Ana Sayfa Yazarlar Hendek Savaşları ve Uzaktan Güdümlü Bir Bildiri

Hendek Savaşları ve Uzaktan Güdümlü Bir Bildiri

210
PAYLAŞ

Şimdi hendeğin iki tarafında iki ayrı dünya var: Bir tarafta devlet, diğer tarafta devlet düşmanları. Yıllarca bazı üniversitelerde, “Üniversiteler bizimdir” diyerek terör estirenler şimdi hendeğin arkasında yeni bir “kanton” yani “kurtarılmış bölge” oluşturmak peşindeler.

Halk arasında “binde bir”ler olarak anılan 14 siyasî platform da yanlarında.
Diyarbakır’da, Şırnak’da 2 aydan beri devam eden çatışmaların durdurulması için yapılması gereken çok basit: Çatışmayı başlatan taraf çatışmayı durdurabilir. Hendekleri kazan ve o hendeklere bombalar tuzaklayan kişiler bu bombaları nasıl yerleştirmişlerse aynen o şekilde kaldırırlar. Böylece barış sağlanır. Bu kadar basit.
Kendilerine “aydın” veya “akademisyen” adını veren 1.100 kişiden kaçı aydın, kaçı akademisyen bilmiyorum. Ama “müzakere koşullarının hazırlanması” daha önce “baldıran zehiri içmek” pahasına zaten yapılmıştı. Masayı deviren, 3 yıldan beri bölgeye bomba ve mühimmat yığan bölücü örgüt oldu. Masayı devirdi çünkü Suriye ve Irak’ta ortaya çıkan karışıklıktan yararlanmak istiyordu. Türkiye’nin Suriye’deki duruma müdahale edememesi için yurt içinde meşgul edilmesi gerekiyordu. Rusya ve ’den aldıkları mesajlar, seçimlerdeki ummadıkları büyük başarı Kandil’e saldırı emrini verdirtti. İran’la daha önceden anlaşmış olduklarından oradaki güçlerini de bu tarafa kaydırmak imkânı doğdu.
“Kürt siyasî iradesinin taleplerini içeren yol haritası” Sur ve Cizre’de hendeklerin arasında kayıp olmuştur. 200’den fazla asker ve polisin hayatına mal olan bu hendekleri açanlar, hemen bu hendekleri kapatarak sessizce geldikleri yerlere çekilebilirler. Kandil yenilmiş olur ama hiç olmazsa kendileri canlarını kurtarabilirler.
“Müzakere görüşmelerinde” sizin “gönüllü olarak yer almak” isteğiniz gerçekten çok komik. Tıpkı “müzakere görüşmeleri” deyiminiz gibi. Müzakerenin görüşme demek olduğunu sanırım bilmiyorsunuz. Siz görüşmelere hangi sıfatla katılacaksınız? Üniversite adına katılamazsınız, çünkü sizi hiçbir üniversite “delege” olarak seçmedi. “Tarafsız gözlemci” olarak katılamazsınız, çünkü tarafsız değilsiniz. Tarafsız olsanız olaylara sadece hendeğin tarafından bakmazdınız. Tarafsız olsaydınız “Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddete” karşı çıkarken PKK’nın bölge halkına, devlet görevlilerine uyguladığı şiddete son vermesini, halkı kalkan etmek fikrinden vaz geçmesini de isterdiniz.
Kürt halkının ’nde her partiden temsilcisi var. Onlar gereken her şeyi fazlasıyla söylüyorlar. Size ihtiyaçları yok. Uluslararası platformlarda da gerekli desteği arıyorlar.
Hem de Anayasa’ya ve kanunlara aykırı olmasına rağmen. Sizin Uluslararası kamuoyunda Türkiye Cumhuriyeti’ni şikâyet etmenize gerek yok. Ama isterseniz istifanızı vererek bu “zalim Devlete!” hizmet etmek yükünden kurtulabilirsiniz.
İmzaladığınız bu bildiri nerede ve nasıl yazıldı bilmiyorum ama Kürt halkına da Türk halkına da zerre kadar yararı olmadığı çok açık. Bu kadar taraflı, bu kadar düşmanca bir bildiri dostluğa değil olsa olsa düşmanlığa hizmet eder.
Bu bildiri barışa hizmet etmez. Ancak ve ancak milletin gözünde akademisyenlerin saygınlığına gölge düşürür.
Son söz: Devlet adamlarının halkın öfkesi ile değil akıl ve kanun ışığında sağduyulu hareket etmesi beklenilir. Gerekli araştırma ve soruşturma yapılmadan atılacak fevrî hareketler bu bildiri kadar anlamsız sonuçlar verecektir. Her şeye rağmen esas olan barıştır ve devlete düşen görev de en uygun zaman ve zeminde barış ortamını sağlamaktır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikGİTME
Sonraki İçerik10 tonluk kaya pencereden girdi
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.