geçmişte de, günümüz modern toplumlarında da hayatımızın en önemli parçalarından bir tanesi olmayı başarmıştır. icat edilmeden önce de icat edildikten sonra da önemini asla yitirmemiştir.

At arabalarından, son model içinde bir sürü güvenlik önlemlerini barındıran araçlara kadar geçen zamanda yaşamını yitiren insanlar hep karşımıza çıkmaktadır.
Günümüzde her iş için farklı boyutlarda araçlar kullanılmaktadır. Örneğin ticaret yapan birisi mallarını taşımak için büyük tırlara ihtiyaç duyarken, mesleği taksicilik olan birisi küçük binek otomobillere ihtiyaç duymaktadır. Bunların yanı sıra toplu taşıma için otobüsler kullanılırken, toplu taşımayı tercih etmeyen insanlar şahsi araçlarında yolculuk yapmaktadır.

Gelişen teknolojiye bağlı olarak seri üretimin hızlanmasıyla her yıl milyonlarca araç piyasaya sürülmekte piyasaya sürülen araç sayısını kaldıramayan yollarda ise trafik problemi baş göstermektedir. Özellikle büyük şehirlerin en büyük problemi haline gelen trafik aşılması zor bir problem haline gelmiştir. Araçların üretiminde ki kolaylık ve araç alımını kolaylaştıracak kredilerin verilmesi hane başına 2-3 aracın alınmasına olanak sağlıyor.
Günlük iş rutininden sıkılan insanlar bir de trafik hengâmesiyle boğuşurken sinir ve stres seviyeleri üst noktalara kadar tırmanıyor. İnsan psikolojisinde ki sinir, stres durumları araç kullanım şekillerine de yansıyor. Kuralları tanımayarak kullanılan araçlar, hem aracı kullananın hayatını riske atıyor hem de, suçsuz bir biçimde kurallar çerçevesinde yolunda giden araç sahiplerini de riske atıyor.

Teknoloji artık düşük hacimli motorlardan yüksek performans almayı sağlayabilecek bir seviyeye geldi. Otomobiller kolay bir biçimde yüksek süratlere çıkabiliyor ve durabiliyor. Bu durum iyi gibi gözükse de kontrolsüz ve amaç dışında kullanıldığında felaketlere yol açabiliyor.
TUİK’in verilerine göre Ülkemiz karayolu ağında 2015 yılında toplam 1 milyon 313 bin 359 adet trafik kazası meydana geldi. Bu kazaların 1 milyon 130 bin 348 adedi maddi hasarlı, 183 bin 11 adedi ise ölümlü yaralanmalı trafik kazasıdır. Rakamlar her yıl daha da artmakla birlikte korkutucu boyutlara ulaşmış durumda. Trafik kurallarımız Avrupa standartlarında ancak kurallara uyma boyutumuz Avrupa standartlarının oldukça gerisinde.
Ankara Ostim’de yer alan Yıldız Sanayi Sitesi Türkiye’nin en büyük hurda araç alımı yapan sanayi sitelerinden. Sitede ki dükkanlar kullanım ömrünü tamamlamış ya da kaza geçirip hurdaya ayrılmış araçları ihale yoluyla alarak parça satışı yapmaktadırlar. Akü, yağ, benzin gibi tehlikeli ve doğaya karışmaması gereken maddeleri ayırıp devlete teslim ettikten satış yapılabilen sitenin her noktasında kazaya karışmış bir araç görebiliriz.

HER ARACIN BİR HİKÂYESİ VAR

Dükkânların yan taraflarında, önlerinde hatta çatılarında dahi görebileceğimiz kazaya karışan araçların hepsinin bir hikayesi bulunmakta. Sitede ticari araçlar, toplu taşıma araçları, şahsi araçlar hatta ambulanslar dahi bulunmakta.
Bir zamanlar mutlu bir aileye mezar olmuş araçlar, uzun yol şoförlüğü yaparken tır ile geçirdiği kaza sonrası sakat kalan insanlar, kıl payı yaşama tutunmuş insanların araçları. Yıldız Sanayi Sitesi parça alım-satımının yapıldığı ticaret haneden ziyade kafanızı nereye çevirirseniz çevirin bir hikâyenin gözünüzde canlandığı tiyatro sahnesini andırmakta.

Sanayi sitesinde özellikle dikkatimi çeken iki araç oldu. Bunlardan ilki bir ambulans, bu ambulansı sitede yer alan birçok ambulanstan ayıran özelliği ise hikâyesi. Olay şu şekilde gerçekleşmiş. Bacağı kırılan bir vatandaşımız özel bir hastaneye bağlı olan bu ambulansı çağırmış. Bacağı kırılan vatandaşa ilk müdahaleyi yapan ambulanstaki sağlık personeli, yaralı vatandaşı da araca bindirerek hastane yoluna düşmüşler ancak geçirdikleri kaza sonucunda ambulanstan canlı çıkan olmamış.
Diğer bir hikâye ise yüksek sürat sonucu kaza yapan araca ait. Memleketlerine giden aile yaptıkları kaza sonucu hayatlarını yitirmişler. Böyle bakıldığında acı ama sürekli karşılaştığımız kaza haberlerinden bir farkı yok. Ancak hurda aracın bagajını açtığımızda karşımıza çıkan manzara yürek burkacak nitelikte. Bagajda ailenin çocuğunun bir daha asla oynayamayacağı oyuncakları karşımıza çıktı. Bu ve bunun gibi fazlaca hikâyeye ev sahipliği yapan Yıldız Sanayi Sitesi bir ruha sahip.

EMNİYET KEMERİ TAKALIM

Ölümle sonuçlanmış kazalara karışan araçlarda dikkatimi çeken diğer bir unsur ise emniyet kemerlerinin arkadan bağlanmış olması. Günümüz araçları bilindiği üzere emniyet kemeri takılmadığında uyarı vermekte. Bu uyarıyı susturmak için emniyet kemerinin takıldığı yere takılan aparatlar üretilmiş durumda ya da emniyet kemeri arkadan bağlanarak bu sistem susturulmakta. Unutmayalım ki emniyet kemerini susturarak aracın uyarı sistemini kandırmıyoruz, kendimizi kandırıyoruz. Hayatlarımızın bu kadar ucuz görmeyelim.
Her yıl bayramlarda çokça kaza haberi alarak üzülüyoruz. Yaklaşan bayramla birlikte yeterli önlemleri alarak kaza riskini minimuma indirmek kendi elimizde. Trafikte yalnız olmadığımızı unutmayalım. Kendi yapacağınız bir hata, ya da dikkatsizlik hem kendi otomobilinizdekilerin hayatını riske atmakta hem de trafikteki diğer araçların. Yıldız Sanayi’nde acı bir hikayenin konusu olmak istemiyorsanız lütfen trafik kurallarına uyalım.