Daha iki üç ay öncesine kadar vatandaş parasızlıktan devlete borçlarını ödeyemiyordu. Döviz kurları zıplıyor, enflasyon, işsizlik almış başını gidiyordu. Her üç vergi mükellefinden ikisinin, sadece 15 Temmuz 2016’dan bu yana ortalama beş bin liralık vergi borcunu ödeyemediğinden dolayı yapılandırmalar getirilmişti.

Sanayici, imalatçı iflasın eşiğe gelmişti. Başbakan Yıldırım, yaşananları “eğer 160 milyar liralık kredi sistemini devreye sokmasaydık 30 bin sanayi işletmesinin batacaktı” sözleriyle açıklamıştı.
Ticaretin durduğu, zorunlu olanlar dışında tüketimden kaçıldığı ülkede şimdi Ramazan Bayramı tatili ile birlikte sanki piyangodan para çıkmış gibi “vur patlasın, çal oynasın, harca gitsin” havası hâkim.

Çok basit bir hesap, bayram haftasında, dört kişilik bir ailenin sadece ulaşımı için gidiş dönüş en az bin lira gerekiyor. Yeme içme, eğlenme, alış veriş, konaklamayı da eklerseniz en tasarruflu düşük profilli bir bayram gezintisi için beş bin lira para lâzım. Yurt dışına gidenleri de işe katarsak ne değişti, nasıl oldu da milyonlarca insan bayram tatili için para buldu?

Söyleyelim: kredi kartlarından. İnsanlarımız “ne de bir şekilde olsa öderiz” diye kredi kartlarından borçlanarak bayram tatiline çıktılar. Bankalararası Kart Merkezi’ne göre, günümüzde ödemelerin yüzde 80’ini kartla yapılıyor. Son bir yılda kredi kartında 4,4 milyar adet işlemde yaklaşık 615 milyar liralık ödeme gerçekleşmiş.

Beş yıl önce 53 milyon olan kredi kartı sayısı 60 milyona çıkmış. Banka kartı yani para çekme kartı sayısı da 87 milyondan 124 milyona yükselmiş. Toplamda 184 milyon kart taşıyor insanlarımız. Çoluk çocuğu saymazsanız her cüzdanda ortalama üç kart bulunuyor. Kredi kartlarında geçen sonbaharı da hatırlatalım. Beş milyon kişi kredi kartını ödeyemez duruma düşmüş, yeniden yapılandırmayla borçlar vadelere bağlanmıştı.
Para çekme kartlarını yani bankamatikleri, anlarız, paranız varsa vadesiz hesaptan nakit çeker, harcarsınız, çok sıkışırsanız avans hesabını kullanırsınız. Peki ya kredi kartları? Geleceğe yönelik borçlanma. Yap taksiti keyfine bak.

Olacaklar belli: Herkes yaşamıştır, kredi kartı ekstresi gelince suratlarımızın nasıl asıldığını biliriz, öde öde bitmez. Örneğin bayram haftasında yapılan toplam beş bin liralık kredi kartının harcamasının gelecek ay ekstre ödemesi en az iki bin lira. O da kartınızda başka harcama, taksitler yoksa. Hele bir de bir dönem atladınız ya da eksik ödeme yaptınız mı bankanız günde beş vakit aramaya başlar.

Vatandaş, borçla yaşamaya alıştı. Hükümet de tüketime dayalı büyümeyi hedeflediği için çok ciddi bir sıkışlıkta yapılır yine bir güzellik, erteleme, yapılandırma devreye sokulur, bir çaresi bulur. En azından 10-15 bin liralık tüketici kredisi alınır daha sabit faizle borçlar ödenir.
Onun için bayramdaki yollara dökülenlere, denizde kulaç atanlara, otellerdeki doluluk oranlarına bakınca hiç kimse paramız yok demesin.
Ama işin özü: yazın yediğin hurmalar, kışın kredi kartını tırmalar.