Hey gidi Behlül

0
286

Behlül sarayın bahçesinde oturur, elinde bir çubukla toprak üstüne bir şeyler çizer. Yanından geçmekte olan yengesi ile söyleşir:
“Hayırdır Behlül ne yapıyorsun?”
Behlül “Toprak üstüne ev yapıyorum.”

Yengesi “bir altın vereyim de o yaptığın ev benim olsun.”
Behlül “ tamam senin olsun.”
Yengesi bir altını bırakır ve toprak üstündeki çiziklere bakar ve uzaklaşır.
Behlül’ün yengesi gece rüyasında Behlül’den aldığı toprağa çizilmiş ev kendisine cennetten bir saray olarak verilir.
Hemen uyanıp olayı eşi Harun Reşid’e anlatır. Harun Reşid sabahı zor eder. Bakar ki Behlül bahçeye oturmuş, fırlar ve yanına gider.
“Ne yapıyorsun Behlül?” Behlül “ev yapıyorum.”
H.Reşid “sana on altın vereyim bana ver.”
Behlül yok anlamında başını kaldırdıkça, H.Reşid altın sayısını arttırır.
Sonunda, H.Reşid “Behlül tüm servetim senin olsun, o çizdiğin evi ver bana…”
Behlül elini gözüne götürüp “pışttt o bilmeyerek aldı, sen bilerek alıyorsun” deyip, toprak üstündeki evi siler.
Eh ne diyelim kıssadan hisse.
Behlül’den birkaç anekdot daha yazalım.
Behlül bir gün Harun Reşid’in taht odasını boş buldu ve çıkıp tahta oturuverdi. Bunu gören askerler onu kamçı ile dövmeye başladılar. Askerler vurdukça o;
“Vah Harun Reşid. Vah Harun Reşid!” diyordu.
O esnada halife geldi ve manzara karşısında donup kaldı. Askerleri uzaklaştırdıktan sonra; “Ey Behlül! Bu ne hâl?” diye sordu.
Behlül; “Senin için ağlıyorum. Burada tahtı boş bulup bir an oturdum. Bu kadar kırbaç yedim. Sen ise senelerdir bu tahtın üzerinde oturuyorsun. Hâlin ne olur diye düşündüm.”
Harun Reşid; “Peki ne yapmam lâzım?” dedi. Behlül; “Mademki bu yükün altına girdin. Zulme meyletme. Adâlet üzere ol. Böylece tahtında otur.” buyurdu.
* * *
Bir gün Behlül’ü kabristanda gördüler. Ayaklarını kabir taşları arasına sokmuş toprakla oynuyordu. Kendisine; “Ey Behlül ne yapıyorsun?” diye sordular. Onlara gayet sakin olarak; “Bana eziyet etmeyen, gıybetimi yapmayan insanlarla oturup sohbet ediyorum. Bunlar sağ olanlardan daha emin.” diye cevap verdi.
* * *
Behlül Dânâ, av yaparken Harun Reşid’in hedefi ıskaladığını görünce:
“Büyük isabet oldu efendim,” der.
Halife’nin kendisine şaşkın şaşkın baktığını görünce de sözünü şöyle sürdürür:
“Yani kuşun hayatı açısından isabet oldu.”
* * *
Bir toplantıda Harun Reşid kendisiyle buluştu: Harun Reşid, ona, “Çok zamandır seninle görüşmek istiyordum.” deyince, Behlül, “Ben böyle arzu duymadım” diye cevap verdi.
Buna rağmen Harun Reşid kendisinden yine nasihat istedi. “Ne nasihati istiyorsun? Şu saraya bak, bir de kabirlere bak! Bunlardan ibret almayan, nasihat almayan nelerden alır! Hâlin ne olacak, ey müminlerin emiri! Yarın Cenâb-ı Hakkın huzuruna çıkacaksın. Büyük küçük yaptığın her şeyden sual olunacaksın. Bunlara nasıl cevap vereceksin iyi düşün! Bu hesap zamanında aç ve susuz olacaksın, çıplak bulunacaksın. Orada bulunanlar sana bakıp gülecekler. Perişan hâlin orada meydana çıkacak, başka nasihati ne yapacaksın?” dedi.
Adâleti ile meşhur olan Harun Reşid onun nasihatlerinden çok istifade etmiştir.