Ana Sayfa Yazarlar İLK KOALİSYON HÜKÜMETİNDEN- GÜNÜMÜZE DERSLER

İLK KOALİSYON HÜKÜMETİNDEN- GÜNÜMÜZE DERSLER

45
PAYLAŞ

63 ÜNCÜ Cumhuriyet Hükümetini kurma görevi, 7 Haziran’ın üzerinden bir ayı aşkın süre geçtikten sonra, üç şapkasını bir türlü çıkartmak istemeyen Erdoğan tarafından, 62’nci Hükümetin başına atadığı Davutoğlu’na verildi. Davutoğlu’nun konu mankeni olup-olmadığını yakında göreceğiz. Ancak beklentim, gecekondu-külliyenin sahibinden aldığı buyruğu yerine getirmek ve ülkeyi, sonucu şimdiden belli bir yeni seçime mahkûm etmek olacaktır.

Türkiye’de 1 Kasım 1923’den 2015’e, geçen 82 yılda 62 Hükümet görev yaptı. Bunlardan ilk 23 ü, kesintisiz olarak, 1 Kasım 1923 ile 27 Mayıs 1960 yıllarında yürütme görevini yüklenen “tek parti” hükümetleri oldu.

1923-1950 yılları arasında kurulan 18 Hükümeti bir yana bıraktığımızda, çok partili dönemde kurulan toplamda 44 Hükümetin, yalnızca 18’i “tek parti iktidarları” dır. Hatta “çoğunlukçu seçim sistemi” nde gerçekleşen 1950-1960 döneminde kurulan 5 DP hükümetlerini de bundan indirelim.

Nisbi temsil sisteminin” uygulandığı 1961-2011 döneminde kurulan 39 hükümetin, yalnızca 13’ü “tek parti iktidarı” özelliğini taşımaktadır.

Geriye kalan 26 T.C. Hükümetinin 14’ü birden fazla parti ya da bağımsızlar tarafından oluşturulan “Koalisyon Hükümeti”dir.

Geriye kalan 12 hükümetin ikisi (33 ve 34) “partiler üstü”, 4’ü (40.43.51.56) “azınlık”; 3’ü (35.36.38) “azınlık”; 3’ü ise (24.25.44) “sivil olmayan” iktidarlardır. Yani, nisbi temsil sisteminden sonra kurulan koalisyon hükümeti sayısı (14), tek parti hükümetleri sayısından (13) daha fazladır.

Koalisyon hükümetlerine, çeşitli dengelerin gözetildiği ve oluşumu içinde çeşitli siyasal akımların, partilerin, grupların desteğini bulan “azınlık “, “geçici”, ”partiler üstü” ve sivil olmayan” hükümetlerin toplamda 12 olan sayısını eklediğimizde, gerçekte ortaklaşmacı olarak kurulan hükümetlerin sayısı 26’ya çıkmaktadır. Buda bize, nisbi seçim sistemi uygulamasından sonra toplamda 39 hükümetin üçte ikisinin “koalisyon hükümetleri” olduğunu göstermektedir. Toplumun yabancısı olmadığı koalisyon hükümetlerinin “öcüleştirilmesi” altında yatan temel neden ise, 2001’den bu yana, 14 yıldır, giderek şiddetini ve egemenliğini artıran ’nin giderek kendini kaptırdığı “güç zehirlenmesi”dir.

Gelelim koalisyonların siyasal çizgi yapısına. Bu noktadan kurulan 14 koalisyon hükümetlerini; “benzeşen” ve “karşıt” siyasal partilerle oluşturulanlar olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Burada da partileri, Cumhuriyetin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine “sahiplenen ve geliştiren” ile “bu ilkelere karşıt ve dönüştürmek” isteyenler olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Sahiplenen ve geliştiren partileri “,SHP,DSP”; karşıt ve dönüştürmek isteyenleri ise “AP, , MSP, Anavatan, DYP, AKP” bir torbaya sıkıştırabiliriz.

1960’dan sonra oluşturulan 14 koalisyon hükümetlerinden beşinin, 26.27.37.49.57 inci hükümetleri “karşıtlar”, dokuzunun ise, “benzeşen ya da benzeşmeye çalışan” partilerce oluşturulduğunu, karşıtlar arasında oluşturulan koalisyon hükümetlerinin toplumsal barışı ve artan gelirin hakça paylaşımını sağlamada başarılı, buna karşı benzeşen ya da benzeşmeye çalışan partiler arasındaki koalisyonların ise, çatışmacı ve gelir artışını ve dağılımını bozucu sonuçlar yarattığını, ülkeyi siyasal, ekonomik ve toplumsal kararsızlığa sürüklediğini görebilmekteyiz.

Örneğin, CHP-AP Ortak Hükümeti, 27 Mayıs Devrimi sonrasında toplumun yeniden yapılandırılmasında ve 27 Mayıs’ın kimi olumsuzlukların kaldırılmasını sağladı.

CHP-MSP hükümetinin emperyal baskıyı öteleyici, Kıbrıs ve 12 Mart hukuksuzluğunun giderilmesinde rol oynadı.

DYP-SHP hükümetinin 1980 Askeri Darbesi ve sonrasının olumsuzluklarını giderici, DSP, MHP ve Anavatan hükümetinin ise, etnik bölücülük konusunda tutarlı yaklaşımı ile idam cezasını kaldırıcı kimi uygulamalarını örnekleyebiliriz.

Oysa 1970’li yılların ikinci yarısında kurulan Milliyetçi Cephe Hükümetleri, ülkenin boğazlaşmasına ve 12 Eylül Darbesine neden olmuştur.

Biz emekçilerin bunlardan çıkartacağımız sonuç, Cumhuriyetin temel ilkelerine ve hukuk devletine bağlanma görevini yeniden anımsayacak AKP ile CHP’nin ortak hükümeti ile 13 yılın ekonomik, toplumsal ve hukuksal yıkıntısını onarıcı görev görebilir bir hükümet beklentisidir.

Tersine, AKP-MHP hükümeti ise, ülkede yeniden iç savaşı körükleyici sonuçlar doğurur. Aklın egemen olup-olmayacağını önümüzdeki günler bize gösterecektir.

Tüm okurlarımın ve Gazetesi emekçilerinin bayramının “şeker tadında” olmasını dilerim.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam