Dünya, Trump’ın başkan olmasının şaşkınlığı içinde. Clinton gibi devlet tecrübesine sahip, tutarlı, zarif bir kadın dururken Amerikalıların Trump’ı neden başkan seçtiğini anlayamıyorlar bir türlü.

Oysa bunu anlamak çok kolay. ABD son yıllarda tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. İşsiz sayısı 16 milyonu geçti. Yoksulluk sınırının altında yaşayan insanların sayısı 47 milyonu aşıyor.

Şu satırları BBC’nin bir haberinden aldım:

“Michigan eyaletinin alımlı şehri Ann Arbor’ın hemen dışında bir otoyol kenarında kurulu 30 kadar derme çatma çadır, ya evsiz ya da kira ödeyemeyecek kadar düşük ücretle çalışan bir grup Amerikalının başını sokabileceği tek yer.

Yaşam şartları hijyenden uzak. Tuvalet yok. Elektrik sadece herkesin toplandığı ortak çadırda mevcut. Burada bir odun sobasının etrafında toplanıp ısınmaya çalışıyorlar.
Geceleri sık sık içeri sızan yağmur suyunun yüzlerine çarpmasıyla uyanıyorlar.

ABD’de yaklaşık 55 şehrin çevresinde bu gibi çadır kentler türedi. Onlar ülkedeki yoksulluk krizini acımasızca gözler önüne seriyorlar.
Başkan Obama göreve geldikten sonra işsizlerin sayısı 3 milyon arttı.

Ve bu insanların birçoğu, yakın zamana değin orta sınıf hayatın rahatlığını yaşarken, şimdi sığınaklarda, motellerde ya da bazen çadır kentlerde ayakta kalma mücadelesi veriyor.”
Şimdi böyle bir tablo karşısında, “Amerikalılar, göçmenler nedeniyle işsiz kalıyor. Göçmen gelişine dur diyeceğim. Meksika sınırına duvar örüp bu ülkeden kaçak girişleri önleyeceğim. Yeni bir ekonomik kalkınma planı uygulayıp işsizliğe ve yoksulluğu yeneceğim, ABD’yi yeniden büyük ülke yapacağım” diyen dünyanın sayılı zengin işadamlarından Trump’ın başkan seçilmesine şaşıranlara şaşırmak gerekir.

NTV’de dün bir yorumcunun belirttiği gibi, Amerikalılar başkan değil, ülkeye CEO seçti.
Refah içinde yaşayan bir ABD herhalde Clinton’u başkan yapardı. Yaşanan büyük işsizlik ve yoksulluk dengeleri değiştirdi.