İslamiyete hakaret İnsanlığa ihanettir

0
316

Kudüs, üç semavî dinin kutsal şehri. Lut Gölü’nün komşusu İliya. M.Ö. 1000 yılında Hz. Davut’un şehri. Mührün sahibi Hz. Süleyman’ın Tapınağı’nı ve sarayını inşa ettiği şehir.

Müslümanların ilk kıbleleri olan kutsal Mescid-i Aksa’yı bağrında bu günlere getiren şehir. İslam Peygamberinin Mirac gecesinde şereflendirdiği şehir. M.S. 638 yılında Hz. Ömer zamanında Müslümanlarca feth edilen ve kutsanan şehir. 750 yılından sonra Abbasîlerin; 969’dan sonra Fatımîlerin şehri.
Yıl 1099. Haçlı Orduları ilk defa amaçlarına ulaşırlar. Şehri ele geçirirler. Binlerce Müslüman’ı kılıçtan geçirdikten sonra Kudüs Kırallığı’nı kurarlar.
Yıl 1187. “İslamın Kılıcı” olarak anılan Selahaddin Eyyubî, Kudüs’ü Hırıstiyanların elinden alır.
1260 yılından sonra Kudüs Mısır Memluk Devleti’nin idaresine geçer. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık Zaferi’nden sonra Osmanlı mülkü olan Kudüs, 1917 yılına kadar 400 yıl Osmanlı yönetiminde kalır.

Kanunî zamanında başlayan imar faaliyetleri ile Kudüs büyük ve modern bir şehir haline getirilmiştir.
Şimdi, ABD Başkanı Trump, Kudüs’ü İsrail Devleti’nin “Başkent”i olarak tanımaya hazırlanıyor. Bu yazının yazıldığı 6 Aralık 2017 Çarşamba günü saat 15.00’de medya, Trump’ın bu kararını Türkiye saati ile 21.00’de duyuracağını açıklamaktaydı. ABD elçilikleri birinci derecede alarma geçirilmiş, ABD, Müslümanların tepkisinden çekinerek vatandaşlarının sokağa çıkmamaları konusunda uyarıyor.

ABD, bu kararı aylar önce almış ancak tepkilerden çekinerek bugünlere kadar ertelemişti. Amerika, Ortadoğu politikasını %100 İsrail politikası doğrultusunda yürütüyor. Veya tam tersinden söylemek gerekirse İsrail, Amerika’yı kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendiriyor.
Kudüs, tarihte Yahudilerin hakimiyetinde kalmıştır. Bu yüzden Yahudilerce kutsal kabul edilir. Hz. İsa bu topraklarda doğmuştur. Bu yüzden Hıristiyanlarca da kutsal sayılır. Müslümanların ilk kıblesidir; Mirac’ın bir ayağıdır. Bu sebeplerden dolayı Müslümanlarca da kutsal kabul edilir.
Osmanlı hakimiyeti döneminde Kudüs’ün her üç dinin kutsal şehri olduğu kabul edilmiş ve uluslararası anlaşmalarla da bu durum resmen onanmıştır. Kudüs artık bir dinin değil bütün insanlığın ortak kültür ve inanç mirasıdır. Kudüs’ü Yahudilere peşkeş çekmek Müslümanlar kadar Hırıstiyanları da rahatsız edecek bir karardır.
Bugün Trump, hayatının en yanlış kararını almak üzeredir. Sadece Ortadoğu’yu değil bütün dünyayı kana ve gözyaşına boğacak gibi görünen bu kararın zamanlaması da çok ilginçtir.

Suriye’de 6 yıldır devam eden iç savaş 6 milyon insanı yerinden yurdundan etmiş, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 400.000 insan ölmüştür.
Irak’ta yüzbinlerce insan ölmüş ve hükümet krizi halen devam etmektedir. Amerika’nın PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye verdiği 4.000 TIR dolusu ağır silah ve mühimmatın şimdi nerede ve nasıl kullanılacağı belli değildir. Türkiye Cumhuriyeti, Suriye’de terör örgütünün ilerlemesini ve bölgede karışıklıklar çıkarmasını önlemeye çalışırken karşısında kendisini sanık sandalyesine oturtmaya yönelik Rıza Sarraf Davası’nı buldu. Buna cevap vermeye çalışılırken bu sefer de Kudüs bombası patlatıldı. Bunlar gerçekten çok ince düşünülmüş toplum mühendisliği ürünleri.

Amerika’nın bu ataklarıyla vermeye çalıştığı mesaj çok açık: “Siz bizim eski müttefikimiz, eski uysal tabilerimizsiniz. Kimi istersek yönetime onu getirmeye; ne dersek onu yapmaya mecbursunuz. Aksi taktirde sizi elimizden Rusya da, Çin de kurtaramaz”.
Kudüs, ne Yahudilerin, ne Müslümanların ne de Hıristiyanlarındır. Kudüs bugün artık insanlığın ortak kültür mirasıdır. Kudüs’ü bir dinin mensuplarına tahsis etmek İslamiyete bir hakaret, insanlığa bir ihanettir. İsrail yayılmacılığına hizmet ederek Kudüs’ü Yahudilere vermek demek İsrail yayılmacılığına pirim vermektir. Bunun sonu nerede biter? İsrail yarın Musul’u, ertesi gün Urfa’yı “eskiden Yahudi yerleşimi olduğu” gerekçesiyle isteyebilir. O zaman ne yapacağız?!!
İsrail yayılmacılığının taşeronu olan Amerika, bugüne kadar akan Müslüman kanından sorumlu olduğu gibi bundan sonra akacak kanlardan da İsrail ile birlikte birinci derecede sorumludur.