Hedef açıkça belli oldu…

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un yaptığı yeni bir çalışma, 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan ABD destekli uluslararası düzenin yıprandığını, hatta çökebileceğini belirterek, Washington’u uyarıyor ve “küresel liderlik” rolünü kaybedebileceğini öne sürüyor…

Söz konusu çalışmaya göre; uluslararası düzenin çözülmüş ve temelde yeni bir dönüşüm evresine girildiği sonucuna varmış durumdu…

…Ve asıl niyet; Washington yönetiminin küresel pozisyonunu koruyabilmesi için daha fazla gözetim ve propaganda ve daha çok askeri yayılmacılık önerileriyle ortaya çıkıyor…

ABD Harp Okulu Stratejik Araştırmalar Enstitüsü su çalışmanın sonuçlarını, bir yıllık çalışmanın peşinden Haziran ayında yayınlanmış… Ama bunun ABD ordusu ya da Savunma Bakanlığı’nın resmi görüşleri olarak ele alınamayacağı belirterek, kargaların bile gülebileceği bir bahanenin ardına sığınmaya çalışılmış…

Meğer Rapor, çok sayıda yetkili makam ile istişare halinde hazırlandığı için “ortak bilgeliği” temsil ediliyormuş…

Burada bir parantez açıp “Türkiye’de eğitim sisteminin böyle bilgeler yetiştirmeye yönelik olması gerektiğini söylesem mi acaba?” diye düşünürken aklıma müfredata yeni eklenen Cihat dersi geldi… Lider ülke olduğumuzu unutmuşum her halde…

Bu Ortak Bilgelik Raporu geçmişteki üstünlüğünü kaybetmiş olan ABD uyarılarla dolu… Özelliği “otoriteye direniş” olan tehlikeli bir öngörülemeyen bir evreden geçen Amerika’nın önünde başta tehlikeler de var örneğin… Bunlar yalnızca her ikisi de ABD çıkarları karşısında hızla büyüyen tehditler olarak tanımlanan Rusya ve Çin gibi büyük rakiplerden değil, aynı zamanda Arap Baharı tarzı olayların artan riskinden de kaynaklanıyor…
Kısacası, “2. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD stratejistleri tarafından kurulan ve beslenen statüko sadece yıpranmakla kalmadı, aslında çökmekte” diyor rapor ve “ABD’nin iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel alanların her birinde parçalı tehdit altında olduğunu” kabul ediyor…
Pentagon Raporu, “ABD ordusunun genişlemesini” tek seçenek olarak görüyor… Hedef “maksimum eylem özgürlüğünü koruyabilecek ve uluslararası ihtilafların akıbetini ABD’nin dikte etmesini ya da önemli ölçüde belirlemesini temin edebilecek derecede” güçlü bir ordu…

Aslında bu Rapor “Körfez Bölgesi’nde kriz çıktı, nasıl oluyor da Amerika bu kargaşanın ortalık yerinde herkese silah satıyor ve uygulanan ambargonun dozunu belirleyebiliyor?” diye merak edenler için yazılmış gibi…

Bilmem hala aranızda “Dünya’ya barışın bir gün mutlaka geleceğini” düşünen var mıdır şu anda..? Onlara önerim, Raporda bir tehlike olarak gösterilen “Özelliği otoriteye direniş olan ve öngörülemeyen bir evre” tanımlaması üstünde biraz düşünmeleri..!

PAYLAŞ
Önceki İçerikBylock’u olan kaç FETÖ’cü var?
Sonraki İçerikÖksüz kalan ulusal filmler
Mehmet Ali Yula
Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.