Her parti lideri faşist diktatör

0
28

Diktatörlük tartışması uzayıp gidiyor da tüm siyasi partilerin genel başkanlarının “faşist diktatör” olduğuna kimse nedense değinmiyor.

Siyasi Partiler Yasası “faşist diktatör Kenan Evren” döneminde yasaklanan siyasi faaliyetlere izin verilmeden önce kurduğu meclis tarafından 24 Nisan 1983 tarihinde yenilendi.

Genel Başkanlara “faşist diktatör” olabilmeleri için çok geniş yetkiler verildi.

Genel Başkan partiyi istediği gibi idare edebilir.

Parti kurullarını istediği isimlerden oluşturabilir.

İstediğini Genel Başkan yardımcısı, genel sekreter yapabilir.

İstediğini belde, ilçe ve il başkanı yapabilir hatta buraların yönetim kurullarını dahi kendisi seçebilir.

İstediğini milletvekili adayı gösterebilir.

İstediğini Belediye Başkanı adayı yapabilir.

İstediği partiye destek verebilir.

İstediğini partiye üye yapar istemediğini yapmaz.

İstediğini genel kurul delegesi yapar.

Delegeleri yeterli imza ile olağanüstü kurultay isterlerse genel başkan isterse yapar istemezse yapmaz.

İstediği gibi konuşur.

İstemediği gibi konuşan partiliyi bakan, milletvekili ya da genel başkan yardımcısı olup olmadığına bakmaksızın partisinden ihraç eder.

Parti politikasını kendi istediği gibi yönlendirir.

İstediği yerde ön seçim yapar.

Temayül yoklaması, istişare gibi kelimelerin arkasından kendi verdiği kararları uygular.

İstediği parti ile kavga eder, istediği partiyi destekler.

Hele hele o genel başkan iktidar olursa;

İstediği kişileri bakan, genel başkan yardımcısı, danışman yapar,

İstediği kişileri tüm devlet kurumlarına atar.

Türkiye’nin iç ve dış politikasını istediği gibi belirler.

İstediği gazetecilerin kendisini izlemesine izin verir.

İstemediği gazetecileri faaliyetlerini izlettirmez.

Atadığı Başbakanı bile istifaya zorlar.

İstediği belediye başkanını istifaya zorlar.

İstemediği milletvekilini partisinden ihraç eder.

İstediği ülkelerle iyi ilişkiler kurar.

İstemediği ülkelerle kavga eder.

Devletin tüm imkanlarını istediği gibi kullanır.

Özetleyecek olursak siyasi partilerin genel başkanları partilerini de iktidar olduklarında devleti de istedikleri gibi yönetirler.

O genel başkanların etraflarında yağcılar oluşur ki hangi kararları alırlarsa alsınlar “doğrudur, haklısınız efendim” diyerek alkışlarlar.

16 Nisan’da anayasanın değişmesi ile başta seçim ve siyasi partiler yasası olmak üzere birçok yasanın 6 ay içinde değişmesi hükmü vardı ama hala bu konuda bir çalışma yok.

Yok, yok unutmadım, genel başkanlar ister seçim kazansın, ister defalarca seçim kaybetsin önemli değildir. Onlar ölünceye kadar o koltukta oturmak isterler.

Ben de yıllardır şu cümlemi söyler dururum:

Liderlerin en büyük zafiyetleri etraflarındaki yalaklarla, salaklardır.

Bugünlerin tartışmalı iki kelimesi olan “faşist diktatör” aslında her partinin genel başkanı için geçerli bir kavramdır.

Türkiye’nin siyasi partilerinde demokrasinin “D” harfi dahi yoktur, olması için talep de yoktur.