Ekonominin temel kuralı, siyasi ve ekonomik istikrardır. Bu iki kural ayrılmaz siyam ikizleridir.

Maşallah bizdeki ekonomistlerin birçoğu, Televole ve İnşallah – Maşallah ekonomistleridir…
Çoğu bir metre önünü görememelerine rağmen, ileri görüşleri ile ahkâm kesmekte üstlerine yoktur.
Müslümanlık söyleminde İnşallah – Maşallah kelimelerinin hangi anlam ifade ettiğini ve hangi durumlarda, kullanılacağını hemen hemen herkes bilir.
Yalnız bizim ekonomistler bilmezler.
Zaten birçoğu angajedir, PİAR taktiği ile çalışırlar…
Doğruyu ekonominin kurallarını bilmemeleri düşünülemez ama ekonomide de popülizm olmaz, olmamalı.
Vatandaşın dolar bozdurması dökme suyla değirmen döndürmeye benzer, Ali satıyor, Veli alıyor, bu denklemi çözecek matematik dehalarına ihtiyaç var.
Dolar bozdurmalar bankaya yönlendirilse, rekabet kuralları çiğnenecek, döviz büroları iflas bayrağını çekecektir.
Bankalar, Merkez Bankasına aktaracakları için, hastayı iyileştirmez, geçici olarak ayağa kaldırır.
Çare; Dış yatırım çekmek ve ihracatı arttırmaktır. Bu ikisinin dışında anahtar yoktur. Zaman zaman gelen sıcak para ekonomik tabiri ile serseri mayındır.
Ne zaman nereye vuracağını, kimse kestiremez.
İşin bam teli çok çalışmak, üretimi alabildiğine çoğaltmaktır.
İhracatı bazı devletlere ₺ ile yaptın diyelim, ithalatı hangi parayla yapacaksınız?
Her Lâle devrinin bir sonu olacağı gerçeğini bizim ekonomistler bilirler de işlerine geldikleri gibi konuşmaya devam ederler.
Çare değil de, çaresizlik üretirler, tozpembe film seyrettirirler…
O anlı şanlı profesörlerin bazılarıyla 2005’de çıktığımız bir açık oturumda, Mortgage dünyayı morartacak dediğimde dudak bükmüşlerdi de, 2007 yılının sonunda, Mortgage dünyayı morarttığında sus pus olmuşlardı.
Yazının sonunu Fuzuli’nin sözüyle bitirelim;
“Sussam gönül razı değil, söylesem tesiri yok.”