Ana Sayfa Ekonomi İşsiz gençlerin ekonomiye maliyeti 25 milyar dolar

İşsiz gençlerin ekonomiye maliyeti 25 milyar dolar

40
PAYLAŞ

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye’de “çalışmayan ve eğitim/öğretim görmeyen” gençlerin ekonomiye üretime katılmamaktan kaynaklanan “maliyetinin” GSYH’nın yüzde 3.4’ü, yani yaklaşık 25 milyar dolar olduğunu bildirdi.

Türkiye’nin sosyal yapısının incelendiği “Bir Bakışta Toplum 2016” raporuna göre OECD’deki en düşük “sosyal bağ” Türkiye’de ölçüldü. Türkiye’deki yaşlıların sadece 68’i güvenebilecekleri akraba ya da arkadaşları bulunduğunu bildiriyor, OECD ise bu oran yüzde 87 oldu. Rapora göre altı Türk’ten biri yoksul, OECD’de ise 10 kişiden biri yoksul. Türkiye’de çocuklar ve ihtiyarlar daha fazla yoksulluk riski altında.

OECD’nin “Gençlik üzerine projektör” başlıklı “Bir Bakışta Toplum 2016” raporu yayımlandı. Raporda özellikle toplumsal güven ve dayanışma alanında Türk toplumu için algıları sarsacak veriler yer aldı. Raporda bazı alanlarda iyileşmelere de dikkat çekildi.
Raporun Türkiye bölümünde ülkede hem çalışmayan hem de okumayan (NEET) gençlerin oranının büyük oranda düştüğü, ancak Türkiye’nin bu alanda yüzde 30 ile 35 OECD ülkesi arasında en yüksek orana sahip olduğu belirtildi.

-“HEM ÇALIŞMAMA HEM OKUMAMA” KONUSU-

OECD, “Türkiye yüzde 30 ile en yüksek orana sahip olmasına karşın başka hiçbir ülke yüzde 13 gibi, 2007 ve 2015 yılları arasında daha büyük bir düşüş sağlamadı. Bu iyileşmenin büyük bölümü, gençler aynı zamanda, geçmişte olduğundan daha uzun süre eğitimde kalma eğilimi içine girerken, geçen on yılda eğitimde görülen yükselen kayıt oranlarından kaynaklandı” dedi.
OECD “Bir Bakışta Toplum” raporunda Türkiye ile ilgili saptamalardan bir bölümü şöyle:
“-Çalışmayan ve eğitim/öğretim görmeyen kişi oranı Türkiye’de özellikle yüzde 46 ile kadınlar arasında yüksek, OECD ortalamasında bu oran yüzde 18. Türkiye’de kadınlar erkeklerden üç kez daha ‘çalışmama-okumama’ riski ile karşı karşıya, erkekler için oran yüzde 17. Bu, kadınların daha çok, ücretiz ev işleri ve çocuk-yaşlı bakımını üzerlerine aldıkları, emek piyasasına düşük kadın katılımı şeklinde tercüme edilen geleneksel cinsiyet temelli rol tayinini yansıtıyor olabilir.
-Türkiye’de NEET konumundaki genç kadınların yüzde 42’si çocuklu. Bu Estonya ve Meksika’da da gözleniyor. OECD ortalaması ise yüzde 26.
-Türkiye’de okulu erken terk önemli bir sorun olmaya devam ediyor, özellikle genç kadınlar için. 2014’te Türk gençliğinin yarısından fazlası lise eğitimini tamamlamamıştı, bu Meksika’dan sonra OECD’deki en yüksek oran. Bu olgu özellikle genç kadınlar için daha da çarpıcı: yüzde 60’ı liseyi bitirmemiş durumdalar ve bu üye ülkeler arasında en yüksek oran. OECD ortalamasına göre 25-34 yaş arasındakilerin altıda biri lise diplomasına sahip değil.
-Genç kadınların eğitimlerini sürdürmelerinin sağlanması, kendilerine yönelik fırsatların iyileştirilmesi ve emek piyasasına kadınların katılımını artırmada temel. Genç kadınlar gençler arasında işsizlik ya da bir aktivitede bulunmamanın yüksek oranda görülmesi aynı zamanda bir gelirden vazgeçme anlamına da geliyor. Bu ‘maliyet’in Türkiye için GSYH’sının yüzde 3.4’ü dolayında olduğu tahmin ediliyor.

-‘ÇOK DİNAMİK BİR NÜFUS’-

-Türkiye OECD’de kadın başına 2.17 çocuk ile en yüksek doğurganlık oranını kaydetti. İsrail (3.1) ve Meksika (2.2) ile birlikte sadece bu üç ülke, kadın başına 2.1 çocuk olan nüfus yenileme oranının üzerinde doğurganlık düzeylerine sahip.
-Kadınların ilk evliliklerini ortalama 25’in, erkeklerin ise 28’in altında yaptıkları Türkiye’de insanlar (İsrail’de olduğu gibi) erken evlenmeye eğilimli
-Türkiye genç bir ülke, Meksika’dan sonra endüşük yaşlı bağımlılık rasyosunu kaydediyor: 20-64 yaş arası 100 kişi için emekli (+65) oranı yüzde 13. Bu oran OECD ortalamasında yüzde 28. Türkiye aynı zamanda 1970-2014 arası hayat beklentisinde en büyük artıştan yararlandı.
-Türkiye OECD ülkelerinin çoğu içinde, OECD ortalaması olan 9 litrenin dörtte birine karşılık gelen kişi başına 2 litreden az alkol tüketimiyle, yetişkinler arasında alkol tüketiminin en düşük olduğu ülke konumunda bulunuyor. OECD’de en fazla alkol tüketimi Avusturya’da ve kişi başına yılda 12 litreden fazla. Liste şöyle devam ediyor: Çek Cumhuriyeti 12 litre, Estonya 11.7 litre, Fransa 11.3 litre, Lüksemburg 11 litre. OECD’yle ilgili ülkeler Rusya Federasyonu ve Litvanya’da tüketim 14 litre dolayında bulunuyor.

-‘İSTİHDAMDA POZİTİF BÜYÜME’-

-Türkiye 2007-2015 yılları arasında, çalışma çağındaki nüfusa iş sayısında en büyük artışı kaydetti. Türkiye’de çalışma çağındakilere işi yüzde 28 artırdı, OECD ortalamasında ise çalışma çağı nüfusu yüzde 3 arttı. İstihdamda büyüme aynı zamanda, OECD’de yüzde 8 düşüş görülürken elde edilen yüzde 11’lik iş artışı ile gençler için de pozitif oldu.
-‘YÜKSEK GÖÇ’-
-Türkiye OECD’de, insani göç krizinden en fazla etkilenen ülkelerden biri oldu.

-‘DÜŞÜK SOSYAL KORUMA VE SOSYAL DESTEK’-

-Türkiye’de GSYH’nın yüzde 13’ü olan kamu sosyal harcaması OECD ortalaması olan yüzde 22’den önemli ölçüde düşük. Çalışma çağı nüfusu için destek çok düşük olsa da Türkiye’deki sosyal harcamaların çoğunluğu sağlık, yaşlılık ve dul aylığıyla ilgili.
-OECD’deki en düşük ‘sosyal bağ’ Türkiye’de, özellikle de yaşlılar için; yaşlıların sadece 68’i güvenebilecekleri akraba ya da arkadaşları bulunduğunu bildiriyor. OECD ise bu oran yüzde 87.
Yaşlıların en düşük güvene sahip olduğu sondan ikinci ülke Türkiye. Kore’de ise durum Türkiye’den de kötü.

-‘DÜŞÜK GÜVEN DÜZEYİ’-

-Türkiye’de düşük bir kişilerarası güven düzeyi kaydedildi, diğerlerine güven duyduğunu söyleyen kişilerin payı yüzde 12 dolayında, oran OECD genelinde ölçülenin üçte biri. Türkiye bu alanda 35 üye ülke arasında 34’üncü sırada. Düşük nüfuslu İskandinav ülkeleri güven endeksinde en üstte. Türkiye’de güven genç kuşak arasında biraz daha yüksek: Yüzde 15.”

-‘EĞİTİMDE DÜŞÜK YATIRIM’-

-Son yıllardaki artışa karşın, Türkiye hala Meksika’dan hemen sonra OECD’de öğrenci başına 3 bin 500 dolarla (PPP) en düşük ikinci eğitim harcaması yapan ülke durumunda. Bu ilkokuldan üniversite sonuna kadar öğrenci başına 10 bin dolar olan OECD ortalamasının sadece üçte birine denk geliyor.

-ÇOCUKLAR VE İHTİYARLAR DAHA FAZLA YOKSULLUK RİSKİ ALTINDA-

-Harcanabilir hanehalkı geliri geçen onyıllar boyunca önemli ölçüde artıyordu, ancak hala OECD ortalamasının yüzde 42’si düzeyinde. Türkiye aynı zamanda son yıllardaki iyileşmelere karşın, OECD bölgesinde en yüksek gelir eşitsizliği bulunan dördüncü, en yüksek göreli yoksulluğun yaşanan üçüncü ülke. Çocuklar ve 65 yaş üstü ihtiyarlar daha fazla yoksulluk riski altında. Türkiye genel olarak uygulanabilen asgari gelir aylığını garanti edilmediği az sayıda OECD ülkesinden biri (Yunanistan, İtalya dahil).”

-DÜNYADA DURUM-

Rapora göre, OECD genelinde okulu erken bırakanlar arasında toplumdan dışlanma riski büyüyor. Düşük beceriyle 16 yaşlarında okullarını terkeden gençler iş bulmada artan zorlukla karşılaşıyor ve ekonomi hızlansa bile şanslarında bir iyileşme olmuyor.
OECD genelinde 40 milyon genç, yani 15-29 yaş arasının yüzde 15’i çalışmıyor, eğitimde bulunmuyor. Bunların üçte ikisi iş dahi aramıyor. 30 yaşındaki 10 işçiden birinin işi kriz nedeniyle çökmüş durumda. İspanya, Yunanistan ve İrlanda’da çalışan genç oranı 2007-2014 arasında yarı yarıya düştü. OECD’de toparlanmaya karşın genç istihdamı oranları 2010’dan bu yana durgun ve bugün hala kriz öncesi düzeylerin altında.
Çalışmayan, eğitim görmeyenler ekonomiyi; OECD toplam GSYH’sının yüzde 0.9’u ila yüzde 1.5’u, yani 360 milyar dolar ile 605 milyar dolar arasında bir gelirden mahrum bırakıyor.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam