Sayın Başkan, daha önce bir araya gelmeyi isterdik ama malum yeniyiz. Kongre’de işler istediğim gibi gitmiyor. Göçmen yasasına direniyorlar, sizin göçmenler konusunda yaşadığınız sıkıntıyı biliyoruz. Yalancı medyamız var. Ülkeniz için neler yaptığınızı, liderliğinizin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

—Siz de büyük övgüyü hak ediyorsunuz.
—Müttefikimizsiniz. Pek çok konuda stratejik ortağımızsınız. İsrail ile barışmanız iyi oldu. Bu arada kızım İvanka, o da burada, sizin bir hayranınız. Ne zaman konu açılsa sizden övgüyle söz ediyor. Ayrıca son referandum zaferinizi kutlarım. Bu yetkilerinizi nasıl artırdınız bir ara anlatsanız, bunu çok merak ediyorum. Ben bu Beyaz Saray’a bir çivi bile çakamıyorum.
—Bay Başkan ben de sizi kutlarım. Sizin liderliğiniz ülkenizin gücüne güç katacaktır. İlişkilerimizin daha ileri gitmesi en büyük arzumuzdur. Ancak bazı konuları sizinle yüzyüze konuşma fırsatını değerlendirmek isteriz.
— Konuşacağız ama önce ne içersiniz, çay, soda, kola?
—Fark etmez, biz tokuz, Çin’den geliyoruz. Pekin ördeği, börtü böcek ikram ettiler, bir soda iyi olur.
— Bunların parasını ben cebimden ödüyorum. Alışamadım buraya. Sizin Saray’ı merak ediyorum. Bir inşaatçı olarak görmek isterim.
—En kısa zamanda tüm ailelinizle bekliyoruz. Oradan Bodrum’a geçeriz.
—Esat’la da gitmiştiniz. Hayırlısı. Ben İstanbul’u çok sevdim, binamız var.
—Biliyorum ama Başkan şu Suriye konusunda…
—Sevgili Başkan merak etmeyin. Şimdi biz silâh gönderiyoruz ama bir sorun niye:
—Niye?
—Siz karışmayın diye. Biz halledeceğiz bu konuyu. Afganistan deneyimimiz var. Ortak bir komite kuralım, size her konuda bilgi versinler.
— Ama Başkan işin sonu sınırlarımızda ayrı devleti kurulmasına gidiyor.
—Bu nereden çıktı? Yok öyle bir şey canım.
—Bir de ülkenizde bizim hainler var. Bunlar darbe yapmaya kalktılar bana suikast düzenlediler. Bunları bize iade edin.
—Ayrıca bir de İranlı varmış, altın işi filân. Bunu da istersiniz. Bizde bağımsız yargı var. Konuyu daha iyi incelemesi için FBİ’ ya görev verdim. CIA zaten hep izliyor.
—Çok dosya gönderdik ama sonuç alamıyoruz. Okullarını kapatın bari.
—Biz de bu dosyaları anlamakta güçlük çekiyoruz. Nasıl içinize sızmışlar? Yaveriniz, generalleriniz teröristmiş. İnanamıyoruz. Bu arada bu Putin ile çok görüşüyormuşsunuz domates alsın diye.
—Kendiliğinden gelişti. Malûm komşuluk işte. Çat kapı ziyaretleri.
—Neyse, görüşme uzun sürdü diye yazmaları için gelin Beyaz Saray’ı gezdireyim. Burası AVM, rezidans,gökdelen için mükemmel olur ama bu yalancı medya yok mu?
—Ben neler çektim. Yazmadıkları kalmadı. Burası için bir şeyler düşünürseniz bizim iyi inşaat firmalarımız var. Altı ay içi de işi bitirirler.
—Bizim damatları bir arasınlar bakalım. Sık sık görüşelim Başkan.
—Valla iyi olur. Özletmeyin kendinizi.
—On gün sonra Brüksel’deyiz zaten. Görüşürüz. One minute: medyaya bir poz verelim. El sıkışalım. Merkel’in elini sıkmadık diye neler yazmadılar.
—Doğru, bizim memleket de bekler bunu.
Resmi açıklama: “Başkanlar düzeyinde yapılan görüşmede iki ülke arasındaki ilişkiler ve bölgesel sorunlar ele alınmış, güven artırıcı önlemler konusunda ortak mekanizmalar kurulması için tam mutabakata varılmıştır”.
Gazeteler: Başkanı dize getirdi/ Masaya vurdu: “Yanlıştan dönün” dedi/ İstediğimizi aldık/ Her konuda bize danışacak/ Başkan’dan övgü: “Beni çok etkiledi”/ Başkandan siyasi zaferlerin sırlarını istedi/Tatile Bodrum’a geliyor/Her konuda anlaştık, Beyaz Saray’da beyaz sayfa açtık/Garanti verdi: yeni bir devlet yok/Hainleri teslim ediyor/ Dosta güven, düşmana korku verdiler/ İnşaat firmaları ABD’ye açılacak/Damatlar Çayyolu’na ikiz kule yapacak.