Ana Sayfa Yazarlar İsveç kadar olamadık ya, yazıklar olsun bize…!

İsveç kadar olamadık ya, yazıklar olsun bize…!

149
PAYLAŞ

İsveç, Dışişleri Bakanı Margot Wallström’ün yaptığı usulsüz bir davranış nedeniyle başı dertte.

İsveç medyasında yer alan habere göre İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallström, Stockholm’ün dışından görevi nedeniyle başkente Stockholm’e taşınıyor. Görevi nedeniyle de Stockholm kentinde bir ev kiralıyor. İsveç’te uygulamaya göre Wallström, evini taşımadığı için Stockholm’deki evini görevi nedeniyle tutuyor İş böyle olunca da devletten kira yardımı alıyor. Bu uygulamaya göre İsveç Dışişleri Bakanı 12.432 kron aylık kirasına 12.400 kron kira devletten kira yardımı alıyor. Cebinden ayda sadece 32 kron çıkıyor. Bu işin yasal tarafı ve aslında fazla dikkat toplamıyor.
NE GEMİCİKLER NE DE
DOLARLAR VAR
Ancak üyesi olduğu Sosyal Demokrat Partiye yakınlığı ile bilinen Kommunal Sendikasından iltimaslı ev kiraladığı haberi onun adını skandal haline getiriyor ve sandalyesini sallıyor.
Öyle sallıyor ki, İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallström’ün istifası bile gündeme getiriliyor.
Yani, ortada, ne dolarlar, ne sıfırlamalar, ne para aklamalar ne de  yolsuzluğa yol açacak iddialar olan çok büyük bir Türkiye örneği var.
Ayrıca, Türkiye’deki gibi sabahın köründe ne polis yelekleri ile sanki mafya liderleri yakalanıyormuş gibi baskınlar, ne de polisin koluna girdiği kişi görüntüleri de hiç yok. Ancak, iddialar ışığında istifa etme mekanizması işliyor kamuoyu önünde tartışılıyor. Medya ya da hiçbir sansür ve yasak getirilmiyor.
BU DEMOKRASİNİN GÜCÜNÜ GÖSTERİR
İşte hepsi İsveç medyasında bir haberin arkasından gelen tartışma ve baskılar aynı zamanda demokrasinin tam işlediği bir ülkede medyanın gücünü gösteriyor.
Türkiye ne demokrasisinde bahsediyor?
İşte 3 bin kilometre uzaklıktaki İsveç’te sistem böyle çalışıyor. Hem eşitlikten bahsedeceksin hem de bazı skandal olacak haberleri yapanları bir kulp bulup hapse atacaksın. Suçlularda ise dışarda fink atacak.
İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallström de kendisine göre savunmasını yapıyor. Haklı olduğunu ve kamuoyuna karşı alnının açık olduğunu söylüyor ve  kiraladığı evi de haklı olduğunu iddia ederek  geri iade ediyor.
İsveç demokrasisinde en hassas konu, böyle görevlerde oturanların, kamunun haklarını savunacağına, oradan bir çıkar sağlıyor ise hemen istifa etme kültürü var. Daha önceleri İsveç tarihinde benzeri skandal haberlerde çok sayıda bakan buna benzer ufak tefek konularda yaptıkları usulsüzlükler başlarına bela olmuş ve istifa etmek zorunda kalmışlardı.
Öyle milyon dolar yolsuzluk bu ülkede hiç olmadı. Herkesin yapabileceği ufak tefek usulsüzlüklerle görevlerinden gönüllü ayrıldılar. İşte bir  Başbakan Yardımcısı ve siyasette geleceği çok parlak olan Mona Sahlin, yıllar önce yine bir medyada ortaya çıkarılan haber sonunda zor kalmış ve istifa etmişti.
Buna benzer çok sayıda bazı bakanlarda yıllık televizyon vergisini ödemediği için ya da park cezasını ödemediği gibi hepimizin yapabileceği hatalar nedeniyle bu ülkede ya siyaseti bıraktılar, ya da istifa mekanizmasını çalıştırdılar.
PEKİ, NEDEN BU MAKANİZMA TÜRKİYE’DE BİRGÜN OLSUN ÇALIŞMAZ.
İşte Türkiye gerçeği bu; her şey şaibeli, her şey pis kokuyor. Hatayı kim yapıyor. Türkiye’yi yönetmeye talip olan siyasiler  yapıyor. Dünyada böyle bir bedel ödeme kültürü varken, bizimkilerin işine gelmez.
Al sana dokunulmazlık diyorlar. Neyin dokunulmazlığı. Gelişmiş ülkelerde niye bu dokunulmazlık gibi saçma saptan bir yasa yok. Bu bize neyi gösteriyor. Demek bir şey var ki, korumayı da oluşturmuşlar. Zaten Türkiye’de yıllardır olan bu dokunulmazlık yasasından kaynaklanmıyor mu?
MİNAREYİ ÇALAN KILIFINI HAZIRLAR
İnanın, Türkiye’deki deyimler ya da atasözleri tam bir Türkiye gerçeğini anlatıyor. Çok eskiden beri kullanılan bu deyimler, atasözleri sanki bugünleri görmüşler gibi yazılmış.
Gelişmiş bütün ülkelerde, Türkiye’deki gibi siyasete seçilmiş insanlara sormak isterim, neden siz karşı çıkmıyorsunuz bu ilkesizliğe ayrıca etikte değil. Ayrıca Anayasa göre de ters bir uygulama. Eşitlik ilkesine tamamen tezat bir uygulama yıllardır gündem de. Hep tartışıldı, ancak bir türlü kaldırılamadı. Kim gocunuyorsa, siyasete atılmaz.
Halkın oyu ile seçkin oluyorsan vay o ülkenin haline. İşin en ilginç tarafı da oy verenlerin, hiç mi bu husus kanlarına dokunmaz. O zaman Türkiye’de herkesin bir dokunulmazlığı olsun, eşit olalım demezler.
Dost acı söyler, “Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş”
Bu da eski bir atasözümüz ve tam oturuyor buraya!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam