Ana Sayfa Güncel Her gün yazmak zorundayım

Her gün yazmak zorundayım

46
PAYLAŞ

Mesleği kişisel çıkarları için kullanan, yatları, katları olan bir yazar değil tam bir basın emekçisiydi Hasan Pulur. Sedef Kabaş’a verdiği röportajda, “Bazen içimden mektup yazmak bile gelmiyor. Ama bu duyguyu yenmek zorundayım. Bazı arkadaşlarımızın gelecekleri mükemmeldir, garanti altına alınmıştır. Ben yazı yazdığım sürece yaşam seviyemi koruyabilirim” demişti.

++
Bir konuşmasında ise Türk basınındaki yozlaşmayı şu sözlerle anlatmıştı:
“Bir klan vardır Babıâli’de. Çıkar ne taraftaysa hep birlikte yüzlerini o tarafa dönmekten çekinmezler. Dün komünisttirler, bugün liberal kesilirler, yarın da bakarsınız İslamcı oluverirler. Yanar döner olmaktan zerre utanmazlar. Ama her tarafa da onlar egemendir. Bunların arasında tutunmak, bir yere gelmek, kendine isim yapmak son derece zordur bizim meslekte. Hediye almadım diye ‘Hıyar’ dediler bana bu Babıâli’de.”
++
Anılarını Sefa Kaplan’a anlatırken, Türk basınının askeri darbelerle ilişkisi konusunda çok çarpıcı bir yorum yapmıştı:
“Türk basını, askeri harekâtın ilk günlerinde darbelere karşı hiçbir zaman tavır almaz. Ne zaman ki ortalık biraz rahatlamaya, baskı gevşetilmeye başlanır, bu tutum yavaş yavaş bir kenara bırakılır ve aslında ne kadar demokrat olduğumuz çıkar ortaya. 12 Eylül’ü hatırlayın, herkes nasıl alkışlamıştı darbeyi. Sonra eleştiriler başladı. Eleştiriler o kadar arttı ki Kenan Paşa dayanamadı ve en sonunda ‘Neler Yazmışlardı’ diye bir kitap çıkardı.”
++
Yıllar önce basın yayın yüksek okulundan iki öğrenci gelmişti Milliyet’e.
Pulur’a, “Yazılarınızı ne kadar sürede yazıyorsunuz” diye sordular.
“45 dakika” yanıtını verdi Pulur.
Öğrencilerin şaşırdığını hatta biraz da dudak büktüğünü görünce sözlerini şöyle tamamladı:
“43 yıl artı 45 dakika.”
++
Hasan Pulur sık sık arkadaşlarına şaka yapardı.
Milliyet’in Yurt Haberleri Servisi’nde çalışan genç muhabiri Bolu’dan bir vatandaş gibi aradı, “Bir boğa hükümet konağını bastı, büyük korku yaşandı, vali kaçtı, boğa ortalığı birbirine kattı” dedi. Genç muhabir az sonra heyecanla gelip “Azgın boğa paniği” haberini Hasan Pulur’a teslim etti. Ne var ki haber yırtılıp atılmadı, masanın üzerinde unutuldu ve gece gazeteye konuldu. Yanlışlık fark edildiğinde gazeteyi dağıtan kamyonlar çoktan Anadolu’nun yollarını tutmuştu. Çeşitli merkezlere telefonlar edildi, kamyonlar durdurulup geri çağrıldı.
++
Gerçek bir basın emekçisi, dürüst bir gazeteciydi Pulur… Her zaman sevgi ve saygıyla anılacak… Nurlar içinde yatsın…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikNeler oluyor neler
Sonraki İçerikÜçün ikisi!
Nuri Kayış
Gazeteciliğe 1977 Son Havadis gazetesinde başladı, Hür Anadolu, Başkent, Ulus, Günaydın ve Sabah gazetelerinde çalıştı. RTUK Başkanlığı yapan yazarımızın 14 adet yayınlanmış kitabı bulunmaktadır.