Ana Sayfa Politika İSİM VERMEM MÜMKÜN DEĞİL

İSİM VERMEM MÜMKÜN DEĞİL

81
PAYLAŞ

Tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle Disiplin Kurulu’na sevk edilen CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, “Süreç bir linç kampanyasına dönüştükten sonra benim bir isim vermem artık hiç mümkün değildir” dedi.

CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle Disiplin Kurulu’na sevk edilmesinin ardından yazılı açıklama yaptı.
“Atatürk portresinin indirilmesi konusunda bugün partimizin Merkez Yönetim Kurulu’nun aldığı kararla ilgili bir açıklama yapma gereği doğmuştur” diyen Nazlıaka şöyle dedi:
“Konu; benim bir milletvekili arkadaşımın Meclis’teki odasına gittiğimde Atatürk resmini görmediğimde gösterdiğim hassasiyet üzerine onun resmi geri asmasından ve benim isim vermeden bu mevzuyu iki milletvekilimizle yaptığım özel bir sohbette paylaşmamdan, bu sırada orada bulunan başka bir milletvekilinin de duymasından ibarettir.
Amacı kişiyi değil ideolojik bir saptamayı tartışmaya açmak olan bu konuşma en fazla beş dakika sürmüştür. Ancak bu özel konuşmanın bir milletvekili tarafından basına yansıtılması sonrasında olay kasıtlı ya da kasıtsız olarak çarpıtılmıştır. Yaşananlar ile oluşan algı arasında orantısız bir fark oluşmuştur. Bu fark partimizi yıpratan bir algı operasyonuna dönüşmüştür.
Atatürk’ün portresinin ‘çöpe atılması’ gibi bir durum asla söz konusu değildir. Odalarımızdaki resmin boyutu gözetildiğinde dahi bunun mümkün olamayacağı açıktır.
Haberin basına düşmesinden sonra soruşturma komisyonu kurulana kadar Genel Başkanımın ve partimin yetkili organlarının talimatlarını beklediğim için uğradığım tüm tahriklere ve saldırılara karşı (şahsımla ilgili çıkan yalan haberle ilgili 18.12.2015 tarihinde yaptığım yazılı basın açıklaması hariç) hiçbir açıklama yapmadım. Partimizde Atatürk düşmanları varmış gibi oluşturulan bu algıya karşı katı bir tutum izledim.
Ben bir Atatürkçü olarak, Atatürk’ün kurduğu partimin Atatürk üzerinden tartışılmasını, tartıştırılmasını istemem.
Olayla ilgili bir isim verip konuyu daha fazla gündemde tutacak ve partimi tartıştıracak bir davranış içine girmem mümkün değil. Ayrıca iyi niyetinden şüphe duymadığım bir yol arkadaşımı kesinlikle ifşa etmem. Hele hele süreç bir linç kampanyasına dönüştükten sonra benim bir isim vermem artık hiç mümkün değildir.
Makamlar ve mevkiler gelip geçer, onurlu duruşları ise tarih yazar. Atatürk devrimleri ve Cumhuriyet değerleri için verdiğim mücadele son nefesime kadar sürecektir.”

İŞTE O AÇIKLAMA!

Aylin Nazlıaka’nın konuya ilişkin basın açıklamasının tam metni şöyle:
“Atatürk portresinin indirilmesi konusunda bugün partimizin Merkez Yönetim Kurulu’nun aldığı kararla ilgili bir açıklama yapma gereği doğmuştur:
1-) Konu; benim bir milletvekili arkadaşımın Meclis’teki odasına gittiğimde Atatürk resmini görmediğimde gösterdiğim hassasiyet üzerine onun resmi geri asmasından ve benim isim vermeden bu mevzuyu iki milletvekilimizle yaptığım özel bir sohbette paylaşmamdan, bu sırada orada bulunan başka bir milletvekilinin de duymasından ibarettir.
Amacı kişiyi değil ideolojik bir saptamayı tartışmaya açmak olan bu konuşma en fazla beş dakika sürmüştür. Ancak bu özel konuşmanın bir milletvekili tarafından basına yansıtılması sonrasında olay kasıtlı ya da kasıtsız olarak çarpıtılmıştır. Yaşananlar ile oluşan algı arasında orantısız bir fark oluşmuştur. Bu fark partimizi yıpratan bir algı operasyonuna dönüşmüştür.
Atatürk’ün portresinin “çöpe atılması” gibi bir durum asla söz konusu değildir. Odalarımızdaki resmin boyutu gözetildiğinde dahi bunun mümkün olamayacağı açıktır.
2 –) Haberin basına düşmesinden sonra soruşturma komisyonu kurulana kadar Genel Başkanımın ve partimin yetkili organlarının talimatlarını beklediğim için uğradığım tüm tahriklere ve saldırılara karşı (şahsımla ilgili çıkan yalan haberle ilgili 18.12.2015 tarihinde yaptığım yazılı basın açıklaması hariç) hiçbir açıklama yapmadım. Partimizde Atatürk düşmanları varmış gibi oluşturulan bu algıya karşı katı bir tutum izledim.
Ben bir Atatürkçü olarak, Atatürk’ün kurduğu partimin Atatürk üzerinden tartışılmasını, tartıştırılmasını istemem.
3 –) Olayla ilgili bir isim verip konuyu daha fazla gündemde tutacak ve partimi tartıştıracak bir davranış içine girmem mümkün değil. Ayrıca iyi niyetinden şüphe duymadığım bir yol arkadaşımı kesinlikle ifşa etmem. Hele hele süreç bir linç kampanyasına dönüştükten sonra benim bir isim vermem artık hiç mümkün değildir.
4 – Makamlar ve mevkiler gelip geçer, onurlu duruşları ise tarih yazar. Atatürk devrimleri ve Cumhuriyet değerleri için verdiğim mücadele son nefesime kadar sürecektir.
Değerli kamuoyunun bilgilerine arz eder, saygılar sunarım.” (ANKA)

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam