Kendisinden  yola çıkmayan insan, hiç bir zaman  yola çıkmış sayılmaz. Gerçekten de böyledir.

Cemiyeti terbiye etme iddiasında nice  insan vardır ki; kendilerini bu terbiyeden vareste tutarak, bu iddianın ilk şartını ihmal etmek gafletine düşmüşlerdir.
Her yolculuk evvela bir vasıtaya binmekle başlar, sonra safha safha yolculuğun diğer kısımları gelir.
Bugün kendi nefsini dizginleyemeyen bir insan; kendisini bu yolculuğa başlamış nasıl addedebilir ki? Bu yolculuğun tek vasıtası vardır:  O da kişinin evvela kendini inşa  etmesi hadisesidir.
Cemiyetten önce; kendilerine, terbiye edilmesi lazım gelen bir unsur olarak bakmayanlar, cemiyeti bulandırmaktan öteye  gidemezler.
Ünlü filozof Konfüçyüs: ”Öldürmeyen her darbe insanı yüceltir.” diyor. Doğrudur, insan acılarla büyür, onlara tahammül göstermekle yücelir.
Tarihte cemiyetin dizginlerini eline geçirebilmiş kıymetlerin, ulu ruhların hemen tamamı çilelerin demirden cenderesinden geçebilmiş insanlardır.
Hayatı Sadece bir zevk eğlence vasıtası olarak görenler arasından tek bir irade kahramanı çıkmış değildir.

Zaten insan olmanın en önemli şartlarından biride, sızılı bir yüreğe, hisseden, duyan bir kafaya  sahip olmaktır. İnsan dediğin kafasında gönlünde sadece kendisine ait dertleri taşımamalıdır.
İnsan odur  ki; topyekun insanlığın çilelerini gönlünde ve kafasında depolamasını bilen, kendisi için değil ama cemiyet için ağlayan adamdır.

Bugün Dünya da ”Ah… Ne hisli bir  yüreğim var. Neden dünyadaki her acılı insana annelik yapıyor yüreğim? Neden gündüzlerde gecenin gelişini görecek kadar meyus bakıyor gönlüm? Neden şu ağlayan çocuklara ağlıyor gözlerim? Neden şu üşüyen ayaklarla donuyor ayaklarım?”  Sorusunu soranlar var olmadıkça anlamlı bir hayatımız olmayacaktır.

”Sen her acıya annelik, sahiplik yapan vicdanım, birazcık olsun sadece kendine bakmayacak mısın? Bir defa olsun taşlaşmayacak mısın?”

”Allah’ım yoksa saadet denilen şey taşlaşmak mıdır?” sorusunu soranlar insandır dünya da,
”Hayır, hayır yalın ayak gezenler oldukça taşlaşamam. Ekmeğini katıksız yiyenler var oldukça hissizleşemem! İnsanlar gözyaşı döktükçe  mesut olamam!”
Saadeti kendini hissetmekte bulanlara yazıklar olsun, yazıklar olsun kainatın acılarını yüreğine sığdıramayanlara!
Bugünün dünyasında mesut olmak ancak vicdansız olmakla mümkün.
Vicdanı olanların acılar içinde yaşamasından  daha tabii ne olabilir ki!
Vicdanı olanlara, insan kalanlara, kendisinden yola çıkıp, cemiyet dertlerini  dertlenen yüce kıymetlere, ne kadar insanım sorusunu soranlara selam olsun.