Hem vicdanı hem de İnsani bir borçtur

0
245

AK Parti Manisa Milletvekili Özdağ “Akademisyen ve tüm ihraç hataları” için hükümete çağrı

Akademisyenlerin 678 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile üniversitelerden ihraç edilmelerini 28 Şubat döneminde üniversiteden atılan AK Parti Manisa Milletvekili akademisyen Doç. Dr. Selçuk Özdağ ile konuştum.
Özdağ, “Ben 28 Şubatta üniversiteden 3 defa atıldım ve 3 defada da geri döndüm. En son Danıştay 8. Dairesi önce beni haklı buldu, ardından aynı daire aynı gerekçelerle haksız buldu. Milletvekili olduktan sonra tekrar itiraz ettim, itiraz sürecim devam ediyor, , Danıştay Daireler Kurulu tarafından da hakkım teslim edilmişti” dedi.

Soru: 678 Sayılı KHK ile FETÖ’cü

olmayan akademisyenlerin ihraç edilmesi çok eleştiriliyor, siz de akademisyensiniz ne dersiniz?
Özdağ: Eğer burada çeşitli akademisyenlerle ilgili bir haksızlık varsa, eğer bir ince eleyip sık dokuma yapılmamışsa, bunlarla ilgili şimdiye kadar olduğu gibi nasıl düzeltmeler yapıldıysa hep beraber; HDP olarak, CHP olarak, AK PARTİ olarak ve MHP olarak bunları düzeltmek de bizim için hem vicdanı bir borç hem de insani bir borçtur.

Hatalar düzeltilecek mi?

Özdağ: Bunları elbette ki düzelteceğiz. Bir yanlışlık varsa, bir iltisakları yoksa bunları yapmak da bizim görevimizdir. Çünkü geçmişte, 1960’ta bunlar yaşandı, 1980’de yaşandı, daha sonra 28 Şubatta yaşandı. Bu dönem içerisinde, olağanüstü bir dönemden geçerken yapılan her şey mutlaka ki mükemmeldir demek mümkün değildir. Elbette ki yanlışlıklar vardır, layüsel olan sadece ve sadece Allah’tır. Allah’ın haricinde herkes hata yapar, peygamberler de hata yapmışlardır, onların da hatalarına “zelle” ifadesi kullanılmıştır.

Soru: Bu ihraçların FETÖ’nün ekmeğine yağ sürdüğü ve AK Partiye tuzak olduğu iddiaları da var.

Özdağ: Bu hatalara bilinçli mi yapılıyor, bilinçsiz mi yapılıyor diye bakmak lazım. Yüz binlerce insanın ihraç edildiği, yaklaşık 150 bine yakın insanın teröre müzahir olduğu; bir yandan PKK’ya, bir diğer yandan YPG’ye, bir diğer yandan DAEŞ’e, IŞİD’e, bir diğer yandan FETÖ’ye müzahir olduğu bir ortamda elbette ki zaman zaman insanların olduğu yerde yanlışlıklar da yapılabilir. Tabii ki bu ihraçlarla ilgili istisnaları kenarda tutmak lazımdır.

Suçlu ile suçsuzu ayırmak bu kadar mı zor?

Özdağ: Suç işlemek için örgüt kuran, çalışma yapan, söz konusu suç teşkil eden eylemlerde bulunan ve hatta tam teşebbüs hâlinde kasıtlı ve iradi olarak suç işleyen, darbe yapan, masum insanların canına kıyan her kim olursa olsun her toplumda ve her hukuk düzeninde cezalandırılır. Yapılan ihraçlar kanunlar ve kanun hükmünde kararnamelerden alınan yetki dâhilinde yapılmakta ve suç işlemiş olanlar bağımsız mahkemelerce cezalandırılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Hükûmetimiz hukuk çerçevesi içinde kanunlardan aldığı yetkilerle görevlerini icra etmektedir. Hiç kimsenin düşüncelerinden veya fikirlerinden dolayı takibata uğramasına da müsaade edilemez, edilmemesi gerekmektedir.

15 Temmuz’dan bu yana kim suçlu kim suçsuz anlaşılamadı mı?

Özdağ: Ülkemiz 15 Temmuzda hain bir darbe teşebbüsüne sahne oldu. Halkımızın dik duruşu ve demokrasiye sahip çıkması sonucu bu darbe akamete uğratıldı. 15 Temmuzdan beri yapılan operasyonlar, işten çıkarmalar bu maksada matuftur. İşten çıkarılan birçok kişinin sonradan tutuklanması bu suç örgütüyle iltisaklı olduklarını göstermektedir. Hukuk insanların meslekleri veya meşrepleriyle ilgilenmez, eylemleriyle ilgilenir. Yargının karşısında gazeteci, bilim insanı, kadın, erkek yoktur; şüpheli vardır. Bu bakımdan, bilim insanlarını öteki vatandaşlardan veya meslek gruplarından ayırmak mümkün değildir. Elbette bu devasa soruşturmalarda personel, istihbarat veya başka tür eksikliklerden kaynaklanan yanlışlar da vardır. Sayın Cumhurbaşkanımız bunun için zaman zaman söylemiş olduğu gibi “At izi it izine karıştı” diyerek yargı ve kolluğu daha hassas olmaya çağırmıştır.

Yanlışlar olduğunukabul ediyorsunuz, yanlışları yapanları ne yapacaksınız?

Özdağ: Bu olağanüstü dönemde şahsi hesaplarını FETÖ operasyonları üzerinden görmek isteyenler de olabilir. Nitekim bu ihtimal yüzünden isimsiz, imzasız ihbarlar soruşturma dışı tutulmuştur. Kaldı ki yargıyı şahsi hesaplarına alet etmek isteyenler dikkatle takip edilmektedir. Hükûmetimiz soruşturmalarda hata olabileceği endişesiyle komisyon kurmuş ayrıca, gelen müracaatlar ve incelemelerden sonra binlerce personel görevine dönmüştür. Partimiz, her türlü hassasiyet çağrısına açıktır, vatandaşlarımızın müracaatlarına açıktır. Hatalar tespit edildiğinde derhâl düzeltilmektedir. Eğer dünkü kanun hükmünde kararnameyle ilgili de hatalar varsa ve bunlar da komisyonlar tarafından tespit edilirse düzeltilmesi de biraz önce söylemiş olduğum gibi insani ve vicdani olarak bizim hepimizin boynumuzun borcudur.
O nedenle, yapmış olduğumuz tüm tasarruflar hukuka uygun olsun diyerek çalışıyoruz. Hukuk dışına çıkmamaya, tekrar, yeniden demokrasiyi Türkiye’de tam ve kâmil manada içselleştirmek için gayret sarf ediyoruz.
Her beraber darbeye karşı çıkalım, hep beraber FETÖ’ye, PKK’ya, DAEŞ’e, IŞİD’e, PYD’ye karşı çıkalım, demokrasinin Türkiye’de çok daha farklı bir şekilde algılanmasını sağlayalım. Hukukun üstünlüğü, insan hakları ve özgürlüklerin alanını genişletelim, siyasete seviye getirelim, siyasetçinin seviyesini yükseltelim ve de fikir hürriyetini, inanç hürriyetini ve teşebbüs hürriyetini Türkiye’de hâkim kılalım.