “Katar’ın, Mekke’yi uluslararasılaştırma talebi saldırgandır ve krallığa savaş ilanıdır” demiş. Ardından eklemiş; “Suudi Arabistan, Kabe’ye, uluslararası statü verilmesi için çalışan herkese, karşılık verme hakkını saklı tuttuyor”…

Katar’ın böyle bir talepte bulunup bulunmadığı bilinmez ama Doha yönetimi, Suudileri, “haccı siyasileştirmekle” eleştirmiş ve Birleşmiş Milletlere başvurmuştu.
Kabe’nin kaderinin Suudların elinde olması biraz acayip bir durum. Çünkü bunu kullanıyorlar. Kabe’den elde edilen gelirin değeri hiçbir yerden elde edilen turizm geliriyle mukayese edilemez, o denli yüksek yani.

Kazandıkları parayla bugüne kadar bir müslümana yardım etmiş değiller. Etmeleri gerekir çünkü orası müslüman ziyaretçilerin parasıyla ihya oluyor. Ama bir kuruşu müslümanlara hayır etmiyor. Hangi Suriye’liyi almışlar, yardım etmişler? Avrupa bile kapılarını açarken, Suudi Arabistan bir kişiyi bile almadı, yardım da etmedi.
Filistinliler inim inim inlerken Kabe zengini Suudlar, sadece seyretti, ABD ile kadeh kaldırdı. Bu bir sır değil, ABD de uluorta gezen Suudi kraliyet ailesi bir elinde viski, öbür elinde bir sarışın mankenle, petrol ve Kabe’nin gelirini açtır çayır yiyorlar. Uzağa gitmeyelim; cennet koylarımızda demirledikleri teknelerin Çde yine aynı şekilde partilerin en çılgınını yaşıyorlar…

Kabe gelirinin böyle harcanması ne kadar doğru?
Ya da Kabe’yi bunların yönetmesi doğru mu?
Bence Katar’ı yemeye karar vermiş Suudi önce kendine baksın ve dua etsin tüm müslümanlar onlara karşı ses çıkarmasın. Osmanlı’dan Atatürk’e kadar, Türkler en iyi niyetleriyle sahip çıkıp bakmışlardır. Suudların yaptığı ise bambaşka birşey. Kabe’nin tapusu ellerinde, keyif yapıyorlar.
Bence bir an önce ortak bir islam heyeti Kabe’yi kontrol ve yönetim hakkına sahip olmalı. Belki bu kıvılcıma Katar sebep olur, kimbilir…

PARK KAMU ALANI MI?

Yıllardır oturduğum Teşvikiye’de, sık sık gittiğim yerdir Maçka parkı. Betonlaşmış bir bölgenin içinde nadir kalmış yeşil alandır. Sahip çıkmamız kollamamız korumamız gereken bir parktır. Ben gündüzleri iş yapardım bazen koşardım orada. Herkesin tanımasa bile, yürürken, koşarken, yanından geçeni selam verdiği bir parktı. Son on yıldır bilmiyorum ne halde?
Haberlerde gördüm genç bir kızla güvenlikçinin tartışmasını. “Burası kamu alanı böyle gezemezsin” demiş, güvenlikçi. Kızın üzerindeki kıyafet neydi acaba bikiniyle mi geçiyordu merak ettim? Onun dışında şortla da mini etekle de gezebilir ve orada kimse ona sataşmaz. Nitekim etraftaki gençler “nerden çıkarıyorsun tecavüzü, tacizi”, demişler güvenlikçiye. Kendini savunurken de, demiş ya “siz mi koyacaksınız, taciz ederlerse diye.
Şimdi bu mantıkla düşünürsek bu arkadaş güvenlikçi olmasaydı tacizci olacaktı demekki. Çünkü karşısındaki genç kızı, taciz edilebilir kategoride bir kız olarak görüyor. İran’ın bile “kamu alanı” tanımını tartışıp değiştirmeye ve azaltmaya çalıştığı bir dönemde, biz nereye gidiyoruz alalım kafamızı iki elimizin arasına düşünelim diyorum.

Paylaş
Önceki İçerikSonsuz Şükran Köyü geleceğin mimarlarını ağırlıyor!
Sonraki İçerikTarımda karışık işler
Rana Elik

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6’ya geçti,6 ay sonra Amerika’ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.