İlk kayda değer terör eylemi!

0
76

Kısaca “terör” diye tanımladığımız şey, Batı’nın ustalıkla yarattığı bir savaş yöntemidir…
İpleri elinde tutanın istekleri, belirleyici unsurdur… Sonuçta operasyon ya bir işgalle sonuçlanır, ya hedef ülkenin parçalanması, ya da bir liderin indirilmesiyle…

Tarih ilk kayda değer terör eylemini, olan 1972 Münih Katliamı’nı şöyle anlatıyor:
4 Eylül’ü 5 Eylül’e bağlayan gece saat 04.30 civarıydı. Kara Eylül örgütünün 8 üyesi Münih’teki olimpiyatlara katılan sporcuların kaldığı 2 apartmana saldırı düzenlediler.

Saldırganların amacı ve tek hedefi İsrailli sporcuları rehin almaktı. İlk çatışmalarda sporcu Yossef Romano ve İsrail güreş takımı antrenörü Moshe Weinberg iki saldırganı yaraladılar fakat bu direnişleri hayatlarına mal oldu. Saldırganlar ikisini de öldürdüler ve 7 sporcuyu ve 2 antrenörü rehin aldılar…”

Saldırganlar rehineleri bırakmak için İsrail hapishanelerinde tutulan 200 tutuklunun ve Alman Kızıl Ordu Fraksiyonu adlı suç örgütü üyesi 2 tutuklunun salınmasını istediler. İsrail  “bu kadar çabuk pazarlık yapamayız” diyerek karşı çıktı ve olayı kontrol altına almak için kendi anti-terör timini olay yerine göndermek istedi… Ama Almanya bunu da kabul etmedi…
Saldırganlar bir süre daha bekledikten sonra taleplerinden vazgeçtiler ve ini rehineleri de alıp gideceklerini bildirdiler ve helikopter talep ettiler. Alman hükümeti uluslararası bir kriz olan bu olaya müdahale edemiyordu. Yasalara göre Alman ordusu böyle bir olayda rol alamazdı…  Polis kuvvetlerinin ise özel uzman ekibi yoktu…

Helikopterler geldi ve rehinelerle birlikte havalimanına gitti saldırganlar… Ama burada bir çatışma çıktı ve 8 sporcuyla 3 antrenör öldü… Bu arada 5 saldırgan ve 1 de Alman polisi ölmüştü… Polis, biri yaralı olan 3 saldırgan sağ ele geçirmişti… Olimpiyatlar durduruldu ve pek çok ülke olimpiyatlardan çekildi…
3 saldırgan Alman mahkemelerince tutuklandı ama sadece yeni bir terör olayına neden oldu… Bu sefer Alman hava yolları şirketi Lufthansa’ya ait bir uçak kaçırılmıştı ve Almanya’da tutuklu olan 3 saldırganın serbest bırakılması isteniyordu… Alman Hükümeti uçak korsanlarının bu taleplerini yerine getirdi…

Durumdan kârlı çıkan taraf genişlemeye devam eden İsrail’di…
Terörün önemli bir savaş malzemesi olarak kullanılmasına, bundan sonra başlandı… Fransız “Longo Mai” çiftlikleri ve Yunanistan’daki Lavrion Kampı gibi kuruluşlar peş peşe ortaya çıktı…

Bütün bunları neden mi anlatıyorum..?
“Ankara’daki bir sağlık ocağında doktorluk yaparken, Adalet Bakanlığı bünyesinde Abdullah Öcalan’ın doktoru olarak İmralı’da görevlendiren kişinin Fetö imamı olduğu” haberi nedeniyle tabii…

Terör örgütleri, çıkarları gereği kendilerine ters düşen başka terör örgütleriyle işbirliği yaparlar… Böylece hem Kuklacı’nın isteği yerine gelmiş olur, hem o örgütle ilginin ilerde kullanabilecekleri malzeme elde etmiş olurlar…
Bürokrasideki çatlaklar bir şeyler ayarlamış gebe sanki… Ama Türkiye’nin en tepesindeki yöneticilerin uyanık olması gerek… Çünkü hedefte yalnız ülkenin bölünmesi yok..!