CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce birçok bakımdan Türk siyasetinin efsane ismi Osman Bölükbaşı’na benziyor.

Bölükbaşı matematik öğretmenliğinden gelip siyasete atılmıştı.
İnce de yıllarca fizik öğretmenliği yaptıktan sonra siyasette karar kıldı.
Bölükbaşı kitleleri coşturan bir hatipti.
İnce de kesinlikle iyi bir hatip.
Bölükbaşı son derece zeki ve hazır cevaptı.
İnce de zeki ve hazır cevap.
Bölükbaşı polemik yapmasını iyi bilirdi.
İnce’nin de polemik ustası olduğundan şüphe yok.
Bölükbaşı konuşmalarıyla iktidarları çileden çıkarmıştı.
İnce’nin konuşmaları da bugünkü iktidarda rahatsızlık yaratıyor.
Bölükbaşı hemen her konuşmasında tarafsız olmadığı gerekçesiyle TRT’ye çatardı.
İnce de TRT’nin yaptığı siyasi yayınlardan sık sık şikayet ediyor.
++
Gelelim en önemli noktaya:
Bölükbaşı meydanları tıklım tıklım doldurmasına karşın seçimlerde istediği sonuçları alamaz, partisi Meclis’te ancak küçük bir grup oluşturabilirdi.
Bakalım, meydanları tıklım tıklım dolduran İnce sandıkları da doldurup partisinin oy oranında kayda değer bir değişiklik yapabilecek mi? Yoksa bu konuda da Bölükbaşı’na mı benzeyecek?
++
Bölükbaşı’ndan söz etmişken, “dil”i yüzünden defalarca cezaevine giren ve 2002’de 89 yaşında kaybettiğimiz bu renkli siyaset adamımızın bazı ünlü sözlerini hatırlayalım:
-Zengini hayırsız evlat, memuru süslü avrat, siyasetçiyi kuru inat batırır.
-İnsanın sağlamı-çürüğü çıplak baldırla sarı altın karşısında belli olur.
-Hayatım boyunca bütün sektörleri tetkik ettim, en kârlısının “din ticareti” olduğunu gördüm.
-Siyasi hayatımda beni en çok üzen, ne zaman konuşmaya başlasam İsmet Paşa’nın kulaklığını çıkarıp masaya koymasıydı.
-Oynama Balık, yutarım seni! (Meclis’te kendisine sürekli laf atan DP Milletvekili Hüseyin Balık’a söyledi.)
-Ah benim aslan görünüşlü, tavşan yürekli büyük sermayem! (İşadamlarına hitaben yaptığı bir konuşmada söyledi.)
-Haçlı Seferleri’ne iade-i ziyaret için gelmişlerdi! (Bir yurt dışı gezide yabancı gazetecilerin “Atalarınızın Viyana’da ne işi vardı” sorusuna yanıt olarak söyledi.)
-Düğünü biz yapıyoruz, gerdeğe başkası ile giriyorlar. (Kendi partisinden seçilip başka partiye geçen milletvekilleri için söyledi.)
TRT’nin partizanlığına karşı çıktım, adımızı Tırt Osman’a çıkardılar. Hırt’ı çok olan memlekette varsın bir de tırt olsun.
-Öyle çok vefasızlık ve ihanet gördüm ki gönlüm Karacaahmet Mezarlığı’na döndü.
-ANAP, bulunmuş eşya deposu gibi. Bilirsiniz, tramvaylarda, otobüslerde bulunan her çeşit eşya, bir ambarda depolanır. Bunların içinde, ayakkabılar, şapkalar, cüzdanlar ve aklınıza ne gelirse her şey vardır. Ayrıca bunların, birbiriyle bağdaşacak hiçbir yanı yoktur. Tesadüfen bir araya gelmişlerdir ve dağılacaklardır.
-Zamanında cebimizi doldurmadık, şimdi dolmuşu dolduruyoruz. (Kızılay’da dolmuş durağında beklediğini gören bir vatandaşın hayretle yönelttiği, “Sizde mi dolmuş bekliyorsunuz” sorusuna karşılık olarak söyledi.)
-Koltuğun değeri ona oturandan gelir. Adam olan oturduğu sandalyeden şeref almaz, ona şeref verir. Adam vardır kırık sandalyede bir Fatih, bir Kanuni gibi oturur. Adam vardır en parlak sandalyede bir yığın saman gibi oturur.
-Para da insanlar gibidir. Kimden iltifat görürse onda toplanır. Ben hiç yüz vermediğim için gelen gitti, gelen gitti.
-Hasmın güllesi tesir etmez, ama dostun bir fiskesi yıkar beni.
-Bizim kümeste tavuk çok… Ama hep başkalarının folluğuna yumurtluyorlar. (Partisinden seçilip başka partilere geçen milletvekilleri için söyledi.)
-Bu millet Bölükbaşı’yı alkışladı, İnönü’yü karşıladı, oylarını Menderes’e verdi.
++
Ve en önemli sözü de galiba şu:
-Atatürk’le tanışmamış olmak, hayattaki en önemli eksiğimdir.