MEVSİM dönüşümlerinde en sık şikayet edilen yorgunluk, uykusuzluk ve halsizliğin nedenleri ve bahar yorgunluğunun etkileri hakkında konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Tıp Fakültesi dahiliye uzmanı Dr. Ferit Arğun,“Bahar yorgunluğu deyip geçmemek lazım.

 

Bu sorun bazı hastalıkların fark edilmesine engel olabilir. Her yorgunluğu bahara bağlamayın” dedi.

“HER YORGUNLUĞU BAHARA BAĞLAMAYIN”

“Mevsim geçişi aslında bir canlanmadır, vücut da bu canlanmaya eşlik etmek ister. Ama bireyin fonksiyonel kapasitesi yeterince sağlam değilse o canlanmaya eşlik edemeyebilir ve bu durum kişide depresyona zemin hazırlar” uyarısında bulunan Arğun, “Her yorgunluğu bu mevsimde oldu diye bahar yorgunluğu olarak değerlendirmemek gerekir. Ciddi bir B12 vitamin eksikliği, demir eksikliği veya vitamin D eksikliğiniz olabilir. Her birey bahar yorgunluğunu aynı yoğunlukta yaşamak durumunda değildir. Atopik (alerjik) bünyeler bahar yorgunluğundan daha fazla etkilenir ” diye konuştu.

“YAŞAMINIZ DEĞİŞİYORSA ALTINDA HASTALIK ARAMAYIN”

Mevsim değişiklikleri sonucunda yaşam biçimini hızla değiştirenlere uyarıda bulunan Arğun, “Mevsimler arası geçişte yaşam biçimimizi de aşamalı bir süreçle dönüştürmeniz gerekiyor. Güneşin doğduğu saat ile battığı saatin değişmesi uyku saatimizin de değişmesine neden olabilir. Bahara bağlı olarak dışarda daha fazla zaman geçiriyoruzdur ve bunlar birleştiğinde de uykuya daha az vakit ayırıyoruzdur. Havaların güzel olması bizi bazen sporumuzdan alıkoyabilir bu da yorgunluk olarak bize geri dönebilir. Yeme içme alışkanlığınız dışarda kalma süremize bağlı olarak değişebilir bu da vücutta sindirim sorunu yaratabilir. Tüm bu kendimizden kaynaklı nedenlerden yaşadığımız değişimlerin bahar ile ilgisi olmayabilir. Alerjik yapıdaki kişilerde durum farklıdır, havadaki polenler gün içinde yaşam kalitelerini düşürür, özellikle gece burun tıkanıklığına neden olduğundan kaliteli bir uyku alamazlar ve bu da gün içinde yorgun ve bitkin görünmelerine neden olabilir” diyerek konuşmasını sürdürdü.

“İLKBAHARDA GRİP OLMA İHTİMALİ KIŞ İLE AYNI”

“Sıcaklık ve rüzgar değişimleri fark etmesek de vücudumuzda değişim yapar, örneğin bakterilerin hareketleri azalır bu nedenle daha sık enfeksiyon kapabiliriz. Viral enfeksiyonları en çok sonbaharda görürüz ama ilkbaharda kış ile aynı seyri gösterir” diyen Arğun, havaların ısınması ile hastalıkların da hemen ortadan kalktığı yönündeki algının yanlış olduğunun altını çizdi.

“MEVSİME GÖRE YAŞAM DÜZENİNİZİ BOZMAYIN”

“Mevsim geçişlerinde giyiminize dikkat edin” diyen Arğun,”Hemen yazlıklara geçmeyin muhakkak yanınıza akşam serinliğine karşı yedek bir şeyler alın. Beslenme alışkanlığınızı bozmayın, baharın tadını çıkarmak uğruna uyku süresinizi azaltmayın, spor yapmayı ihmal etmeyin. Tüm bunlarda yapacağınız ani değişimler, yaşam kalitenizi düşürür, yorgun, uykusuz ve mutsuz bir dönem geçirirsiniz ve hastalıklara da kapı aralarsınız” dedi.

“İLAÇLARINIZI MEVSİME GÖRE YENİDEN DÜZENLEYİN”

Astım hastalarının mevsim geçişlerinde dikkatli olması gerektiğini belirten Arğun, “Atopik bir bünyeye sahipseniz, astım hastasıysanız, alerjik bir bünyeniz varsa, ilaçların basamaklı tedaviye göre verildiğini unutmayın. Özellikle astım ve allerjik rinit hastalarında hastalığı tedavi etmiyoruz, allerjen maruziyeti sonrası hastada oluşan şikâyetleri azaltmaya yönelik tedaviler uyguluyoruz. Şikâyetiniz artıkça ilaç ihtiyacınız da artıyor olabilir. Bu nedenle şikâyetleriniz artar ise doktorunuza başvurun ve ilaçlarınızı yeniden düzenlemesini isteyin” diye konuştu.

“MUHAKKAK BAHAR TEMİZLİĞİ YAPIN”

Yaşam alanlarının da mevsimle birlikte elden geçirilmesi gerektiğini dile getiren Arğun, “Evdeki allerjenlerden ilkbahar ile birlikte kurtulmak gerekir, muhakkak bahar temizliği yapılmalı. Elbise dolapları ve kitaplıklar elden geçirilmeli. Perdeler tozlar için rezevuar görevi görebileceğinden temizliğine özellikle belli aralıklarda özen gösterilmeli. Eski mobilyaların su alarak şişmesi durumunda o bölgelerde mantar oluşumuna neden olabileceği için tamiratı veya değiştirilmesi gerekebilir. Yatakların temizliği ve uzun yıllardan beri kullanılıyor ise değiştirilmesi gerekebilir. Lavabo ve banyolar detaylıca dezenfekte edilmeli, özellikle lavabo su giderleri temizlenmeli, nemli alanlarda mantar oluşumuna ve yayılımına izin verilmemeli. Özellikle ebeveyn banyolarında bulunan yer halıları ıslak ve nemli kalmamalı. Duvarlarda su sızıntısı var ise tamiratı yapılmalı. İlkbahar ile birlikte evin havalandırılması için de zamanlamaya dikkat edilmeli, sabah erken saatler yerine çiğin kalktığı 11-12 gibi saatler seçilmeli” dedi.

GÜNEŞ IŞINLARI MİGRENİ TETİKLEYEBİLİR

Arğun migren hastalarını ise, “Işığa uzun süreli maruz kalmak migren ataklarını tetikleyebilir. Göz sağlığı için, sarı nokta hastalığına yakalanmamak için mutlaka güneş gözlüğü kullanın” sözleriyle uyardı.

“ÇOCUKLARINIZIN GÖZLERİNİ GÜNEŞTEN KORUYUN”

Çocukların gözlerinin güneşe direk maruz bırakılmaması gerektiğini söyleyen Arğun, “2 yaşın altındaki çocuklarınızı baharda güneşlendirirken göz sağlığı açısından gözlerinin direkt güneşe maruz kalmasını engelleyin. Henüz kornea tabakası yeterince gelişmediğinden retina tabakasını koruyamayabilir ”dedi.

“İLKBAHAR GÜNEŞİNDEN D VİTAMİNİ ALAMAZSINIZ”

Güneşi gördüğümüz anda D vitamini aldığımız yönündeki algının da yanlış olduğunu belirten Arğun, “Vücudumuz ilkbahardaki güneşten yeterli miktarda D vitamini almaz, bu nedenle D vitamini takviyesine devam edin. Güneş ışınlarının derimize direkt teması ile D vitaminini, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında daha fazla sentezleriz” ifadelerini kullandı.

“SU TÜKETİMİNE DİKKAT EDİN”

Arğun, sağlıklı bir yaşam için su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizdi, “İlkbahar ile birlikte, sıcaklığın artmasına bağlı olarak su tüketimini artırın. Yaz ile birlikte mineralli su tüketmeye başlayın. Özellikle güneşlendikten sonra ya da spordan sonra mineralli su, soda için.”