Ana Sayfa Güncel İşte Unutulmaması Gereken Antik Kent ‘ler

İşte Unutulmaması Gereken Antik Kent ‘ler

627
PAYLAŞ
Unutulmaması Gereken Antik Kentler
Unutulmaması Gereken Antik Kentler

Roma İmparatorluğu’ndan Anadolu Selçuklu’ya, Osmanlı İmparatorluğu’ndan, Mezopotamya Uygarlıkları’na kadar pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır Anadolu.

Yalnızca doğal güzellikleri ile değil; yeraltı ve yer üstü zenginlikleri ile de göz önünde olan bir coğrafya…Özellikle Hıristiyan dünyasının gıpta ederek baktığı binlerce yıllık tarih coğrafyası Anadolu, birçok Antik Kent’e sahip… Ancak Efes ve Aspendos gibi öne çıkan Antik Kent’ler diğer önemli tarihi kentlerin biraz olsun unutulmasına sebep olmuş.

Anadolu’da unutulmaması gereken Antik Kent’leri hatırlatmak istiyorum ben meraklıları için… Tieion, Zeugma, Amorium gibi kentlerin, yeterli tanıtımının yapılmamasından, önemsenmemesinden ileri gelen bilinmemezliği, ortadan kaldırma girişimine katkı sunmak istiyorum. Sizin birçok uygarlığa tanıklık etmenizi sağlayacak bu çalışma,  unutulmaya yüz tutmuş nice uygarlığa ait antik kentleri hatırlamanıza da katkı sunacak… Keza bu kentler, en az Efes Antik Kent’i ve Aspendos Antik Tiyatrosu kadar, anlamlı ve nitelikli değerler taşıyor. Bu anlamlı ve nitelikli kültürel değerler iyi anlaşılmalı. Niçin biliyor musunuz?

Bir toplumun, en müstesna hafızasıdır çünkü tarih… Ve hafızası güçlü olmayan toplumlar, geleceği doğru tayin etme hakkına sahip değildirler… Kudretini, “Anatolia” topraklarının hemen altında yatan, bilim, sanat ve kültür yataklarıyla daha da güçlendirecektir “Anadolu İnsanı”

İşte hafızalarımızı tazeleyecek, asla ve katta unutulmaması gereken Antik Kent’lerden bazıları! Ve Hikayeleri tabi.


Dünyanın ilk “Ticaret Borsası Macellum” ile AIZONAI…

Aizonai
Aizonai

Roma Döneminin en önemli kentlerinden bir tanesidir AİZONAİ

Kütahya İli, Çavdarhisar İlçesi sınırları içerisinde bulunan Aizonai Antik Kent’inin içinde Zeus Tapınağı, Stadyum-Tiyatro Kompleksi ve Ticaret Borsası Macellum var.  Zeus Tapınağı, bir tepe üzerine kurulmuş ve şehrin dinsel yapısını yansıtan bir tapınak. Dünyanın en iyi korunmuş tapınaklardan bir tanesi olduğu söyleniyor. Şehrin kuzeyinde 13 bin 500 kişi kapasiteli bir Stadyum bulunuyor. Yanı başında inşa edilmiş olan ve 20 bin kişi kapasiteli tiyatronun, bir kompleks şeklinde yapılması, onu şu ana kadar gerçekleştirilen en özgün yapıtlardan bir tanesi yapıyor…

Macellum
Macellum

Aizanoi Macellum’u ise dünyanın ilk ticaret borsası… Macellum’un duvarlarında İmparator Diocletian’ın M.S. 301 yılında enflasyonla mücadele için geliştirdiği, pazarlarda satılan malların fiyatlarının yer aldığı yazıtlar bulunuyor.


Bir film platosu: ANAZARBOS

Anazarbos
Anazarbos

Anazarbos Antik Kent’ine, Ceyhan-Kozan karayolunun 28. km’sinde yer alan Ayşe Hoca Köyü içinden 4 km doğuya gidilerek ulaşılıyor. Geçmiş yıllarda adı Anavarza köyü olan köyün şimdiki adı Dilekkaya… Anavarza Kalesi ve üzerinde yer aldığı kaya kütlesi, Ceyhan-Kozan yolundan da görünüyor. Tarihi Kilikya’nın bu önemli şehri kayıtlarda Anazarba, Ayn-zarba, Anazarbusgibi isimlerle de anılıyor. Anavarza Antik Kent’inin kalesi ve surları ayakta ama etrafını çevreleyen duvarların çoğu yıkılmış.


Döneminin ikinci büyük kenti: AMORUIM

Amoruim
Amoruim

Amoruim, Afyon’un Emirdağ ilçesinde bulunuyor. Bu diyar, resmi kayıtlarda Afyon iline bağlı görünüyor olsa da pek çok insanı tarafından bu aidiyet, önemsenmemiş… Halkının büyük bir çoğunluğu, Belçika’nın Ghent ve Brüksel şehirlerinde ikamet ettiği bir yer olmuş çıkmış Emirdağ. Yaz aylarında 130 Bin’e kadar ulaşan merkez ilçe nüfusu, kış aylarında 14 Bin’e kadar düşüyor. Emirdağ, Türkiye’nin dört bir yanında örnekleri görüldüğü gibi Hititler’den Lidyalılar’a, Eski Yunanlılar’dan Bizanslılar’a kadar pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış. İşte böyle bir ilçenin yaklaşık 13 km. uzağında “Amorium” ismiyle bilinen Antik Kent, dünyanın pek çok yerinden arkeologların çalışmalarına tanıklık etmiş bir şehir. Amorium’un Bizans İmparatorluğu döneminde İstanbul’dan (Konstantinopolis) sonra en büyük ikinci Bizans şehri olduğu ve fabl denince akla ilk gelen isim olan Ezop‘un da Amorium antik kent’inde doğduğu söylenir. Amorium’un M.Ö. 333 yılına dayanan geçmişine bakıldığında, Büyük İskender’den, Bizans İmparatorluğu’na, Hititlerden Anadolu Selçuklular’a kadar pek çok uygarlığa ait kalıntılara rastlanmakta…


Liman Kenti: ANDRIAKE

Andriake
Andriake

Andriake, Antalya’nın Demre ilçesinde bulunuyor. Kent merkezinden Andriakos (Kokarçay) nehri boyunca batıya 5 kilometre uzanan Çayağzı mevkiinde yer alıyor. Myra’nın limanı ve onun oluşturduğu bir yerleşim olarak bilinen kentin tarihi, M.Ö 200 yıllarına kadar uzanıyor. Traian, M.Ö. 197’de III. Antiokhos Ptolemaioslar’ın elinde bulunan yerleri alarak filosuyla Andriake’ye gelmiş. (Andriake’nin ismi güney Lykia kentleri arasında sayılmaktadır.)

Part Savaşını planlayıp, Asia ve Lykia’ya gelen Traian, Myra’da konakladığında Lykia’nın güneyinde güzel bir limanın planlamasının yapılması gerektiğini belirtir. Planlama ve uygulama Hadrianus’a ve onun zamanına aittir. İ.S. 18’de Germanicus ve karısı Agrippa’nın Myra ziyareti, Andriake’ye dikilen heykellerle onurlandırılır. İ.S. 60’da ise Kudüs’te huzursuzluk çıkardığı için Roma’ya hesap vermek üzere yola çıkan Aziz Paulos’un gemi değiştirmek için burada mola vermiş olması, Andriake tarihinde önemli bir yer tutar.


Tepe Mezarlığı: THYATEİRA

Thyateira
Thyateira

Manisa İli, Akhisar ilçe merkezi sınırları içinde yer alan Antik Kent, bugün modern yerleşmenin altında kalmış durumda. Geçmişi erken bronz çağ dönemine kadar inen bir kent. Kentin merkezinde bulunan ve Tepe Mezarlığı olarak adlandırılan alanda, 1968-1971 yılları arasında bir takım kazılar gerçekleştirilmiş. 2-4.yüzyıl arasında olduğu belirlenen bir Portiko ile 5-6.yüzyıla tarihlenen absidal planlı bir yapının kalıntıları ortaya çıkarılmış. Portico, Roma İmparatorluk Döneminde, Batı Anadolu’nun birçok kentinde inşa edilmiş olan sütunlu caddelere verilen isim. Apsidal planlı yapının ise dinsel işlevi olmayan eski bir kilise olduğu düşünülüyor.


Toroslar’ın Gizli Tarihi: SAGALASSOS

Sagalassos
Sagalassos

Merkezden yaklaşık 7 kilometrelik uzaklıkta bulunan Sagalassos konutlarının içinde hamam, meydan, seramik üretim merkezi, tiyatro, kütüphane, hala akmaya devam eden çeşmesi ve meclis binası gibi yapılarıyla adeta zamana meydan okuyan bir kent. UNESCO Dünya Miras Geçici Listesinde bulunan Sagalassos Antik Kent’i, milattan önce 333 yılına dayanan geçmişiyle tarih meraklılarının ilgisini çekiyor.

1800 yıllık güneş saati, Sagalassos Antik Kent’inde bulundu.

Büyük İskender’in milattan önce 333 yılındaki fethiyle başlayan ve Roma’nın beş önemli seramik üretim merkezinden biri olma özelliğini taşıyan kent, Adana’ya 210 km uzaklıkta… Tufanbeyli Şarköy’de bulunuyor. Sagalassos’un Hitit döneminde “Komana” adı verilen dini bir merkez olduğu belirtiliyor. Tarihi Kayseri-Malatya yolu üzerinde yer alan ve ayakta kalan eserlerin Roma dönemine ait olduğu söyleniyor.


DASKYLEION

Bandırma’ya 40 km mesafedeki Ergili Köyü’ne çok yakın bir mesafede bulunuyor Daskyleion. Manyas Gölü’nün hemen kıyısında.
Şehrin adı konusunda ilk araştırmalar antik dönemde başlamış. Ünlü tarihçi Herodotos, şehrin adını Daskyleion olarak telaffuz eder. Ülkemizde ise şehrin adı konusunda ilk araştırma 1952 yılında yapılmış. Kurt Bittel gerçekleştirdiği bu ilk araştırma sonucunda Daskyleion’un bugünkü adını “Hisartepe” olarak belirlemiş. Daha sonra 1954 yılında Prof. Dr. Ekrem Akurgal kazıya başlamış. Kazı, 1960 senesinde son bulmuş ve ardından 1988 yılında Prof Dr. Tomris Bakır tarafından yeniden başlatılmış.

Bir Frig yerleşimi bulunduğuna dair işaretler vardır Daskyleion’da. Yazıtlar, Frig dilinde yazılmıştır. İ. Ö 8. asırın sonlarında, Kybele Tapınağı, kült eşyalar, bezemeli seramik eserler üzerinde fark edilir bu yazılar. 2007-2009 yılları arasında Kült Yolu olarak adlandırılan alanda yapılan kazılarda, ana kayaya oyulmuş odak çukurlarla karşılaşılmış. Bu çukurların içinden Frig Uygarlığı’na ait, ağırlık ve kaplar ele geçirilmiş. Bu kapların Gordion kazılarında ele geçirilen seramiklerle benzerlik gösterdiği belirtilmiş. Böylece, Frigler’in Daskyleion’daki varlığının sadece kendi dönemleri ile sınırlı olmadığı anlaşılmış…

Daskyleion
Daskyleion

HİERAPOLİS

Yunanca kutsal şehir manasına gelir ve Pamukkale (Denizli) yakınlarında bulunan bir Antik Kent’tir, Hierapolis…

Hierapolis Tiyatrosu
Hierapolis Tiyatrosu
Hierapolis
Hierapolis

Antik coğrafyacı Strabon ile Ptolemaios’un verdikleri bilgilerde, Hierapolisin bir Frigya kenti olduğu ileri sürülür. Pergamon Krallığı zamanında II. Eumenes tarafından MÖ 2. yüzyıl başlarında kurulur ve Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un karısı Hiera’dan dolayı, Hierapolis adını alır. Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuş Hierapolis. Çünkü Hierapolis, MS 4. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlığın merkezi. Ayrıca MS 80 yılında İsa’nın havarilerinden Filipus burada öldürülmüş. MS 395 yılında Bizans yönetimine geçen Hierapolis, Piskoposluğun da merkezi olmuş. Hierapolis, 12. yüzyıl sonlarına doğru Anadolu Selçuklularının sınırları dahilinde kalarak günümüze kadar ulaşan bir kent olmuş.


İSKİLA

İskila/İskilip
İskila/İskilip

Adı tarihte ilk olarak Sümer kaynaklarında yer alır İskila’nın… Ünlü Gılgamış destanında iskila-bi biçiminde ifade edilir. İskila, Hitit öncesi dönemde iç ve kuzey ‘da yaşayan Hatti Uygarlığı’nın önemli bir kentidir. İskila adı Hitit ve Mısır medeniyetine ait kayıtlarda da geçer. Hititbilimci Sedat Alp’in yaptığı haritalar ile tam olarak yeri saptanmış… Bu yer, günümüzde İskilip diye anılır. Bu kayıtlara göre İskila bir Kaşka/Hatti yerleşmesidir. O devirde Mısırlılar, Hititlilerden ısrarla Kaşkalı insanlar isterlermiş. Bu özel isteğin sebebi, İskilalıların ulaşmış olduğu tarım kültürüymüş. Iskila’lıların özellikle bağ ve bahçe kültüründe birçok meyve ve bitkiyi yeryüzünde ilk kez kültüre aldıkları düşünülür. Bir tez aşamasında olan bu görüş hala kanıtlanmaya çalışılan bir bilgi…


PERRE

Perre
Perre

Perre, Adıyaman Merkez Örenli ( Pirin ) mahallesinde bulunuyor. Kommagene Krallığının beş büyük Antik Kent’inden birisi; Başkent Samosata ile Melitene (Malatya ) arasında yer alan bir uğrak yeriymiş. Antik Roma kaynaklarında suyunun güzelliğinden bahsedilir Perre’nin. Kervanlar, yolcular ve ordular tarafından dinlenme yeri olarak kullanıldığı da anlatılır. Bahsedilen Roma Çeşmesi halen kullanılmaktadır. Bu antik kentin Niceaia İznik’te toplanan İncil Konseyi’ne temsilci göndermesi aynı zamanda dini bir merkez olduğunu da gösterir. Antik Kent’te en dikkat çeken kalıntılar Örenli mahallesi girişinde yer alan Kaya Mezarlarıdır. Kayalıklar içine oyularak yapılmış oda mezarlar harika bir görünüm oluşturmaktadır.


PESSİNUS

Pessinus
Pessinus

Eskişehir’in 100 km kadar kuzeydoğusunda, ilçesi Sivrihisar’ın ise 13 km güneydoğusunda bulunur Pessinus…Bugün ki adıyla Ballıhisar köyündedir. Orta Frigya’nın doğu bölümünde yer alan köyünde, Pessinus kalıntılarını ilk tespit eden kişi, 1834 yılında Ballıhisar’ı ziyaret eden Charles Texier olmuş… Antik Kent’in kalıntılarına ilişkin bir tür yol haritası bırakmış. 1882’de köyü ziyaret eden Karl Humann ise o zaman görünür halde olan antik yapıların bir eskizini yapmış.

Alandaki kazılar ancak 1967’de, Gent Üniversitesi’nden Pierre Lambrechts’in yönetimindeki bir Ekibin alana gelişiyle başlamış ve bu kazının amacı, antik yazarların eserlerinde sıklıkla bahsi geçen ünlü Kybele tapınağını keşfetmek olarak açıklanmış. Lambrechts 1973’te ölümüne kadar kazılara devam edilmiş. Kazılar 1987’de John Devreker tarafından yeniden başlatılmış ve 2008 yılına kadar sürdürülmüş. Bunun ardından, Melbourne Üniversitesi’nden Gocha Tsetskhladze’nin başkanlığındaki bir ekip çalışmaları yürütmeye devam etmişler.


AMASTRİS

Roma İmparatorluğu’nun en önemli kentlerinden biridir Amastris… Bir liman kentidir. Körfezinin arkasındaki vadiye doğru uzayan kentin banliyöleri, çevresindeki alçak tepelere kadar ulaşmıştır. Amastris’e bakıldığında orta çağ tarihini görürsünüz. Roma eseri olan bir tapınak ve ambar kalıntılarının dışında Cenevizli tüccarların armalarının olduğu Bizans Kalesi bulunur.

Amastris/Amasra
Amastris/Amasra

Küçük Liman ve Büyük Liman kapıları ile İç Kale’deki Zindankapı ve Boztepe’deki Karanlıkyer Kapısı kent kapıları olarak inşa edilmiş. Surların bulunduğu Kaleiçi Adası ile Boztepe arasındaki bağlantıyı sağlayan Roma Köprüsü de dikkat çekicidir. Batı Karadeniz kıyısında Bartın’a bağlı Amasra’dır bu kent. Bizim bildiğimiz Amasra’dır yani Amastris… Bu Antik Kent, Sesamos adlı küçük bir İon kolonisinin yerine Herakleia Pontika (bugün Karadeniz Ereğlisi) kraliçesi, Dara III Kodaman’ın yeğeni Amastris tarafından kurulmuştur. Amastris’in, M. Ö. IV. yüzyılda yaşadığı sanılmaktadır. Paphlagonia bölgesinde bir Pantos kenti olarak tanınan Amastris, 1261’den sonra Cenevizlilerin sayılı limanlarından biri haline gelmiş. İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı topraklarına katılan Amastris, Amasra adını almış…


TİEİON

Tieion
Tieion

Tieion Antik Kent’inde, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yabancı araştırmacılarca araştırmalar yapılmış. Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde bulunan Tieion antik kent’i, Tios adlı rahibin önderliğindeki Miletos kolonisi tarafından kurulmuş. Tarih boyunca Herakleia Pontika (Ereğli) ve Amastris’in (Amasra) gölgesinde kalan kent, çeşitli krallıklara bağlı varlığını sürdürmüş. Romalılar tarafından yıkılıp yağma edilen kent, daha sonra yeniden inşa edilerek Roma eyaletlerine bağlı ticaret ve balıkçı bölgesi olarak varlığına devam etmiş. Bölge, sonraki dönemlerde balıkçı kasabasına dönüşmüş. İlginç bulgulara rastlanmış Tieion’da. Veba salgınından ölen kişilere ait olduğu tahmin edilen ve üzeri kireçlerle örtülmüş, içerisinde 4-5 kişinin yer aldığı toplu mezarlar bulunmuş…

Antik Kent’te Roma dönemine ait bir tapınak ve bir Bizans Kilisesi de bulunuyor. Kiliselerin etrafında çok sayıda mezarlar var. Ayrıca, yine Roma dönemine ait 2 bin 500 kişilik antik tiyatro da bulunmuş bu kentte.


İlk villa’nın bulunduğu kent: ZEUGMA

Zeugma Antik Kent'i
Zeugma Antik Kent’i

Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırlarında bulunan Zeugma, imparatorluğun doğuya açılan kapısı olmuş adeta.

Büyük İskender tarafından, MÖ 300 yılında ”Selevkia Euphrates” adıyla kurulmuş bu kent. Romalı Komutan Pompeius MÖ 64’te kendisine yaptığı yardımlar karşılığında, kenti 1. Antiachos’a vermiş.

Zeugma Antik Kent'i Mozaikleri
Zeugma Antik Kent’i Mozaikleri

Kommagene Krallığı’nın 4 büyük şehrinden biri olan kent, MÖ 31’den itibaren Roma İmparatorluğu’na bağlanmış ve ”köprü” anlamına gelen ”Zeugma” adını almış. Kentte ilk kazı 1987 yılında yapılmış. İkincisi 1992’de…Son olarak 2007 yılında başlatılmış. 5 yıllık bir ara verildikten sonra 2012 yılında yeniden başlatılmış çalışmalar. Ve bu süre zarfında, oda biçimli aile kaya mezarı, mezarların sahiplerine ait heykeller, M.Ö 300’lü yıllara ait olduğu tahmin edilen 3 önemli mozaiğe ulaşılmış. Ayrıca yeryüzü tarihindeki ilk villa da Zeugma’da bulunmuş. Zeugma; yani Roma İmparatorluğu’nun doğuya açılan kapısı, unutulmaması ve keşfedilmesi gereken en önemli Antik Kent’lerden bir tanesi…


ALALAKH

Asi Irmağının kıyısında, Antakya-Reyhanlı yolunun bitişiğinde bulunuyor Alalakah. Tel Açana, yani Açana Höyüğü diye de anılıyor. Adeta Açık Müze niteliğinde bir konuma sahip olan Alalakh’ta, saray kalıntıları, aslan heykelleri, insan kabartmaları, çeşitli mimarlık yapıtı parçaları gibi kalıntılar bulunmuş. Bu alanda, Sir Leonard Wolley, British Museum adına arkeolojik çalışmalar yürütmüş, 1936-1939 yılları arasında ve 1946’da…

Alalakh
Alalakh

Kentte, ilk yerleşimin, İ.Ö.1200 dolaylarında, Hitit İmparatorluğunu da yıkan göç dalgalarının yarattığı yıkımla birlikte sona erdiği sanılıyor. Her kentin altında bir önceki kentin kalıntıları bulunuyor. Höyükte, 10 ayrı kalıntı tabakası saptanmış. Üstten başlayarak 7.katta Hammurabi’nin (Babil Kralı İ:Ö.1728-1686) çağdaşı olan Yamhad Kralı ve Hammurabi’den kalma yazılı belgeler bulunmuş ve o tabakadaki Alalakh kentinin, başkenti Halep olan Yamhad Krallığına bağlı Mukiş ilinin yönetim merkezi olduğu anlaşılmış. 4.katta ise, Mittani devletinin egemenliği zamanından kalma yazılı levhalar bulunmuş ve bunlardan İ.Ö.15.yüzyıldaki Alalakh’ın, Mittani devletine bağlı olan küçük bir Hurri krallığının başkenti olduğu öğrenilmiş. Alalakh, İ.Ö.1370 yılında, Hititler’in güçlü kralı I.Suppiluliuma tarafından ele geçirilmiş Açana Höyüğü yakınında, kuzeyde bulunan ve bugün Tayinat Höyüğü diye anılan yerde de kazı çalışmaları yapılmış ve bir Hitit sarayı ile tapınağının kalıntılarına rastlanmış. Taşınabilir buluntular da Antakya Müzesine konulmuş.


Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam