Ana Sayfa Yazarlar İsveç mi Türkiye mi? Tabii ki Türkiye Orhan abi…

İsveç mi Türkiye mi? Tabii ki Türkiye Orhan abi…

137
PAYLAŞ

Antalya’da oynan Türkiye İsveç özel hazırlık maçını izledim. Gazetemizin Genel Yayın Koordinatörü ve Sorumlu Yazı işleri Müdürü Orhan Uğuroğlu abim, Facebook’tan “Tandoğan Uysal bu akşam İsveç’i yeneceğiz” mesajı attı.

Ben de ona kalbim Türkiye için atıyor, 30 yıl İsveç’te yaşamak beni bozmaz diye mesajla yanıt vererek Türkiye’ye başarılar diledim.
Maçın skor Orhan abinin dediği gibi oldu. Türkiye 2-1 yendi. İsveç saha da pek varlık gösteremedi. Zaten Zlatan İbrahimoviç’siz İsveç hep kötü oluyor. Zlatan’da bu hazırlık maçındaki kafile de yoktu.
Peki, bunları neden anlatıyorum. Orhan abinin mesajına takıldım. O gözle Türkiye İsveç maçına ailece. Baktık kazanan Türkiye oldu ve sevindik. Hatta aile arasında ufak rakamlarda bahis de oynadık. Ben 2-2 beraberlik verdim. Büyük kızım Güneş 2-1 Türkiye kazanır dedi. Kazanan Türkiye ve Güneş oldu. Maçın sonunda Güneş Türkiye sayesinde 100 kron kazandı. Türkiye’yi de Güneş’i de kutlarım.
İSVEÇ KAZANSAYDI NE OLURDU?
Peki, İsveç kazansaydı ne olurdu. Üzülür müydük? diye düşündüm. İki kızımda İsveç’te doğdu. Onlar İsveç’te doğmalarına rağmen, İsveç’e sempati ile bakmalarına rağmen yine de evdeki atmosfer Türkiye idi. Demek ki, “armut dibine düşer” diye boşuna dememişler.
Türkiye sevgisi her şeyin üzerinde bir duygudur.
Ancak İsveç Türkiye yerine başka bir ülke takımı ile oynasa o zaman otomatikman İsveç takımını insan içgüdüsel olarak tutuyor. Bu duyguyu da çok normal karşılıyorum. Uzun yıl bu ülkede yaşayan insanlar bu ülkenin bir parçası oluyor. Dilini öğreniyorsunuz, aynı kaderi paylaşıyorsunuz. Onlarla gülüp, onlarla seviniyor. Ortak acılarda da birlikte üzülüyorsunuz.
HAYATIMIN YARISINDAN FAZLASI İSVEÇ’TE GEÇTİ
Ben 25 yaşında İsveç’e yerleştim. 29 yılım da İsveç’te geçti. Hayatımın yarısından fazlası Türkiye’den çok farklı iklimi olan çok farklı kültürü olan bir ülkede geçti. Sevdiğim doğup büyüdüğüm ülkemden kentim İstanbul’dan, sevdiklerimden, çekirdek ailemden ve akrabalarımdan ayrı geçen bir koca 29 yıl dile kolay. Türkiye’deki birikimlerine başka bir perspektiften yenilerini karınca kararınca ekledim.
Hayata daha değişik pencereden bakmaya başladım. O nedenle köşemin adını da İsveç Penceresi koydum. Ayrı bir toplumla ve kültürle geçen 29 yılın kazandırdıkları kadar kaybettirdikleri de tabii ki olmuştur.
Ancak sonuca geldiğiniz zaman, iki ülke arasında köprü olmak güzel bir duygu seli oluşuyor. Uzun yıllar İsveç ile Türkiye arasında bir gazeteci olarak haber köprüsü kurdum. Şimdi de İsveç Penceresi köşemde İsveç birikimlerini Türkiye ile mukayese ederek yorumlarımla Türk okurlarına vermeye çalışıyorum.
Kötümü tabii ki değil. Kendimi manen çok zengin hissediyorum.
İşte bu duygularla iki ülke vatandaşı olarak Türkiye İsveç A Milli Futbol Takımı özel maçına baktım. Anavatan Türkiye’nin kazanması mutlu etti. Yavru vatan dediğim İsveç’te kazansaydı çok üzülmezdim. Sonuçta benim için ikisi de vatanım.
BEN İSVEÇ’İ BENİMSEMİŞSEM YA TÜRKİYE’DEKİLER?
Bu yazımın sonunu ilginç ve manidar bir saptama ile bitirmek istiyorum. Yıllardır, Türkiye’de yaşayan ancak kendisini Türk hissetmeyen vatandaşlarımıza seslenerek bitirmek istiyorum.
Ben İsveç’e asimile olmadım. Ancak bu ülkede diğer yaşayanlarla birlikte kendimi hissettim. Buranın bir parçası oldum. Ayrı bir din ve ırktan olmalarına rağmen bende bıraktığı olumlu izlenimle ikinci vatanım, olarak gördüm. Ben de İsveç’e yavru vatan benzetmesi yaptım.
Peki, yüzyıllar boyunca birlikte yaşadığımız Kürt kardeşlerimiz niye kendilerini bu toplumun, bu milletin bir parçası olarak görmezler ve göremediler?
Bugün aynı bayrak altında bir millet olarak sevinçte, kederde bir olsak bundan güzel hangi duygu olabilir? Ekmeğini yediğiniz, ülkeye ve millete ihanet etmek kadar kötü bir şey yoktur. İnsan katından da Allah katında da bunun tek bir adı nankörlük, ihanettir, vefasızlık ve haramdır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam