16 Nisan’a bir ay kala, komşumuz İran’da yapılan bir referandumu, buradan çıkan sonucu ve sonrasını anlatmak istiyorum.

Şah döneminin sona ermesinin ardından, dini lider Humeyni 1 Şubat 1979’da İran’a döndü. Yaptığı konuşmalarda, “Nisan ayında referanduma gideceğiz. Size, İslam Cumhuriyeti’ni isteyip istemediğinizi soracağız. Daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük isteyenlerin evet demesini bekliyoruz” dedi.
Halk, 1 Nisan 1979’da sandığa koştu ve ezici bir çoğunlukla İslam Cumhuriyeti için evet oyu kullandı.
++
Bu referandumdan sonra bakın neler oldu:
-Şeriat kanunlarını uygulayan şeriat mahkemeleri kuruldu.
-Bu mahkemelerin hakimlerinin tamamı yönetim tarafından atandı.
-Okullarda öğrenciler kızlar ve erkekler olarak ayrıldı.
-Kızların evlenme yaşı aşağı çekildi.
-Alkollü içkiler ve sinema yasaklandı.
-Televizyon ve gazeteler devletin kontrolüne geçti.
-Kadın toplumsal hayattan dışlandı, seyahat etmeleri bile kocalarının iznine bağlandı.
-Topluma tümüyle dinsel bir yaşam biçimi dayatıldı.
İran, o tarihten bu yana, “dinci faşizm” diye adlandırılan bir rejimle yönetiliyor.
++
Peki, İran’da yapılan referandumla bizde yapılacak referandum arasında ne alaka var?
Hiçbir alaka yok!
Argoya meraklı kimi gençlerin üslubuyla söylersek, “Kel alaka” da denebilir, “Alakaya çay demle” de…
O halde bu yazıyı niye yazdım?
Hiç canım!
Laf olsun diye yazdım işte!