yani orijinal adıyla “International Womens Day” andık Çarşamba günü. Kutladık demiyorum, çünkü şöyle sert uyarılar vardı sosyal medyada gördüğüm kadarıyla:

“Türkiye’deki adı, Emekçi Kadınlar Günü’dür, sevgililer gününe çevirip sulandırmayın bugünü” …
Biz ne zaman, bu kadar sert ve saldırgan olduk onu atlamışım ama bu agresif havayı nihayet algıladım, ona da şükür…
Gelelim “İnternational Woman Day” ile “”Emekçi Kadınlar Günü” isimlerine.
Aslında birincisi Avrupa ve Amerika’da kullanılan ve daha geniş bir kadın kitlesini kapsayan bir isim.
Biz de ona istinaden yıllarca “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” diye kutladık.

Yani “çalışan kadınlar” diye ayırmadık ki bence doğrusu da buydu.
Çünkü çalışmayan kadın yoktur, sadece bir işyerine çalışmaya gitmeyen kadın vardır. Ev kadını da çalışan bir kadın değil midir?
Hem de hiç bitmeyen mesai ile?

Yıllarca bu konu tartışıldı ama artık konuşulmuyor bile, çünkü ev kadınlığının, emek ve özveri isteyen bir iş olduğu çoktan kabul gördü.
Zaten dünyada da o yüzden geneli kapsayan bir isimle kutlanıyor.
Bu kutlamalar vesilesiyle de yılda bir kere bile olsa kadınlar ön plana çıkıyor.
8 Mart günü takip ettiğim kadarıyla o kadar güzel işler yapılmıştı ki…

Mesela filli boya çok güzel bir tanıtım filmi yapmış.
Değişik yörelerin erkek ve kadınları yorumlar yapmışlar, amaca tam hizmet eden bir olmuş. Fikir sahibini çekimleri gerçekleştirenleri ve bu işe para harcıyorum Filli boyayı da tebrik ediyorum.

Ayrıca kadınlarla ilgili çok güzel haberlerde vardı yazılı, görsel ve sosyal medyada.
Biri de Amerika’da çok yaygın olan sosyal sorumluluk projesi gibi bir çekimdi.
Bu filmi çeken iki genç bayanlara yaklaşıp, “saçınızda bir şey var” diye yaklaşıp, arkadan arkadaşının verdiği gülü “kadınlar gününüz kutlu olsun” diyerek kadınlara verip kaçarcasına gidiyorlardı.

Genç kadınların yüzündeki mutluluk ifadesi görülmeye değerdi.
Ama beni bu haberlerden bir tanesi çok etkiledi. Aslında on gün önce yine yapılmış ama yinelenmiş bir olan Azize Ay’ın azmiydi.
Nasıl bir azimdir, çocukluk hayaline 48 yaşında kavuşmak…
Bu hikâyeyi buraya sıkıştırmak istemiyorum devamını yarın anlatacağım.

PAYLAŞ
Önceki İçerikYıldırım Beyazıt İlkokulu yıldızlar yetiştiriyor
Sonraki İçerikTVF kurları geliyor
Rana Elik
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye'nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6'ya geçti,6 ay sonra Amerika'ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.