Her gün yeni bir şeyler olması normal… Eğer bugün olanlar, dün olanların “doğal” gelişmesiyse tabii…

Türkiye’de yaşayanlar ise her sabah kalktıklarında, kendilerini “her şeyin olabileceği” bir ortama hazır etmek zorunda… Gece uyamaya hazırlanırken gördükleriyle, sabah uyandığında görecekleri o kadar ters olabiliyor ki, sindirmek mümkün değil…

Referandum günü yaklaştıkça, şaşkınlığa düşmek için sabahı beklemek zorunluluğu da kalmadı artık… Bazen saatler içinde, aynı kişinin birbiriyle ters düşen açıklamalarına tanık oluyoruz…

Kampanya içerikleri, “ilginç” sözcüğünün açıklayamayacağı noktalara geldi…

Örneğin. Balıkesir’de asılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir fotoğrafının da yer aldığı “Ne yapsalar boş. Göklerden gelen bir karar vardır.” afişi gibi…

Şaşırtıcı olan bir örnek ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Kürt Bayrağı konusunda gösterdiği tepki oldu…

“Bayrak; milli namus ve şerefin göklerde dalgalanan itibar ve görkemidir. Peki, 26-27 Şubatta İstanbul ve Ankara’ya astırılan bez parçası nedir? Türkmenlere kan kusturmuş, teröre destek vermiş, işlenmiş suç ve cinayetlere ortak olmuş birisinin bayrağı olsa ne yazar, olmasa ne çıkar? Türk vatanında sözde Kürdistan bayrağı dalgalanıyorsa, buna niçin sessiz kalalım, bunu nasıl sineye çekip görmezden gelelim?” demesi, gündeme bomba gibi düştü…
Parti olarak “evet” diyeceklerini defalarca söyleyen Bahçeli fikir mi değiştiriyordu yoksa..? Hele “Ne oldu da Barzani Türkiye’de, hem de şu nazik ve hassas dönemde ağırlandı? Hangi bölgesel ve küresel politikanın yörüngesine girildi? Eğer Barzani, bize tercih ediliyorsa, ki bu da bir tercihtir, asıl bunu iyi niyetle yorumlayamam, samimiyetle okuyamam.” şeklindeki sözlerini de duyunca…
Bereket(!) fazla meraklanmamız gerekmedi ve Bahçeli “Biz 16 Nisan’da millet için evet, devlet için evet, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz. Ve hakkın hukukun safında evet diye yağacağız. Yemin ettik, dönmeyeceğiz. Döndürmeye çalışanlara bakmayacağız. Tuzak kuranlara aldanmayacağız, üzerimize oynayanlara kanmayacağız.” diyerek konuya nokta koydu…
En şaşırtıcı olan şey ise Fettullah Gülen’in 30 Mart 1997’de Zaman Gazetesi’nde de yer alan röportajında başkanlık sistemi için söylediklerinin ortaya çıkmasıydı…

Çünkü Gülen, “Başkanlık sisteminin alt yapısı hazırlanmalı, insanımız hazırlanmalıdır. Salahiyetleri genişletilmiş Cumhurbaşkanlığı üzerinde durulursa bir rıhtım, bir sıçrama ayağı, bir rampa sayılabilir.” diyorsa, “Hayır diyenler FETOCÜ’dür” sloganı da bitti demektir..!

PAYLAŞ
Önceki İçerikMüzeciliğin kalbi Bursa’da atıyor
Sonraki İçerikUzun süren kanamalara dikkat
Mehmet Ali Yula
Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.