Hatırlatmakta fayda var!

0
383

Mussolini, Başbakanlığının ilk zamanlarında parlamentodaki liberallerden de destek görmekteydi. Nitekim bu destekle şiddetli bir sansür uygulamaya başladı.

Seçim sistemini değiştirerek, meydanlardaki yıllarında diktatörlük yetkilerini almasının ve diğer tüm politik partileri lağvetmesinin yolunu açtı.

Basın üstündeki olağanüstü kontrolünü kullanarak kendi adı etrafında bir mit yaratmaya çalışıyordu: “Duce: Her zaman en doğrusunu yapan, her sorunu çözebilecek tek adam…”

Bunun ne denli sahte bir imaj olduğunu İtalyan halkı ancak yıllar sonra, çok ağır bedeller ödeyerek, anlayacaktı.

İtalya kısa zamanda bir polis devleti haline getirildi. Sosyalist Giacomo Matteotti gibi Duce’ye muhalefet etmeye çalışanların sonu ya suikasta kurban gitmek ya da benzeri şekilde dışlanmaktı.

Mussolini, 1922 yılı boyunca birçok bakanlığın görevini bizzat üstlendi. Öyle ki, bazı zamanlarda Başbakanlıkla beraber, İçişleri, Dışişleri, Koloniler, Savunma Bakanlığı da dâhil 7 bakanlığın görev ve sorumluluklarını kendi üstüne alarak bir süre sonra elde edeceği diktatörlük yetkisinin bir anlamda provasını yapıyordu.

Aynı zamanda, mutlak güce sahip Faşist Parti’nin ve silahlı faşist çetelerinin liderliğini de yapmakla İtalya’da tam anlamıyla tek güç haline gelmiş, herhangi muhalif bir hareketin oluşmasına zemin vermemişti. Tamamen merkezci bir sisteme dönen İtalya’da kaçınılmaz olarak yolsuzluk ve verimsizlik en üst seviyeye tırmanmaya başladı.

Zamanının çoğunu, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında, propaganda yaparak geçiriyordu. Tüm basın, radyo, eğitim sistemi, filmler dikkatle faşizm propagandası yapacak şekilde tekrardan yapılandırıldı ve İtalya, faşizmin 20. yüzyılın en doğru rejimi olduğu, liberalizm ve demokrasinin yerini alacağı konusunda şiddetli ve etkili bir propaganda bombardımanına tutuldu.

İtalya’da faşist rejimin göze çarpan karakteristiklerinden bazıları şöyle sıralanabilir:

-Liderlere Kesin İnanç: İyi politika asla aşağıdakilerin düşüncelerinin yönetime yansımasıyla değil; yönetimdeki mahir liderlerin çözümleri ortaya koyarak aşağıdakilere empoze etmesiyle oluşur.

-Güçlü ve Birlik İçerisindeki bir Millet: Bireyler, milli amaca hizmet aşkıyla, canlarını vermek de dâhil, her türlü fedakârlıkta bulunmalıdırlar. Savaş ve
yayılmacılık, bireylerin kahraman karakterlerini ortaya koyabilecekleri uygun ortamlar ve yöntemlerdir.

-Koordinasyon ve Propaganda: Reklam, törenler, iktidar partisinde sosyal disiplin, lidere sadakat konusunda bir sembol ve belirleyici güç olması şarttır.

-Bazı geleneksel hiyerarşilere saygı: Örneğin ordu, aile ve kimi zaman da kilise.

-Sosyalist ve Liberallere karşı duyulan nefret: Sosyalistler, milli görüş karşıtı ve Sovyet uşağı hainler olarak; liberaller ise sosyalistlere karşı pasif kalan, bireysel değerlere önem veren, milli görüşü önemsemeyen, ulusu ve devleti zayıflatan yumuşaklar olarak algılanmalıdır.

-Yahudi Düşmanlığı: Şehirlerde yaşayan ve para kazanmaktan başka hiçbir kaygı taşımayan asalaklar, hırsız ve bozguncular olarak görülmeliler. Paralarını çalışarak değil mali manipülasyonlar yoluyla kazanırlar.

Sözün hulasası;

Hatırlatıyım dedim, nokta…

Paylaş
Önceki İçerikBursalı beşizler 1 yaşında
Sonraki İçerik16-2-2017-T.C. Ankara Batı 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NDEN544846
Gürcan Dağdaş

54. Cumhuriyet Hükümeti’nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP’den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP’den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.