TÜRKLER SURİYE’NİN DOĞUSUNDA ÇOK ÖNEMLİ BİR OYUNCU OLACAK

Geçtiğimiz günlerde Suriye ile ilgili olarak Rusya, Türkiye ve İran tarafından yapılan ortak deklarasyon,  uzmanları meşgul etmeyi sürdürüyor. Jerusalem Post gazetesince yayımlanan bir yorumda Rusya’nın  savaş sonrası Suriye’nin yeniden dizayn edilmesinde başlıca bir oyuncu olabilmek için Türkiye ile birlikte  çalışmak istediği belirtilerek  “Türkler oyunda esas bir oyuncu ve Suriye’nin doğusunda çok önemli bir oyuncu olacak” deniliyor.

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Jerusalem Post’un yer verdiği “Suriye’de Bir Rus Barışına Doğru Mu?” başlıklı yazıda  üçlü  deklarasyona dikkat çekilerek, “Halep’teki zaferle güçlenmiş olan Rusya’nın, Türkiye ve İran ile birlikte ve ABD olmadan Suriye’deki iç savaşı çözmeye yönelik bir diplomatik rotayı tesis etmeye çalıştığı” belirtiliyor.

Ben Lynfield imzasını taşıyan yoruma göre,  Ulusal Güvenlik Etütleri Enstitüsü’nden Rus uzmanı Sarah Fainberg,  Rusya’nın  savaş sonrası Suriye’nin yeniden dizayn edilmesinde başlıca bir oyuncu olabilmek için İran’ın yanı sıra Türkiye ile birlikte neden çalışmak istediğini belirtirken, nedeni olarak da “Türkler oyunda esas bir oyuncu ve Suriye’nin doğusunda çok önemli bir oyuncu olacak” diye gösterdi.
Buna karşın diplomatik bir çözüme yönelik adımların başarısının kesin olmadığını, “Rus-Türk-İranlı üçgeninin” dışındaki oyuncuların tepkilerinin şu aşamada henüz öngörülemediğini söyleyen  Lynfield,   Washington’un Suriye sahnesine Moskova’ya bırakmış olması nedeniyle “üçlü yaklaşımın” belli bir mantığının olduğunu belirterek “Ruslar ve İranlılar Esad’a, Türkiye ise, isyancılara baskı yapabilir” görüşünü savundu.
Moskova deklarasyonunun Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesinden bir gün sonra açıklandığına dikkat çekildiği yorumda  Tel Aviv Üniversitesi’nden Türkiye uzmanı Hay Eytan Cohen Yanarocak’ın  her iki ülkenin başkentinden gelen,  olayın ikili ilişkileri raydan çıkarmayacağı açıklamalarına işaret ederken yaptığı  “Bunun da bir cinayet gibi trajik bir olayı olsa bile Türkiye ve Rusya’nın işbirliğini yapabileceğini vurguladığı” değerlendirmesine yer veriliyor.
Yorumda “bir zamanlar iki ülke arasında giderilmeyecek kadar büyük bir görüş ayrılığı gibi görünen,  Türkiye’nin herhangi bir Suriye çözümünün bir parçası olarak Esad’ın uzaklaştırılması ısrarının artık  yakınlaşan ilişkilerde bir engel olması pek beklenmediği” belirtilirken de, Suriye liderinin gittikçe Ankara için önemi azalan bir öncelik olduğu öne sürülüyor.
Ankara’nın,  Kürtlerin Suriye’de bir koridor oluşturmalarının engellenmesinin Esad’ın uzaklaştırılmasından “çok daha büyük bir öncelik” olarak gördüğü savunulduğu yazıda INSS’in Türkiye uzmanı  Gallia Lindenstrauss’un değerlendirmeleri de aktarılıyor.
-TÜRKİYE İLE RUSYA ARASINDAKİ “ANLAYIŞ”-
“İran ve Rusya’nın (Suriye’de) Esad lehindeki müdahalelerinden sonra Türkiye,  Esad’dan kurtulmanın çok zor olacağını anlıyor ve kısa vadede böyle bir hedef için çalışmıyor” görüşünü öne süren Lindenstrauss, TSK’nın Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü “Fırat Kalkanı” operasyonunun da “Rusya’nın onayına bağlı olduğunu” savunuyor.
Lindenstrauss,  “Türk askerlerinin,  rejim güçleri ve Ruslardan fazla engel olmadan faaliyet göstermeleri, bu konuda Türkiye ile Rusya arasında bir anlayış olduğunu gösteriyor” diye düşünüyor.
JPost’un yayımladığı yorumda Türkiye’nin Rusya’ya yakınlaşmasında kısmen  15 Temmuz darbe girişiminin Moskova tarafından hemen kınanmasının rol oynadığının altı çizilirken Türkiye’nin “Türklerin açısından Rusya’ya Batı’ya karşı bir koz olarak ihtiyaç duyulduğu” görüşü de dile getiriliyor.
Bunun ardından iki ülkenin enerji alanındaki büyük projelerin varlığının altı çiziliyor ve “Tüm bu faktörler, Rusya’nın Türkiye üzerinde çok nüfuzu olduğu anlamına geliyor. Büyükelçinin öldürülmesi, Ankara’ya daha çok savunma durumuna sokuyor çünkü onu koruma yükümlüğünü yerine getiremedi” iddiasına yer veriliyor.