Her depresyon mutsuzluk değildir

0
298

Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü, her depresyon mutsuzluk değildir.

Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü’nden yapılan açıklamada, depresyon çökkün duygu durum, ilgi ve istek kaybı, önceden zevk veren etkinliklerden eskisi kadar zevk alamama ya da hiçbir konuya ilgi duyamama, enerji azlığı, halsizlik, hareketlilikte genel bir yavaşlama, dikkat, konsantrasyon ve bellek güçlükleri, kişinin kendisi ve çevresiyle ilgili olumsuz algılarının olması şeklinde ortaya çıktığı bildirildi.

ABD’de 1990 yılında depresyonun toplumsal maliyetinin 43,7 milyar dolara ulaştığı belirtilen açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre depresyonun en fazla yeti yitimine yol açan sorunların başında geldiği kaydedildi.

Açıklamada, depresyonun neden olduğu iş gücü kaybının soğuk algınlığına ve zatürreye bağlı iş gücü kaybına eşit olduğu, yaşam boyu yaygınlığının değişmekle birlikte yaklaşık yüzde 5-11 arasında bulunduğu, erkekler için bu oranın yüzde 3 ila 12, kadınlar için ise yüzde 10 ila 26 olduğu belirtildi.

Depresyonun erkeklere oranla kadınlarda görülme riskinin 2 kat daha fazla olduğu aktarılan açıklamada, “Epidemiyolojik veriler herhangi bir yılda kadınların yüzde 13’ü, erkeklerin ise yüzde 8’inin depresyonda olduğunu gösteriyor. Başlangıç yaşının çoğunlukla 20 ila 40’lı yaşlar arasında olduğu bilinen depresyonun, ailesinde olanlarda görülme riski 1,5 ila 3 kat daha yüksek.” ifadeleri kullanıldı.

“Tedavisi için iyi bir hekim ve hasta ilişkisi şarttır.”

Hastalığın tedavisi için iyi bir hekim ve hasta ilişkisinin şart olduğu vurgulanan açıklamada, “Her depresyon mutsuzluk değildir. Depresyon tıbbi bir hastalıktır, bir karakter bozukluğu veya zayıflık değildir. İyileşme depresyon tedavisinde ulaşılmak istenen ana amaçtır.” denildi.

İyileşmenin hastalık tedavisinde ulaşılmak istenen ana amaç olduğu kaydedilen açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Tedavi yöntemini seçmeden önce hastanın genel durumunu, hastalığın şiddetini, intihar riskini değerlendirmek gerekir. Hasta yemiyor içmiyorsa, ilaç kullanmayı reddediyorsa, intihar riski varsa, psikotik belirtiler eşlik ediyorsa uzmana veya hastaneye sevk etmek gerekir. Depresyon antidepresanlarla etkin bir şekilde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavi başarısı için önemli iki temel koşul, depresyonu teşhis edebilmek ve ilaçları yeterli doz ve sürede kullanmaktır.

Antidepresan ilaçlar sıklıkla tedaviye başlandıktan sonraki 2 hafta içinde etki etmeye başlar ve sadece hekim denetiminde, hekimin ayarladığı dozlara göre kullanılmalıdır. Depresyon yineleme riski yüksek bir hastalıktır. Bu nedenle klinik iyileşmeden sonra dozu azaltmadan tedaviyi en az 6 ay sürdürmek gerekir ve hekimin kararıyla tedaviyi kesmek gerekir. Tedaviye rağmen belirtilerin bir kısmı devam edebilir. Farklı depresyon tiplerinde ilaç kullanım süresi de farklı olacaktır. Kişinin şimdiye kadar geçirdiği depresyon atağı sayısı da tedavi süresini etkileyebilir. Eğer bir kişide depresyon sık sık tekrar ediyorsa ve ataklar şiddetli ise ilaç tedavisi yıllar boyu da sürebilir. Kişinin ilk ya da ikinci depresyon dönemi ise, hastaneye yatma gerekecek kadar şiddetli bir tablo değil ise, intihar girişiminde bulunmamışsa, kronik stres faktörü yoksa genellikle bir yıl kadar ilaç tedavisi alması yeterli olur. Tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda antidepresan tedaviye antipsikotikler ya da hormonlar eklenerek belirtilerin üstesinden gelmek mümkün olabilir.”