Ana Sayfa Yazarlar Hemen kollar sıvanmalı

Hemen kollar sıvanmalı

35
PAYLAŞ

Geride kalan süreçte yaşanan olaylar nedeniyle, son yazımda bahsetmiş ve olimpiyat oyunlarına dair düşüncelerimi bu yazımda aktaracağımın altını çizmiştim.
Kısaca özetlemek gerekirse10.7 milyar EURO’ya malolan, 28 branşta 206 ülkenin 10 bini aşkın sporcusunun birbirinden farklı 37 merkezde akıttığı ter tam 16 gün sürdü.

55 erkek 48 de bayan olmak üzere toplam 103 sporcumuz Rio’da beşi güreş, biri halter, biri atletizm ve biri de tekvandoda olmak üzere toplam sekiz madalya aldı. Tek altın madalyamız güreşte Taha Akgül’den geldi. Üç bronzun ikisi Rıza Kayaalp ve Selim Yaşar’la yine minderde alınırken, diğer gümüş madalyayı Daniyar İsmayilov’la halterden çıkardık. Dört bronz madalyanın da ikisi yine minderde kazanıldı. Cenk İldem’le Soner Demirtaş kürsünün üçüncülük basamağında kendilerine yer bulan isimlerdi. Geriye kalan iki bronz madalyanın sahipleri ise atletizmde Yasmani Copello Escobar ve milli tekvandocumuz Nur Tatar’dı.
Oyunlar öncesi uluslar arası otoritelerin, içinde altın olmayan toplam beş madalya alacağımızı öngördüğü organizasyonu sekiz madalya ile tamamlamak, kimine göre başarı, kimine göre ise başarısızlık.
Ben her iki fikre de katılıyorum. O 1948 madalya için mücadele eden 205 ülke arasında yalnızca 87 ülke bu mutluluğu yaşayabildi. Bu bir başarı kriteri sayılabilir. Ancak, bu sekiz madalyanın beşinin güreşte geldiği düşünüldüğünde, sadece dört branşta madalya aldığımız düşünülürse bu da bir anlamda başarısızlık sayılabilir.
Özetlemek gerekirse, öyle ya da böyle, geride kaldı Rio 2016. Eksiklerimizi görüp gidermek, 2020’de daha fazla sayıda sporcuyla, daha başarılı bir performans için hemen kolları sıvamalı diyor ve bu konuya bir nokta koyuyorum.
***

Play-off maçlarında rakiplerini eleyerek, UEFA Avrupa Ligi gruplarına kalan Fenerbahçe ve Osmanlıspor’la, doğrudan gruplara adını yazdıran Atiker Konyaspor’un hayli yüksek şanslarının olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar Fenerbahçe’nin Manchester United ve Feyenord gibi güçlü takımların olduğu A grubunda zorlanacağını öngörenlerin çok olduğunu görüyor olsam da, ben hiç te öyle olacağını sanmıyorum. Fenerbahçe o gruptan Dick Advocaat gibi bir deneyim abidesiyle sıyrılacağına eminim. Osmanlıspor’un da Villa Real, Zürih ve Steaua Bükreş’in olduğu gruptan çıkacağı görüşündeyim. Atiker Konyaspor’un da Shaktar Donetsk, Braga ve Gent’ten hiç te aşağı kalmayacağını ve aradan sıyrılabileceğine inanıyorum.
Tabi Beşiktaş için de düşüncem aynı. Kara Kartal’ın da Benfica, Napoli ve Dinamo Kiev’le başa baş mücadele edip, ilk ikide yer alacak diyorum.
Dilerim, onca olumsuzlukların arasında en azından sportif anlamda mutlu olur ve biraz olsun moral buluruz inşallah. Buna ulusça gerçekten ihtiyacımız var…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam