İktidardakiler için de siyaset koşulları demokrasi dışı

0
21

Geçen Cuma akşamı Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2018 Bütçe Kanunu gözden geçirme ve 2016 Kesin Hesabını denetleme çalışmalarımız sona erdi.

Meclis’in açıldığı hafta 130 maddelik bir torba kanun görüşmesine başladığımız için yaklaşık 2 aydır Komisyonda çalışıyordum. Özellikle bütçe döneminde odama bile gidemedim. Geçen hafta sonu ise Cumartesi ve Pazar yoğun sivil toplum etkinliği ve partimin olağan ilçe kongreleri vardı.

Faaliyetler bitince kendimi içeriden yeni çıkmış özgür bir insanın mutluluğu içerisinde buldum. Ancak oldukça da yorgundum.

Pazar günü Polatlı ilçe Kongresi vardı. Divan Başkanı bendim. Güzel konuşmalar oldu. Tek adaylı bir kongreydi ama iddialı konuşmalar ve sert eleştiriler yapıldı. Şimdi ağabey pozisyonunda olan birkaç konuşmacı delege ve katılımcıların arasında gençlerin az olmasını eleştirdiler. Kadın vardı ama özellikle genç kadın yoktu. Daha coşkulu olunmaması da deneyimli ağabeylerin bir diğer eleştiri konusuydu.

Bir gün önce, yani Cumartesi Ispartalılar Vakfının daveti üzerine eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un “Demirel ve Atatürk” başlıklı bir konferans verdiği Süleyman Demirel’i anma toplantısına katılmıştım.

Neredeyse bir dönemin tüm hayatta olan bakan ve milletvekilleri ile eski kadrosu oradaydı. Büyük bir heyecan vardı. Cindoruk 84 yaşına rağmen çok iyi bir performans göstermiş, Demirel’in eski konuşmalarını araştırıp Atatürk sevgisini ve heyecanını anıları ile birleştirerek anlatmıştı.

Cindoruk ve diğer davetlilerden dinlediğim Demirel’in kendisini bir Cumhuriyet ve Atatürk genci olarak görmesini, hep Atatürk’ün izinde yürüdüğünün bilincinde olmasını başka bir vesile ile anlatırım. Şimdi değinmek istediğim konu farklı; Demirel ve geçmiş dönem demokrasi ve siyaset anlayışımız.

Cindoruk şöyle başlıklar vermişti, not almıştım; “Aranızda cebinde Anayasa bulunduran var mı? Ben hukukçuyum ben de bulundurmuyorum. Demirel, bir mühendisti ama cebinde bir Anayasa kitapçığı taşıyan, hukuka çok bağlı olmaya çalışan bir devlet adamıydı.”

“Hiçbir gazeteye ve gazeteciye baskı yapmadı işten attırmadı. Bedri Koraman kendisini dansöz olarak çizdiğinde partiler çok tepki göstermişlerdi o aradı ve karikatürün orijinalini istedi duvarına asmak için. Şimdi 150 gazeteci hapiste…”
“Demirel döneminde antidemokratik bir kanun çıkmamıştır”
Bu son iddialı cümleyi ben de ilk defa duymuştum ama eski Bakan ve DYP Grup Başkan vekili Güneş Müftüoğlu onu teyit eden şöyle ilginç bir anısını aktardı, “DYP-SHP koalisyonunda çıkması gereken yasalar Meclis’ten geçmiyor, yasa yapmakta çok zorlanıyorduk. Arkadaşlarla konuştuğumuz bir konuyu Grup Başkan Vekili olarak Demirel’e aktardım ve yasaları bölüm bölüm geçirmeyi teklif ettim. Bir nevi torba yasa yani. Kıpkırmızı oldu ve Demirel’den bir güzel fırça yeme onuruna eriştim. Ama şimdi bakıyorum sürekli torba yasalar yapılıyor”

Aynen öyle. Ve inanın Demirel dönemleri de, geçmiş dönemler de hukukun, demokrasi ve insan haklarının çok daha fazla olduğu ve önemsendiği dönemlerdi. Dolayısı ile siyasetin çok daha rahat ve demokratik koşullarda yapıldığı dönemler yaşadık.

Şimdi ile mukayese ettiğimizde görüyoruz ki şimdilerde demokratik siyaset yapılmıyor. Bu söylemim yalnızca muhalefet için değil. Ne TBMM, ne ana muhalefet partisi, ne de iktidar partisi için siyaset koşullarının hukukun üstünlüğüne dayandığını ve demokratik siyaset yapıldığını söylemek mümkün değil. Daha doğrusu bir iktidar partisi de yok işin esasında.

Sadece bir tek adam var. Onun kararları var… ‘Amma laf ettin’ diyeceksiniz, öyle olmasa seçim kazanmış bir başbakan, 6-7 belediye başkanı, onlarca il-ilçe başkanı git demeyle gider ve yerlerine yine talimatla birleri atanır mıydı? İktidar partisinin tasarrufu mu bunlar? Suçlularsa yargıya teslimleri gerekmez mi?
Hiç abartmadan söyleyeyim; Bugün partilerinde siyaset yapmaya çalışanlar hele muhalefette olanların teker teker alınlarından öpülmesi gerekir. Zira demokrasiye inanarak mücadele veriyorlar.
Hala itiraz ediyorsanız, facebook, twiter, instagram hesaplarını kapattırıp çocuklarının işe girmesini veya işten atılmamasını sağlamaya çalışan ailelerle bir konuşun. Konuşmaya cesaret edebilirlerse size yaşadıklarını anlatsınlar…