Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919’da milli mücadelenin karargahı olarak seçtiği Ankara’ya geldiğinde şehrin durumu acaba nasıldı?

Başbakanlık Atatürk Araştırmaları Merkezi’nin yayımladığı belgelere dayanarak anlatalım:
-O günün Ankara’sı Anadolu’nun ortasında çorak, bakımsız, dar sokaklarında kerpiç evlerin yer aldığı yoksul bir şehirdi.
-Halkın çoğunluğu Müslüman Türklerden meydana geliyordu. Bunun yanı sıra Hırıstiyan ve Museviler de vardı.
-Keçiören, Etlik, Çankaya ve Dikmen’deki bağ evlerinde zengin gayrımüslimler oturuyordu.
-Şehirde Rum, Ermeni, Katolik ve Yahudi cemaatleri için 8 okul bulunmaktaydı.
-O günlerde şehrin köyleriyle birlikte nüfusu yaklaşık 84 bindi. Bunun 69 bini Müslüman, kalanı diğer dinlerdendi.
-Şehir merkezinde yaşayanların sayısı 20 bin civarındaydı. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce 27 bin olan merkez nüfus, savaş, göç ve 1917’de yaşanan büyük yangın nedeniyle azalmıştı.

-Farklı dinlere mensup vatandaşlar dinlerini serbestçe yaşayabiliyorlardı. Şehirde 32 cami, 92 mescit, 27 medrese, 11 tekke, 17 türbe ve 12 kilise yer alıyordu.
-Nüfusun yüzde 90’ı tarım kesiminde çalışıyordu.
-1892 yılında şehre demiryolunun gelmiş olması ekonomik hayatı biraz olsun hareketlendirmiş, tarımsal üretimin başka yerleşim yerlerine gönderilmesini kolaylaştırmıştı.
-Üretilen en önemli ticaret ürünü tiftikti. Bunun yanı sıra kilim, halı, heybe, havlu, kuşak, bez, çorap üretimi de gelişmişti.
++
Mustafa Kemal Paşa işte bu yoksul ve yorgun şehirden Kurtuluş Savaşı’nı yönetti ve bize bağımsız bir ülke armağan etti.
Manevi huzurunda bir kez daha saygıyla eğiliyoruz.