Çankırı’da Hititler döneminden beri tuz elde edilen mağaranın, Çankırı Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda sağlık ve turizm merkezi haline getirilmesi planlanıyor.

İl merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan ve yıllarca yapılan üretim sonucu içinde birçok galeri oluşan mağara, astım, bronşit, akciğer hastalıklarının tedavisinin yanı sıra sanatsal faaliyetlere de ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Çankırı Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü ve Tuz Mağarası Proje Koordinatörü Ethem Yenigürbüz, AA muhabirine, mağaranın yaklaşık 5 bin yıldır tuz üretilen, bölgenin ve Türkiye’nin tuz ihtiyacını karşılayan önemli bir maden olduğunu söyledi.
Yenigürbüz, Çankırı Belediyesi olarak mağarayı turizme açmak için çalışma yürüttüklerini belirterek, mağaranın hem devam devam eden tuz üretimi hem de galerileriyle önemli turizm objelerinden biri olduğuna işaret etti.

“Astım hastalarının tedavisi için önemli bir merkez haline getireceğiz”

Mağarayı sağlık turizmine kazandırmayı planladıklarını anlatan Yenigürbüz, “Özellikle Polonya, Romanya ve Nahçıvan’da olduğu gibi astım hastalıklarının tedavisinde, üst solunum yolu hastalıklarının tedavisinde kullanmak üzere çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.
Yenigürbüz, mağaranın astım hastalığına iyi geldiğini belgelemek amacıyla 3 profesörle araştırma yaptıklarını aktararak, çalışmalar sonucunda Sağlık Bakanlığı ile görüşeceklerini ve mağarayı astım tedavisi için önemli bir merkez haline getireceklerini kaydetti.
Mağaranın sağlık turizminin yanında sanatsal faaliyetlere de ev sahipliği yapacağına işaret eden Yenigürbüz, şunları aktardı:
“Şu anda burası ziyarete kısmi olarak açık. Normalde kapalı bir mağara ama insanların yoğun talepleri karşısında böyle geçici bir sergileme alanı oluşturduk. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin yaptığı kaya tuzu heykelleri, Türk Cumhuriyetlerinden gelen heykeltıraşların yaptığı Orhun yazıtlarıyla ilgili tuz heykellerin sergilendiği bir alan oluşturduk.”

 “Eşek mağaranın sembolü oldu”

Mağarada iki asır önce bulunan bir eşek olduğunu ve o günden bugüne mağarayla özdeşleşen bir sembol haline geldiğini ifade eden Yenigürbüz, şunları dile getirdi:
“Eşek mağaranın en önemli objelerinden bir tanesidir. Mağaraya gelen ziyaretçilerin ilk sorduğu şey eşek oluyor. Eşeği görmek için mağaraya gelenler oluyor. Eşek yaklaşık 200 yıl önce burada ayağı kırılarak kalmış ve o günün şartlarında bir köşede bırakmışlar ve uzunca bir zaman geçmesine rağmen bozulmadan kalmış. Tuzun içinde bakteri barındırmama özelliğinden dolayı çürüme olmamış ancak 1970 yıllarından mağaradan çıkartılmış ve Maden Teknik Arama’nın müzesine götürmüşler. Orada çürüme hızlanınca geri getiriyorlar ama bu süreçte çürüme hızlandığından yıpranmış vaziyette. Mağarada farklı hayvanların tahnit edilerek burada sergilenmesi gibi bir çalışma da yapıyoruz.”