Ana Sayfa Yazarlar IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu’nun ardından

IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu’nun ardından

366
PAYLAŞ

( IV. Medunarodni Simpozij O Istorijskom Istraživanju Balkana)
( IV. International Symposium on Balkan History Studies )
Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu’nun dördüncüsü bu yıl 1-5 Haziran 2016 tarihinde Bosna-Hersek’te yapıldı.

Sempozyuma 12 ayrı ülkeden 123 bilim insanı kayıt yaptırmıştı. 1 Haziran 2016 Çarşamba günü saat 18.00’de başlayan açılış oturumuna uçuş saatimiz dolayısıyla yetişemedik. Açılış konuşmalarında ismi geçen devlet adamlarından bir kısmı oturuma katılamamış olsalar bile açılış konuşmalarının önceden yapılmış olması sempozyuma açıklıkla bir yarım gün kazandırmış oldu.
Sempozyum sempozyumların Ramazan öncesinde yoğunlaşması yüzünden zoronlu bir karar değişikliği ile Ilıca ilçesinde yapıldı. Ilıca adından da anlaşılacağı gibi sağlık turizmine yönelik çok şirin bir kent. Karşılıklı açılmış iki vakıf üniversitesi kente ciddi bir canlılık kazandırmış. Bizim kaldığımız Oaza Hotel henüz yeni açılmıştı. Tek katlı veya bazıları iki katlı villalar apart otele dönüştürülmüştü. Öyle sanıyorum ki otelin ilk konukları da bizler olduk. Ama sempozyuma katılanların büyük çoğunluğu daha eski bir otel olan Terme Hotel’de kaldılar. Sempozyum da bu otelin kongre merkezinde yapıldı. Otel, sanki bir parkın içerisine konulmuş gibi sakin ve huzurlu idi.
Sempozyum 3 ayrı salonda yapıldı. Zaman darlığı burada da katılımcıların en büyük handikapı idi. Bilimsel bir tebliği 15 dakikaya sığdırmak gerçekten çok zor. Hele de tarihçiler için.
Kısa adı UBTAS olan Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu’nun düzenleyicileri arasında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi ve Bosna-Hersek Tuzla Üniversitesi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yer almaktaydı. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ayrıca Kuyûd-ı Kadime Arşivi’nde bulunan değerli belgelerden oluşan zengin bir sergi ile sempozyuma katılmıştı. Sempozyum bitiminde serginin Saraybosna şehir merkezinde halkın beğenisine sunulmaya devam etmesi de akıllıca bir karardı. Daire Başkanı Zeynel Abidin Türkoğlu ve ekibi kurumlarını hakkıyla temsil ettiler. Sergi kadar vermiş oldukları tebliğler de özenle hazırlanmış, ciddi emek ürünü çalışmalardı.
Sempozyuma Türk Tarih Kurumu maddî ve manevi destek sağlamıştı. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof.Dr. Refik Turan’ın kapanış oturumunda yapmış olduğu konuşma Balkan topraklarının Türkiye için önemini açıkça ortaya koyan özlü bir konuşma idi.
Sempozyumun organizatörlüğü görevi Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet İnbaşı ve Tuzla Üniversitesi’nden Prof. Dr. Amira Turbic Hadžagic’in omuzlarındaydı. Kendilerine yardımcı olan Burdur Mehmet Akif Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hasan Babacan, Prof. Dr. Zafer Gölen, Doç. Dr. Abidin Temizer, Polis Akademisi’nden Prof. Dr. Osman Köse, TKGM Arşiv Dairesi Başkanı Zeynel Abidin Türkoğlu, sempozyumun her aşamasında canla başla çalıştılar. Sempozyum sekreteryası da düzenleycilerin bu başarılarını taçlandırdı. Böylelikle ortaya her şeyin büyük bir profesyonellikle yürüdüğü güzel, başarılı bir sempozyum çıkmış oldu.
Bilim Kurulu’nda yer alan akademisyenlerden büyük çoğunluğu sempozyuma tebliğ ile katılmışlardı. Bilim Kurulunda görev yapan akademisyenler aynı zamanda sempozyumun hakem heyetini oluşturduklarından bir ay sonra kendilerinden bu sefer de ”hakem” sıfatıyla yardım istenecek ve böylece sempozyum kitabı hakemli olarak çıkmış olacak.
Sempozyuma katılmak için başvuruda bulunduğu halde bazı akademisyenler sempozyuma katılamadılar. Prizren’nden Prof. Dr. Nimetullah Hafız’ın olmayışı en azından benim için büyük bir eksiklikti. Arnavutluk’tan Doç. Dr. Dritan Egro’nun böyle bir sempozyumda olmasını çok isterdim. Bir de Rusya’dan hiçbir katılım olmayışı dikkatimi çekti. Rusya’nın Balkanlar üzerindeki tarihi rolünü düşündüğümüzde Rus akademisyenlerin de bu kültür şöleninde bulunmaları iyi olurdu.
Sempozyumda 100’e yakın tebliğ sunuldu. Üç salonda aynı anda çok kıymetli tebliğler sunulduğu için bunlardan bir kısmını dinleyemedim. Dinleme imkânı bulduğum tebliğler içerisinde gerek tarih alanında ve gerek diğer disiplinlerde özgün tebliğler dinledim. Ama bunlardan Prof. Dr. Kenan Mortan’ın tebliği bir tarihçi için çok ilginçti. Hasan Babacan, Bilgehan Pamuk, Emine Dingeç, Orhan Kılıç, Hatice Oruç, Rıza Karagöz, Melike Karabacak dinleyebildiğim başarılı konuşmacılardı. Ama en az bunlar kadar başarılı sunum yapan bazı akademisyen arkadaşlarımı “3 ayrı salon” belasından dolayı dinleyemediğim için üzgünüm.
Başarısız çalışmalar bütün kongrelerin değişmez kaderi. Bazen gönderilen özet çok iyi olduğu halde yapılan sunum göz doldurmuyor. Bunu genellikle YL ve Dr. Çalışması yapan genç akademisyenler yapmakta. Ama bazen ünvanlı akademisyenler de aşırı güvenden olsa gerek zayıf tebliğler ortaya koyabiliyorlar. Sempozyumda beklenen elbette yeni ve taze bilgidir. Bir araştırmacı her şeyden önce özgün bir bilgi sunma çabası içerisinde olmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde sempozyumlar “kongre turizmi”ne katkı sağlamaktan öte çok bir yarar sağlamaz. En önemli faydası akademisyenlerin birbiri ile tanışması ile sınırlı kalır.
IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu tarihi bir mekanda çok yararlı bir sempozyum olmuş ve bana göre büyük ölçüde amacına ulaşmıştır. V. Sempozyumun daha dar bir katılımcı kitlesiyle daha özel konular üzerinde toplanması samimi temennimizdir.
Sempozyuma hayat veren düzenleme kurulu üyelerine, bilim kurulu üyelerine, değerli katılımcılara teşekkürlerimi sunuyorum.
Saraybosna’da birçok yeni bilim adamı ve genç akademisyen tanımak imkânı bulduğum için, aynı zamanda o güzel toprakları ve o güzel insanları bir kez daha görebildiğim için mutluyum.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikYeni Bir Kürt Devleti Kurulurken..!
Sonraki İçerikHayat bir savaştır
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.