Ulu boyunca, halkların kültürel kaynaşması ile Dünya kültür zenginliğine yeni değerler eklenmiş ve kültür yolu olmuştur.Gelenek ve görenekler asırlarca yaşatılmaktadır.

Bunların en özgün olanı “ Nevrûz Bayramıdır”.Baharın şarkısıdır. Yeniden doğuş günüdür.Bu yeni gün mevsimlerin en bereketlisi baharın başlangıcıdır. Doğanın yeniden doğuşu,insanın doğayla birlikte yeni bir mevsime ve hayata heyecanla ve umutla başlamasıdır.

Kışın yorgun ve sıkıntılı günlerini üzerlerinden atmak isteyen insanlar, Baharın başlangıcı saydıkları 21-22 Mart günlerini geleneksel olarak binlerce yıldan beri şenliklerle karşılamakta, umutlarını tazelemekte, doğa gibi hayata yeniden doğmaktadırlar. Bu düşünce ve felsefe ile NEVRÛZ, bütün canlılarda ve insanda diriliş günü –doğuş günü-yeni gün olarak kabul edilmektedir.
Gece ile gündüzün eşit olduğu 21 martı 22 marta bağlayan gece halk arasında yeni yılın, yıl başının başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Su, toprak, ateş ve güneş kültü, insanlar için tarihi süreçte kutsal sayılmıştır. Bu değerleri doğal güzelliklerle ve sevgiyle birleştiren insanlar “ulu gün- yeni gün” dedikleri 21- 22 martlarda geleneklerini ve göreneklerini sergilemektedirler. Doğanın mart ayında bütün canlılığını sergilemekte olduğu bir anda insanlarda bu canlılığa oyunları,müzikleri, yemekleri ve şarkılarıyla katılmaktadırlar. Bu eşsiz günü, insanlar en çok değer verdiği konularla örtüştürmektedirler.”Türk Ergenokon Bayramı, mart dokuzu, yen yıl, yıl başı,Hz. Ali’nin doğum günü, Adem ile Havva’nın evlendiği gün, Nuh’un gemisinin kurtuluş günü ” gibi günler , hep ’a raslatılmaktadır.

Orta Asya’da,Anadolu’da,dünyanı dört yanında yaşayan Türklerin, Kafkaslarda, Balkanlarda ve Orta Doğuda yaşayan insanların, ve İranlıların yılbaşı olarak kabul ettikleri güne Nevruz-Yen Gün denilmiştir.Bu tarih idari ve mali yönden başlangıç tarihi olarak ele alınmıştır.
Kaşgarlı Mahmut, ünlü “Divan-ü Lûgati-t Türk” adlı eserinde Nevruz hakkında bilgiler de vermiştir:
“Türkler, yılı dört ayrıma bölerek ad verirler. Her üç ayın bir adı vardır…Yeni gün (Nevruz) den sonra ilk bahara “ oğlak ay”,”Uluğ Oğlak Ay” denir. Bu ikinci parçada oğlak büyük,bundan sonra “uluğ ay” denir, çünkü bu yaz ortasıdır.Yer yüzünde niğmet bollaşır,hayvanlar büyür,süt çoğalır.”
Ünlü bilgin Biruni (973-1046), “Kitab-ı at –Tevhim” (Anlatma kitabı) ve “El-asar el –bakya” adlı esesrlerinde Orta Asya’daki yerli halkların Arap istilasından önce “Nevrûz Bayramı” kutlamaları yaptıklarını anlatır.

İranlı bilgin Firdevsi, “Şahnâme” adlı destanında ,Cemşid döneminde “ nevrûz Bayramı “yapıldığını ifade etmektedir. Eserdeki anlatımı şöyledir:
“Cahanga ziya nur çaçar padişah, /Bu noruz küni boldi Cahanga ziya nur çaçar padişah,
Bu noruz küni boldi taht özraca. /Yiğlidi uluğlar bari şadu huş, /Mayu,usul,çalgu tepip köp huruş.”
Babürnâme’de , baharın gelişiyle birlikte geleneksel törenlerin, yöneticiler ve halk arasında yapıldığını Babür Şah ifade etmektedir.
14. asırda yaşamış ünlü şair Ali Şir Nevai, “ Çar Divan” adlı “eserinde “Nevrûz Makamından” söz etmekte ve bir çok musiki makamına nevruz adının verildiğini ifade etmektedir: “Noruz Büzrüz”,”Noruz Hüsayin”, “Noruz Küçek”,” Noruz Rast”, “Noruz Sultani”…

Tang Hanedanı döneminin Çin’li tarihçisi Hoyili’in hatıralarnı yazdığı “ Muzika Tazkiresi” isimli kitabında, Uygurların “Nevrûz Bayramı’nı” “Oğlak Tartiş Ussuli”, “Salma Taşlaş Ussuli”, “Goyzi (kuça) Ussuli “ gibi tiyatrolar,danslar, şarkı ve müzik eşliğinde maskeli oyunlarla kutladıklarını ve eski yılı uğralayak yeni yılı karşıladıklarını bu güne “ Sumuz- Samuz” dediklerini ifade eder. Uçtuğuna inanılan kanatlı bir at olarak ifade edilen “ Toplar” üstünde oynanan oyunlardan söz eder.Nevrûz, çiftçilik ve hayvancılık bayramı olarak değerlendirilir.

İbrahim Hakkı Hazretleri, “Marifetnâme” adlı eserinde, yıl başını güneşinin koç burcuna girdiği gün başlatmaktadır.Şeyhi Fakiyrullah vefat ettiğinde, türbesindeki kulenin uygun bir yerine bir pencere açtırarak oraya bir güneş yansıtıcı mercek yerleştirmiş ve nevrûz’un ilk ışıkları mercekten yansıyarak türbeye girmekte ve şeyhin üzerine yansımaktadır.Bunu yeniden doğuş anlayışı olarak düzenlemiş olduğu anlaşılmaktadır.

Bir Nevrûz yolu olan Ulu İpek Yolu, inançların, düşüncenin ve dileklerin yolu olmuştur.Tarih boyunca çeşitli inançlar, gelenekler birbiriyle çarpışmış, tanışmış, kaynaşmıştır.İnsanlığın düşünce ve inanç dünyasını anlamak için Ulu İpek Yolu’nu incelemek gerekmektedir.Doğudan Batıya ve batıdan doğuya tarih bu yolda kaynaşmıştır.Halende burası güncelliğini korumakta,bu yol yeniden keşfedilmeye çalışılmaktadır.Yeniden doğmak için bu yola düşmeniz gerekmektedir.
Nevrûzun temel felsefesi ve ifadesi, her alanda insanın ve doğanın yeniden doğuşudur..
Türklerin tarihleri boyunca baharın gelişini kutladıkları bilinmektedir.Zaman, zaman bu gelenek bazı bölgelerde unutulsa da temel felsefesiyle yaşayıp gelmiştir.İran’da ve İpek yolu boyunca gelip geçmiş topluluklarda bu geleneğin izleri görülmüştür.Nevruz İranlılara mal edilmekteyse de on iki hayvanlı Türk Takviminde görüldüğü üzere Türklerde de çok eskiden beri bilinmekte ve törenlerle kutlanmaktadır.

Türkler, bugünü bir kurtuluş günü olarak Ergenokon’dan çıkışın başlangıcı saymaktadırlar. Ebulgazi Bahadır Han, Şecere-i Türk Han, Şecere-i Türk adlı eserinde Ergenokon Menkıbesinden bahsetmektedir. Çin kaynakları da bu tarihi olaylardan söz etmektedir. Orta Asya’da Türk topluluklarında Azeri, Kazak,Kırgız, Türkmen,Özbek, Tatar, Altay,Uygur Türkleri,Anadolu , Balkan Türkleri nevrûz geleneğini canlı olarak yaşatmaktadırlar. Atatürk 22 Mart 1922 tarihinde Ankara’da Nevruz kutlamalarına katılarak bu köklü –geleneksel günlerin yaşatılmasına inanmıştır.
Gece ve gündüzün eşit olduğu Milâdi 21-22 mart, Rumi 9 Mart gecesini takiben yeni bir mevsime merhaba diyen insanlar, ortak sevinçlerini bayram havası içerisinde karşılamaktadırlar. Koç burcunun (21 Mart 20 Nisan ) ilk baharın başlangıcı olduğu kabul edilmektedir. Geçmiş bazı uygarlıklarda baharın gelişinde tapınaklarda dua edildi.
Kar altından “ mavi donu, gök gözüyle “ ilk defa nazlı, nazlı boy gösteren nevrûz çiçeğidir.Yeni gün yeni açan tomurcuklarıyla selamlar,baharın başlangıcını haber verir.
Bu güzel çiçek, adını güzel kızlara vermiştir.Türkülere, manilere ve ata sözlerine temel olmuştur. göre Hızır’dan beklenen, darda kalanları imdadına yetişmesidir. “Kul daralmayınca ,Hızır yetişmez” halk sözü bunun için söylenmiştir.

Hızır ile İlyas’ın bir araya geldiği günün anısına “Hıdırellez” günü olarak 6 mayısta kutlamalar yapılmaktadır.Hıdırellez inancı bahar bayramıyla ilgilidir.
1992 yılında Ulu İpek Yolunda, Halk Kültürlerini araştırmaya çıkan kültür Bakanlığı HAGEM araştırmacıları ekibi, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan ve Doğu Türkistan’dan nevrûz kutlamalarıyla ilgili çok sayıda önemli bilgi ve belgeleri Kültür Bakanlığı arşivlerine kazandırmıştır..
Bu araştırmalar teker, teker kitap halinde yayınlanırken, Anayurttan Atayurda Türk Dünyası Dergisi çıkarılarak bilimsel araştırmalar bu dergide yayımlanmıştır.
Si-An’dan Tirana Tarihi İpek Yolu kitabımda İpek Yolu’nda Nevruz konusu belgelere dayalı olarak ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır.
Ulusun ulu günü, Navrûz, Baharın İlk günü,Novruz,Sultan-ı Nevruz, Mart Dokuzu gibi adlarla anılmaktadır.
.Semeni, nevruz’un sembolü olarak yetiştirilmekte.Buğday ıslatılıp çillenmeye başlayınca bir tabak üzerine bir parmak kalınlığında serilmekte, üzeri bezle örtülerek belli aralıklarla su serpilerek yeşermesi sağlanmakta,bir süre sonra da üzerindeki bez alınmakta ve iyice yeşerinceye kadar da su verilmektedir. Semeni (çimlendirilmiş buğday baharı müjdelen simge olarak değerlendirilmektedir.

Ulu İpek Yolu, nevrûz yolu olarak adlandırılmaktadır.Bu yol boyunca bütün ülkelerde bu geleneksel bahar bayramı ,kendine özgü bir anlayışla asırlardır kutlanagelmektedir. Kutlamalarda halk kültürünün tüm ayrıntıları bulunmakta ve görülmekte.
NEVRÛZ BAYRAMI kutlu olsun,huzur, barış ve mutluluk getirsin.

PAYLAŞ
Önceki İçerikGörme engelli sporcu Cemre, milli takım seçmelerine gidecek
Sonraki İçerikTrump destekli tarzımız…
Yahya Aksoy
Yozgat Boğazlıyan'da doğdu. İlk ve orta öğrenimi takiben iki ayrı fakülteden ve Askeri Akademiden mezun oldu. MEB , Kültür ve Turizm Bakanlığında üst düzey yönetici ve genel müdür olarak görev yaptı. İngilizce bilen, şair ve "Tarihi İpek Yolu" kitabı yazarı, evli ve üç çocuğu bulunan Aksoy, Ankara'da yaşamaktadır.