İpek Yolu UNESCO’su TÜRKSOY

0
83

Dünyada asırlardır sürüp gelen savaşlar,çalkantılar, kavgalar, gerginlikler ve kutuplaşmalar 20 yüzyılın sonlarına doğru yeni bir şekil alarak kapandı, yerini barış ve yeni işbirliği almaya başladı.”Soğuk Savaş Dönemi” kapandı.

SSCB dağıldı ve yerini Rusya Fedarasyonu aldı.1991 yılında yeni Türk Cumhuriyetleri kuruldu. Peş peşe baığsızlıklarını ilan eden beş Türk Cumhuriyetinden; Kırgızistan 31 Ağustos 1991’de,Özbekistan 1 Eylül 1991’de,Türkmenistan 27 Ekim 1991’de,Kazakistan 16 Aralık 1991’de ve Azerbaycan 18 Ekim 1991’de bağımsız cumhuriyet idarelerini kurdular.

Dünyada büyük yıkımlara, ölümlere ve acılara neden olan birinci ve ikinci dünya savaşları sonrasında ,dünya barışana katkıda bulunmak ve ülkeler arasında diyalogu geliştirmek amacı ile Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve ona bağlı Uluslararası Bilim ,Eğitim ve Kültür Kurumu -UNESCO örgütü uluslararası sözleşmelerle kuruldu ve ülkeler bu örgütlere üye oldular.
1991 yılıında kurulan yeni Türk Cumhuriyetleri ve diğer bölgelerde yaşayan Türk Toplulukları arasında bilim, kültür, sanat, teknoloji ve ticaret alanlarında işbirliğini başlatmak ve geliştirmek için çeşitli uluslararası örgütlerin kurulması büyük bir ihtiyaç ve zorunluluk haline geldi.
Bunlar arasında , Türk Dünyası için en önemli ve gerekli olan TİKA ve TÜRKSOY kuruluşları yer aldı. Tarih değişime ve dönüşüme uğramaya başlamış, dünyada soğuk savaş esintileri yerini barış,işbirliği ve diyalog’a bırakmıştı. Bu gelişmelerin Batı’da ve Doğu’da sevindirici yankıları görülmeye başlamış ulusal ve uluslararası örgütlere yenileri eklenmiştir.

Büyük önder Atatürk, 29 Ekim 1933’de şöyle demişti:
“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur,komşumuzdur,müttefikimizdir.Bu dostluğa ihtiyacımız vardır.Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez.Tıpkı Osmanlı gibi,tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir.Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde, dili bir, inanncı bir,özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak,yalnız o günü,susup beklemek değildir.Hazırlanmak lazımdır.Milletler buna nasıl hazırlanır?Manevî köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür.İnanç bir köprüdür.Tarih bir köprüdür…Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yakınlaşmasını bekleyemeyiz.Bizim onlara yakınlaşmamız gerekli…”

Tarihi geçmişi ile bilen ,uzak ve yakın geleceği bütün derinlikleriyle görebilen büyük önder Atatürk’ün önsezisi 1991’de gerçek oldu.
Bu gerçekler ışığında hareket eden Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı 1992 ve 93 yıllarında, yeni kurulan Türk Cumhuriyeleri Kültür Bakanları ile başlattığı yakın ve yoğun görüşme ve ziyaretler sonucunda ,12 Temmuz 1993 tarihinde Kazakistan başkenti Almatı’da yapılan Kültür Bakanları toplantısında varılan anlaşma sonucunda , Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi -TÜRKSOY’un kuruluşu Ankara’da gerçekleştirildi.

Merkezi Ankara olara belirlenen TÜRKSOY kuruluş anlaşmasına ,Azerbaycan,Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Türkiye Kültür Bakanları imza attılar.Kuruluş anlaşması ülkelerin meclislerince onaylandı ve ülke temsilcilerinin üye olarak katılması ile TÜRKSOY çalışmalarına başladı. Bu kuruluşa Başkırdistan,Tataristan,Hakas,Tuva,KKTC ve Gagavuzyeri’de üye oldular. Diğer Türk toplulukları da toplantılara temsilciler gönderdiler.
Büyük bir tarihi geçmişe ve yoğun bir nüfusa sahip olan Türk Dünyası’nın zengin ve yaygın kültür ve sanat değerleri için uluslararsı bir kuruluş olan TÜRKSOY’un kuruluşunda, dönemin Kültür Bakanı ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Mitat Sirmen ile birlikte görev almaktan büyük onur dumaktayım.
Kuruluşundan itibaren çok önemli kültür ve sanat organizasyonuna ve kalıcı etkinliklere imza atmaya ve her geçen gün başarı ile gelişmeye devam etmekte olan, kültür ve sanat dolu İpek Yolu UNESCO’su TÜRKSOY’a başarılar dilemekteyim.