Ana Sayfa Yazarlar İsveç ile aramızdaki fark

İsveç ile aramızdaki fark

89
PAYLAŞ

İsveç’te tam motifi belli olmayan bir okul baskınında, 20 yaşındaki maskeli bir İsveçli genç, elindeki kesici bir alet ile bir öğretmen yardımcısı bir de öğrenciyi öldürdü. Olay yerine gelen poliste saldırganı olay yerinde öldürerek 3 kişinin ölümü ile sonuçlanan bir trajedik saldırı yaşandı.
DEMOKRASİYE, TÜM İSVEÇ’E YÖNELİK BİR SALDIRI
İsveç, bu saldırı sonucu ayağa kalktı. İsveç Başbakanı Stefan Löfven, Stockholm’den hemen hareket ederek olayın yaşandığı Göteborg’daki Trollhettan’a gitti. Sıcağı sıcağına olay yerinde, İsveç için ” bir kara gün” değerlendirmesinde bulundu. İnsanlar sabaha kadar okulun önünde mum yakıp, acılarını paylaştılar.
Kiliseler de özel ayinler yapıldı. İsveç’te sıcağı sıcağına bunlar yaşanırken, bir kaç hafta önce Ankara tren Gar’ındaki patlama hemen aklıma geldi. İki ülke arasındaki bu trajediyi ele alayım dedim. İsveç Başbakanı hemen olay yerine gidiyor ve İsveç için ” ” Bir kara gün” değerlendirmesi yapıyor ve yaraları sarmak için çok duygusal bir konuşma ile üzüntülerini ve ülkenin acısını kalbinde hissettiğini ulusuna televizyonda bir yayın yaparak sesleniyor.
Daha çok yabancı çocukların gittiği bir okulda ırkçı motif taşıyan bir saldırı olarak değerlendirilen bu trajedinin, savunmasız çocukların bulunduğu bir okulda meydana gelmesi de demokrasiye yönelik bir saldırı olarak değerlendirildi. Yani tüm İsveç’e yönelik bir saldırı olarak değerlendirildi. Bu açıdan olaya bakıldı. Türkiye’de ise bu saldırının kimler tarafından yapıldığı daha çok konuşuldu. Demokrasiye bir saldırı, yani tüm Türkiye’ye yönelik bir hassasiyet duyularak değerlendirilmedi. İsveç’te her şey demokrasi ile eş tutuluyor. Laf olsun diye demokrasiye sahip çıkmıyorlar.
İSVEÇ İÇİN KARA BİR GÜN 
Aslında Ankara’daki saldırı ile de ortak bir tarafı var. Orada da savunmasız, barış için toplanan için insanlar var. Bu saldırı sonucunda 100’ün üzerinde ölü ve çok sayıda yaralı. Ancak Türkiye’ye göre daha çok gelişmiş bir ülkede 3 kişinin ölümü ve bu vahşet karşısında, ülkenin Başbakanı Stefan Lövfen’in olay yerine anında gidişi ve İsveç için ”bir kara gün demesi” ve duygusal bir konuşması karşısında, Ankara’daki patlamadan sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıklamasına baktım.
Daha çok HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı hedef alan açıklamaları ve suçlamaları var. Ülkenin acısını paylaşmaktan çok, olayı hemen birisine olay bağlamak ve hedef göstermenin öne çıktığını gördüm. Yani ülkenin acısını iktidarıyla muhalefeti ile paylaşmak yerine ülkeyi geren ayrıştıran bir yapı. Açıkçası acımızı bile Avrupalılar gibi yaşamıyor ve paylaşmıyoruz. Hep bir kavga hep bir çekişme ile giden bir ruh halimiz var.
İSVEÇ’TE HER ZAMAN VARLIĞINI GÖSTERİYOR
İsveç’te böyle bir trajedi sonucu yaşamını yitiren ve okuldaki öğrencilerin ruh hali düşünülerek, hemen bir kriz masası oluşturularak, yakınlarına ailelerine her türlü psikolojik desteğin sağlanması için önlemler alınıyor. Biz de ise 100 kişinin üzerinde ölüm yaşandı. Ulusal yas edilmesine edildi, ancak bu acıyı yaşayan insanlar ve bundan etkilenen insanlar için bir şey yapılmadı.
Öyle göbekten atıp, seçim propagandalarında kullanılan Büyük Türkiye aldatması ile İsveç’te ülke yönetmiyorlar. Biz tribüne oynarken, İsveçli devletin vatandaşının yanında olduğunu pratikte gösteriyor. Eğer İsveç’te Türkiye’deki saldırı da ki gibi 100 kişi yaşamını kaybetseydi, öyle 3 günde kendisine gelemezdi. İnanın ülke insanları bu acıyı kalplerinde hisseder, normal yaşantıya bizdeki gibi kolay giremezdi. Ankara’daki saldırıdan, daha çok sorumluluk duyan iktidar partinin lideri gündem de seçimde olsa mitingler yaparak seçime gidemezdi. İsveç’te 100 kişi, 3 günlük yas ile laf olsun diye anılmazdı.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam