Ana Sayfa Politika “İDDİANAMENİN İÇİ BOŞ”

“İDDİANAMENİN İÇİ BOŞ”

92
PAYLAŞ

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, “Can Dündar ve Erdem Gül için hazırlanan sözde iddianamenin içi de altı da boştur. Can ve Erdem için hazırlanan sözde iddianame tel tel dökülmektedir. Türk hukuk tarihi, iddiası olmayan bir iddianame ile karşı karşıyadır” dedi.

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında konuşan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül hakkında hazırlanan iddianameyi sert sözlerle eleştirdi. Üzerinde “Can Dündar – Erdem Gül İddianamesi” yazan ve beyaz kağıtlardan oluşan dosyayı gösteren Yarkadaş, “Bu dosyanın içi, gördüğünüz üzere boştur. İddianamenin içi de altı da boştur. Elimde tuttuğum, boş kağıtlardan oluşan dosya ile savcının iddianamesi arasında hiçbir fark yoktur” dedi.

“İDDİASI OLMAYAN BİR İDDİANAME”

“473 sayfalık iddianamede, Can ve Erdem’in suçlanabilmesi için tek bir iddia, kanıt ve delil dahi yoktur” diyen Yarkadaş, “Savcının, MİT TIR’ları haberi üzerinden başlattığı iddianame duvara toslamıştır” ifadesini kullandı. Yarkadaş, “İddiasız iddianame, Can ve Erdem’in sadece yazdıklarından ötürü, emir ve talimatla tutuklandığını göstermiştir” dedi. İddianamede 52 köşe yazısı, iki yazı dizisi, altı haber ve çok sayıda tweeti konulduğunu belirten Yarkadaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Can ve Erdem’in gazetecilik faaliyetinden ötürü tutuklanmadığını söyleyen AKP milletvekilleri ile onların yandaşları şimdi ne diyecek? Savcı, talimatla hazırlattığınız iddianamede, her iki meslektaşımızın gazetecilikten dolayı tutuklandığını tescil etmiştir. Can ve Erdem’in köşe yazıları ile haberlerinin dosyaya konulması, bunun en açık işaretidir.”

“MAKALE YAZMAK SUÇMUŞ”

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, basın toplantısında, “Savcı, tek bir delile dahi dayandıramadığı iddianamede, adeta ’nin algı operatörü gibi davranmış, makalelerin seçim öncesine denk geldiğini söylemiştir. Bu ifadeler bile, ’nin gazeteciliği suç olarak gördüğünün kanıtıdır” dedi.

“TALİMATI BİZZAT ERDOĞAN’IN VERDİĞİ AÇIKTIR”

Cumhuriyet gibi siyasi fikirleri belli olan bir gazetede kaleme alınan yazıların “suç unsuru” gibi gösterilmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğunun altını çizen Yarkadaş, şöyle konuştu: “Savcı, yazılardan suç çıkarmaya ve suç icat etmeye çalışıyor. İçi de altı da boş olan iddianamenin talimatla hazırlatıldığı, şikayetçilerin kimliklerinden de anlaşılmaktadır. Can ve Erdem’i şikayet edenlerden biri , diğeri ise MİT’tir. İddianame, AKP’nin işlediği savaş suçlarının üstünü örtmek için kaleme alınmıştır. Can ve Erdem de savaş suçları konuşulmasın diye talimatla tutuklanmıştır. Talimatı bizzat Erdoğan’ın verdiği açıktır.”

“SAVCIYA YAZILI TALİMAT GİTTİ Mİ?”

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MİT TIR’larıyla silah taşındığının deşifre edilmesinin ardından TRT Haber TV’de katıldığı bir programda Bunu onların yanına bırakmayacağım” dediğini söyleyen Yarkadaş, “Acaba, savcıya bu konuyla ilgili olarak soruşturma başlatması için yazılı bir talimat da verilmiş midir? Bu yazının peşinde olduğumuzu herkesin bilmesi gerekir” dedi.

KANUN AYAKLAR ALTINDA

Savcının, Basın Kanunu’nun 12. maddesinde yer alan, “Suça teşkil ettiği iddia olunan haberlerle ilgili olarak, en fazla 120 gün içinde soruşturma açılabilir” maddesini ayaklar altına aldığını da belirten Yarkadaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Savcı, haberlerden 180 gün sonra soruşturma açmış, kanun maddesini hiçe saymıştır. Ayrıca, 120 günlük süre içinde de böyle bir soruşturma açabilmesi mümkün değildir. Çünkü ortada bir suç yoktur. Ortada, sadece gazetecilik faaliyeti vardır. Her iki meslektaşımız sadece ve sadece gazetecilik yapmış, savaş suçlarını açığa çıkarmıştır.”

“SAVCI EĞER BİR SUÇ ARIYORSA, TIR’LARLA SİLAH

GÖNDERENLERİN PEŞİNE DÜŞMELİDİR”

Yargılanması gerekenlerin gazeteciler değil, terör örgütlerine silah gönderenler olduğunu belirten Yarkadaş, “Savcı eğer bir suç arıyorsa, TIR’larla silah gönderenlerin peşine düşmelidir. Ancak savcı, ne yazık ki; bunu yapmak yerine hayali senaryolar peşine düşmüş, Can ve Erdem’i iddia olunan FETÖ ile bağdaştırmaya çalışmıştır” dedi.

“SAVCI, İÇERİDE BAŞKA, DIŞARIDA BAŞKA”

Aynı savcının, Can Dündar’ın ifadesinin alınması sırasında “Sizi FETÖ ile bir türlü bağdaştıramıyorum” dediğini de açıklayan Yarkadaş, “Peki ne olmuştur da bu sözleri söyleyen savcı, on dakika sonra her iki gazetecinin de iddia olunan FETÖ’yle ilişkili olduğunu söyleyip tutuklanmalarını istemiştir” diye sordu. Savcının, “Can Dündar ve Erdem Gül ile iddia olunan FETÖ arasındaki ilişkiye” dair tek bir somut kanıt bile koyamadığını belirten Yarkadaş, “Bunu yapmak yerine, zorlama yorumlar ve hikayelerle iddianame şişirilmiş, infaz ve cezalandırma için kılıf hazırlanmıştır” dedi. Yarkadaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Casusluk, gizli bilgileri açıklama, hükümeti ortadan kaldırma, terör örgütüne yardım etme gibi kavramlar, iddianamenin kenar süsüdür. Bu iddianamenin temeli yoktur. Bunların tamamı boş laflardır. Savcı, Kaçak Saray’ın talimatı üzerine harekete geçmiş, AİHM’in (Umut İlkesi) kararını yok eden bir ceza istemiştir. İddianame, mahkeme tarafından derhal geri gönderilmelidir.”

“473 SAYFA, ALGI OPERASYONU İÇİN YAZILDI”

Savcının, Can Dündar ve Erdem Gül davasına ilişkin hazırladığı iddianamenin 473 sayfa haline getirilmesinin “algı operasyonu” olduğunun altını çizen Yarkadaş, “Topluma, aman aman bunlar neler yapmış böyle dedirtmek için dosyayı şişiriyor, kendilerini ciddi bir çalışma yapmış gibi göstermek istiyorlar” ifadesini kullandı. Dündar ve Gül’ün 122 sanıklı MİT TIR’ları davasına dahil edilmek istenmesine de dikkat çeken Yarkadaş, “Savcı, işin içinden çıkılmaz bir hale gelmesi için her şeyi yapıyor. Bununla yetinmiyor; mahkemenin basına kapalı yapılmasını talep ediyor. Eğer iddianamene güveniyorsan, neden halktan kaçırmak istiyorsun? Yoksa ilk duruşmada, iddialarının tel tel döküldüğünün görünmesini mi istemiyorsun?” diye sordu. Savcının, Can Dündar ve Erdem Gül’ün “suç tarihi”ni 2 Aralık 2013’ten başlatıp, 11 Ocak 2016’ya kadar uzatmasının da kabul edilemez olduğunu belirten Yarkadaş, “Can ve Erdem, faşizmin tecridi altındayken de mi suç işliyor? Savcı, Can ve Erdem’in aldığı nefesi, aldığı havayı bile suç sayıyor. Bu, düşman hukuku uygulamasıdır. Savcı ve AKP, muhaliflerini yok etme ve ortadan kaldırma politikasını uyguluyor” dedi.

“SAVAŞ SUÇLARINI ÖRTMEK İSTİYORLAR”

Can Dündar ve Erdem Gül’ün kamu yararına çalışan gazeteciler olduğunu belirten Yarkadaş, “Onları tutuklayanlar, topluma ve medyaya gözdağı vermek, savaş suçlarının üstünü örtmek istiyor” diye konuştu. “Can ve Erdem, haber yaptılar, düşüncelerini yazdılar ve bu yüzden hedef oldular” diyen Yarkadaş, savcıya bir de çağrıda bulunarak şöyle konuştu: “Can ve Erdem’i iddia olunan FETÖ ile bağdaştırmaya çalışan savcı, eğer suç arıyorsa, (Ne istediniz de vermedik?) diyen Erdoğan’ı soruşturmalıdır. İddia olunan FETÖ ile bağ arıyorsa, büyükelçiliklerimize talimat verip “Fethullah Gülen’in okulları için gereken her türlü katkıyı verin” diyenleri mercek altına almalıdır. Savcı suç arıyorsa, yetkileri olmadığı halde, MİT TIR’larına silah yükleyenleri soruşturmalıdır. Savcı, AKP’nin algı operatörü olmak yerine, halkın ve hukukun yanında yer almalıdır.”

“SİLAH GÖNDERMEK DEVLET SIRRI OLAMAZ,

OLSA OLSA DEVLET SUÇU OLUR”

Savcının dosyada sık sık “devlet sırrı” kavramına vurgu yaptığına da dikkat çeken Yarkadaş, şunları söyledi: “Silah göndermek devlet sırrı olamaz, olsa olsa devlet suçu olur. Savcı, devlet sırrı kavramına vurgu yaparak, önümüzdeki günlerde kamuoyunun gündemine gelecek olan Devlet Sırrı Kanunu’na toplumu alıştırmaya çalışıyor. AKP, 3 Kasım 2002’den bu yana işlediği suçları devlet sırrı kapsamına almak ve kendilerini yargılanamaz bir konuma oturtmak istiyor. Devlet Sırrı kavramı bu yüzden sık sık kullanılıyor.”

“GERÇEĞİN PEŞİNDE OLANLAR KAZANACAK”

Yarkadaş, basın toplantısını bitirirken, elinde tuttuğu boş kağıtlardan oluşan dosya ile Can Dündar ve Erdem Gül’ün fotoğrafının basılı olduğu posteri basına göstererek, “Bir yanda Can ve Erdem’in gülümseyen ve gerçeği arayan gözleri, bir yanda ise içi boş bir iddianame var. Görecekseniz, kazanan hayata gülümseyerek ve umutla bakan, Can ve Erdem ile gerçeğin peşine düşenler olacak” dedi.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam