Ana Sayfa Yazarlar Hüzün ve umut…

Hüzün ve umut…

17
PAYLAŞ

Olabildiğince sporun içinde kalmaya ve tümüyle sportif gelişmelerin dışına çıkmamaya çalışırım yazılarımda. Ancak, yakın geçmişimizde yaşananlar, taşı bile orta yerinden çatlatır nitelikte. Askerimize, polisimize ve hatta sivil halka yönelik terör saldırıları artık taşınamaz halde. Elimden gelse, şu süreçte yaşadıklarımızı, hüznümü beynimden hafızamdan silebilsem.

Yalnızca ülkemizde değil, Avrupa’da da benzeri terör saldırıları hayli yoğunlaştı. Yıllar yılı çeşitli odaklardan gelen terör saldırılarıyla sarsılan Türkiye’nin halini sanırım Fransa ve Belçika’daki olaylar, daha iyi anlatmıştır batılılara. Bulabildikleri her fırsatta, durumu aleyhimize çevirebilmek ve içlerinde halen sönmemiş olan haçlı ateşiyle politik aymazlıklar yapan zihniyet de terör illetinden nasibine düşeni alıyor. Hiç şüphesi yok ki, terörün dili, dini, ırkı ve mezhebi olmaz. Terör terördür ve tüm dünyanın topyekun, karşısında durması gereken bir illettir. “Senin teröristin kötü, benim teröristim iyi” diyecek halimiz yok tabi ki. Beyinleri yıkanan, çoğu zaman para karşılığında belirli çıkar odaklarının tetikçiliğini, hatta canlı bombalığını üstlenen beyni ve duyguları alınmış bu insanlar, toplumu kana bulamaktan tereddüt dahi etmez hale getiriliyorlar. Bu durum, ülkeleri ve toplumları her anlamda olumsuz etkiliyor kuşkusuz. Bu durum siyaset, ekonomi ve uluslar arası ilişkilerle birlikte spora da ağır darbe vuruyor.
Örneğin, İstanbul’da 6-12 Nisan tarihleri arasından yapılması planlanan Rio Olimpiyatları Avrupa Kıta Elemeleri ‘terör’ nedeniyle Türkiye’den alındı. Kararı alan Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu ve Avrupa Masa Tenisi Federasyonu Yönetim Kurulu bu kararın iptali isteğimizi de geri çevirdi. Bildiğimiz gibi, Galatasaray Fenerbahçe derbisi, alınan terör ihbarı üzerine ileri bir tarihe ertelendi.
Belçika’da patlayan bombalar, birçok branşta spor müsabakalarının iptaline neden oldu. Hatta ve hatta, Haziran’da Fransa’da gerçekleşecek olan 2016 Avrupa Şampiyonası bile tehlike yaşadı. Şu sıralarda bile kulislerde, “Acaba iptal edilse mi” tartışmaları yaşanmakta.
Geçen hafta İstanbul’da bir araya gelen Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Kasımpaşa, Medipol Başakşehir taraftar gruplarının önderliğinde gerçekleşen ve Trabzonspor, Bursaspor ve Eskişehirspor taraftarının da katıldığı, ‘Teröre Lanet” yürüyüşü, giderek yitirmeye başladığım umutlarımı bir nebze olsun yeşertti. Mutlu oldum, içim kıpır kıpır oldu. Sarı Laciverdi, Siyah Beyazı, Sarı Kırmızıyı, Bordo Maviyi ve tüm renkleri bir arada, omuz omuza görmek beni hayli umutlandırdı. Çünkü, ülkenin her kesiminin dimdik ve omuz omuza ayakta olmasının tam vaktidir. Böyle bir süreçte kısır çekişmelerin, hiziplerin içinde yer almanın gerçekten hiçbir anlamı yok. İşte bu nedenle İstiklal Caddesi’nde ellerinde Türk bayrakları ve toplumsal birlik beraberlik mesajları içeren dövizler eşliğindeki tribün birliğinin yaptığı basın açıklamasından bir cümleye vurgu yapmak ve bu gerçeği hiç aklımızdan çıkarmamızı diliyorum; “Şu unutulmasın ki terörün dini, dili, ırkı ve vatanı olmaz. Terör o kadar acımasız bir canavardır ki bebek, çocuk, hamile kadın, erkek, yaşlı, genç ve masum ayrımı yapmaz.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam